Sevgiyi Sorgulamak

İlk bakışta sevginin sorgulanması garip görünebilir. Çünkü insan, çoğu zaman sevgiyi sorgulanacak değil, korunacak bir hâl olarak görür. Halbuki insanın hayatına yön veren, tercihlerini şekillendiren ve kaderine tesir eden en kuvvetli duygulardan biri sevgidir. Bu sebeple sevginin kendisi değilse bile yönü ve mahiyeti elbette tefekkür edilmelidir.
Çünkü aşk, çoğu zaman sevgiyle başlayan bir yolculuktur. Bu sebeple insan, sevgiyi sorgulayarak hangi yöne doğru yol aldığını bilmeli; kalbini bağladığı şeyin kendisini nereye götüreceğini düşünmelidir. Zira doğru anlaşılmayan bir sevgi, insanı hakikate yaklaştırabileceği gibi, yanlış bir yöne de sürükleyebilir.
Zira her sevgi aynı değerde değildir. Kalpte yer bulmuş olması, bir sevginin hakikat üzere olduğunu göstermeye yetmez. Çünkü sevginin kıymeti, yalnız şiddetinde değil; yöneldiği şeyin hakikate ne kadar yakın olduğundadır.
İnsan bazen bir fikri, bir şahsı, bir cemaati, bir mezhebi, bir milleti yahut bir ideolojiyi sever. Fakat sevdiği şeyin mahiyetini araştırmadan ona bağlandığında, sevgi hakikate açılan bir pencere olmaktan çıkar; kalbi ve nazarı daraltan bir perde hâline gelebilir.
Şu hâlde asıl sual şudur:
Ben neyi seviyorum değil; neden seviyorum?
Çünkü sevgi tek başına bir şeyi doğru kılmaz. Nice sevgiler vardır ki insanı adaletten uzaklaştırmış, nice bağlılıklar vardır ki vicdanın sesini bastırmıştır. Nice tutkular vardır ki insanı kendi nefsinin esiri hâline getirmiştir.
Eğer sevgi aklın rehberliğinden, vicdanın murakabesinden ve hakikatin ölçüsünden ayrılırsa, insanı marifete değil taassuba götürür. O vakit insan sevdiğini haklı görmek için hakikati eğip bükmeye başlar. Sevdiği şeyin kusurunu görmez, başkasının hakkını fark etmez olur.
Halbuki hakiki sevgi kör değildir. Hakiki sevgi, hakikati görmeye engel olmaz; bilakis ona daha derin bakmayı öğretir.
Bu sebeple insan yalnız sevdiği şeyle değil, sevgisinin mahiyetiyle de yüzleşmelidir. Kalbinde taşıdığı her sevgiye şu suali yöneltmelidir:
Bu sevgi beni Hakk’a mı yaklaştırıyor, yoksa nefsime mi?
Bu sevgi beni daha adil, daha merhametli ve daha insaflı mı kılıyor; yoksa başkalarını küçümsemeye ve dışlamaya mı sevk ediyor?
Çünkü her sevginin bir neticesi vardır. Hakka yönelen sevgi insanı olgunlaştırır; nefsin arzusuna yönelen sevgi ise çoğu zaman pişmanlık ve ıstırap doğurur.
Bugün insanlığın yaşadığı birçok ayrılığın, çatışmanın ve kırılmanın arkasında da sorgulanmamış sevgiler bulunmaktadır. İnsan bazen sevdiği şey uğruna adaleti unutur, bazen bağlılığı uğruna merhameti terk eder. Böylece sevgi, inşa eden bir kuvvet olmaktan çıkar; ayrıştıran bir vasıtaya dönüşür.
Oysa sevgi, yaratılış itibarıyla insanı kemale götürmek için verilmiştir. Kalbi daraltmak için değil, genişletmek için; insanı hakikatten uzaklaştırmak için değil, ona yaklaştırmak için ihsan edilmiştir.
İşte bunun içindir ki sevgi muhasebe ister. Her sevgi kendi mahkemesinde hakikat terazisine çıkmalıdır. Aklın şahitliği, vicdanın tasdiki ve adaletin ölçüsüyle tartılmalıdır.
Çünkü sevginin gerçek değeri, yalnız kalpte uyandırdığı sıcaklıkta değil; hakikat, adalet ve merhametle kurduğu bağda ortaya çıkar.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

CUMA KARAMAN

ERTUĞRUL İNCEKUL

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

Buğday fiyatları katlandı! Fakirin tek yiyeceği ek...

Gazeteci Alican Uludağ’ın sosyal medya hesabına er...

Protestolar sonrası Ukrayna'da dikkat çeken hamle:...

Ahbap için Fatih Altaylı, Ruşen Çakır, Özlem Gürse...

Bahçeli’nin yardm açıklaması butlan CHP'sini kızdı...






