Skeç şakası gibi! “Seçimli otokrasi; seçim olsun ama rakibim olmasın”!

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Çarşamba, Haziran 3 2026
Paylaş
X Post
CHP Diyarbakır Miletvekili Sezgin Tanrıkulu, iktidarın seçim mantığını şu sözlerle anlattı: “Mantık şu; seçim olsun, ancak her zaman Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun lideri kazansın… Başka bir seçenek ortaya çıkmasın. Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği mutlak bunlar kararı da bu anlayışın bir göstergesidir. Otokrasilerde siyasal iktidar ya bir kişinin ya da bir grubun elindedir. O kişi ya da grup devletin bütün kurumlarını kontrol eder. Meclis etkisiz hâle getirilir. Yargı bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkar. Denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılır. Bugün karşı karşıya olduğumuz karar da bu anlayışın bir ürünüdür.”
Skeç şakası gibi! “Seçimli otokrasi; seçim olsun ama rakibim olmasın”!

CHP’nin hukukuçu isimlerinden Sezgin Tanrıkulu, ‘mutlak butlan’ kararı ve son dönemde yaşananlar üzerinden iktidara yüklendi. Türkiye’deki rejimi ‘seçimli otokrasi’ olarak tanımlayan Tanrıkulu, iktidarın olası bir seçimde yenilgi alacağını gördüğünü ve yapılanların sebebinin de bu olduğunu belirtti. CHP’ye yönelik operasyonlara dikkat çeken Tanrıkulu, “Çünkü 2023 seçimlerinde iktidarın sandık yoluyla değişebileceği görüldü. Seçim ikinci tura kaldı. Ancak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi çok ağır bir yenilgi aldı. Önümüzde yeni seçimler var. Bu seçimlerin sonucunun, seçim gününe bırakılmadan garanti altına alınmak istendiğini görüyoruz. Seçimli otokrasilerde bunun yolu bellidir: Ya rakiplerinizi ve adaylarınızı devre dışı bırakırsınız ya da iktidarı değiştirme potansiyeline sahip siyasi partileri etkisiz hâle getirmeye çalışırsınız. Nitekim bunu yaptınız. Cumhurbaşkanı adayımız ve seçilmiş bir belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nu tutukladınız. Hakkında yürütülen soruşturmalar 14 aydır sürüyor. Eğer bu süreçten istediğiniz sonucu alabilseydiniz, belki de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu operasyonu gerçekleştirmeye ihtiyaç duymayacaktınız.” ifadelerini kullandı.

“Bu hukuk dışı yöntemlerinize karşı ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız.” diyen Tanrıkulu’nun Meclis’te yaptığı konuşmadan bazı bölümler şöyle:

Türkiye’de anayasada yazılı olan düzen maalesef değişti; Siyaset Bilimi literatüründe bu düzenin adı ‘Seçimli Otokrasi’dir. Mantık şu; seçim olsun, ancak her zaman Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun lideri kazansın; başka bir seçenek ortaya çıkmasın. Tam da buna uygun bir dönemdeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği karar da bu anlayışın bir göstergesidir.

Otokrasilerde siyasal iktidar ya bir kişinin ya da bir grubun elindedir. O kişi ya da grup devletin bütün kurumlarını kontrol eder. Meclis etkisiz hâle getirilir, bugün yaptığı gibi. Yargı bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkar. Denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılır. Bugün karşı karşıya olduğumuz karar da bu anlayışın bir ürünüdür.

Neden?

Çünkü 2023 seçimlerinde iktidarın sandık yoluyla değişebileceği görüldü. Seçim ikinci tura kaldı. Ancak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi çok ağır bir yenilgi aldı. Önümüzde yeni seçimler var. Bu seçimlerin sonucunun, seçim gününe bırakılmadan garanti altına alınmak istendiğini görüyoruz.

Seçimli otokrasilerde bunun yolu bellidir: Ya rakiplerinizi ve adaylarınızı devre dışı bırakırsınız ya da iktidarı değiştirme potansiyeline sahip siyasi partileri etkisiz hâle getirmeye çalışırsınız. Nitekim bunu yaptınız. Cumhurbaşkanı adayımız ve seçilmiş bir belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nu tutukladınız. Hakkında yürütülen soruşturmalar 14 aydır sürüyor. Eğer bu süreçten istediğiniz sonucu alabilseydiniz, belki de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu operasyonu gerçekleştirmeye ihtiyaç duymayacaktınız.

Ancak sonuç alamadığınız için şimdi hukukla açıklanamayacak başka bir yola başvuruyor, rejimin temel ilkelerini ortadan kaldırıyorsunuz.

Bakınız, Anayasa’ya göre siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partilerin varlığı, faaliyetleri, kongreleri ve seçimleri; herhangi bir üyenin ya da delegenin herhangi bir zamanda açacağı davalarla sürekli tehdit altında bırakılamaz. Çünkü siyasi partilerin işleyişi seçim yargısının denetimine tabidir. Bu hem Anayasa’da hem de Siyasi Partiler Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir.

Son derece yanlış bir iş yapıyorsunuz. Üstelik yarın aynı yöntemler sizin için de kullanılabilir. Örneğin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşundan bugüne kadar yapılan ilçe, il ve büyük kongrelerinin tamamına yakını tek adaylı gerçekleşmiştir. Bu durumda herhangi bir üye ya da delege, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir mahkemeye başvurarak partinin işleyişinin demokratik esaslara uygun olmadığını ileri sürebilir. Açtığınız yolun sonucunda ortaya çıkabilecek tablo budur.

“Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyin. Kararın 15. sayfasını okumanızı tavsiye ediyorum. Karar, 5 Mart’tan önce verilmiş olmasına rağmen UYAP’a yüklenmemiş. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının değişmesi beklenmiş. Bu değişiklik 6 Mayıs gerçekleşmiş. Ardından bayram tatili beklenmiş ve karar daha sonra UYAP’a yüklendi.