Temmuz’da Meclis’e sunulabilir: PKK’yla ilgili 10 maddelik yasanın detayları netleşti:

Okuma Süresi 4 dkYayınlanma Perşembe, Haziran 25 2026
Paylaş
X Post
PKK’nın silah bırakmasına ilişkin, Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı, muhalefetin ise “İmralı süreci” dediği düzenlemeye göre, örgüt üyelerinin silah bırakıp geri dönüşlerine yönelik “çerçeve yasanın” Meclis kapanmadan gündeme getirileceği öne sürüldü. DEM Parti ise süreçte iki ana başlığı dile getiriyordu: Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin düzenleme ve örgütün üst düzey kadrolarının geleceğinin belirlenmesi. Meclis’e sunulması beklenen düzenlemeden, ilk etapta herhangi bir suça karışmamış örgüt üyeleri yararlanacak.
Temmuz’da Meclis’e sunulabilir: PKK’yla ilgili 10 maddelik yasanın detayları netleşti:

AKP’nin bu kez yandaş Türkiye gazetesi yerine Nefes gazetesine verdiği habere göre, hükümet yetkilileri silah bırakma sürecinin henüz istenilen noktaya ulaşmadığını ancak belirli aşamaların geride bırakıldığını belirtti. AKP, silahların bırakılması örgüt üyelerinin dönüşüne ilişkin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporundaki “teyit mekanizmasına” göre oluşturulacağını söyledi.


AKP Sözcüsü Ömer Çelik son açıklamasında, “Gelinen noktada yeni aşamadayız. Terör örgütünün silahları tamamen bırakması için bir yasal çerçevenin oluşması gerekiyor” diye konuşmuştu.


AKP’li kaynak, Zap, Metina, Gara, Hakurk ve Kandil kırsalındaki bazı alanların kısmen boşaltıldığını ancak, silah bırakmanın kalıcı hale geldiğinin söylenebilmesi için teyit sürecinin tamamlanması gerektiği vurguladı. DEM Parti uzun süredir taslak metnin 7-8 maddeden oluşacağını dile getiriyordu. AKP’li yetkililer de amaç, tanımlar ve yürürlük hükümleriyle birlikte teklifin 10 maddeyi aşmayacağını ifade etti. Kaynaklar, kanun metninde “PKK” ifadesinin açık şekilde yer alacağını belirtilirken, teklifin adının “PKK'nın silah bırakması, kendini feshetmesi ve varlığını hukuken sona erdirmesine dair kanun teklifi” olabileceğini ifade etti.


 SUÇA KARIŞMAYANLAR

Edinilen bilgiye göre, düzenlemeden ilk etapta herhangi bir suç eylemine karışmadığı değerlendirilen örgüt mensupları yararlanacak. Bu kişiler için belirli bir süre adli kontrol mekanizmasının işletilmesi ve yaklaşık 5 yıllık bir siyasi faaliyet kısıtlaması uygulanması seçenekleri üzerinde duruluyor. Silah bırakan kişilerin örgütteki konumları, haklarındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile kesinleşmiş mahkumiyetleri ayrı ayrı değerlendirilecek. Parti kaynakları, “örgüt yöneticileriyle örgüt üyeliği veya yardım-yataklık suçlarından ceza alanların aynı kapsamda ele alınmayacağını, her statü için farklı süreçler öngörüldüğünü” belirtti.


ÖRGÜT YÖNETİCİLERİ YOK

Hazırlanan çerçeve örgütün yönetici kadrolarını kapsamıyor. İlerleyen dönemde infaz sistemi ve ceza mevzuatında yapılabilecek değişiklikler sonrasında bazı dosyaların yeniden değerlendirilebileceği belirtiliyor. Ancak mevcut teklifin odağında, silah bırakan ve herhangi bir suça karışmamış örgüt mensuplarının toplumsal yaşama uyumu ele alınacak.


TEMMUZDA GÜNDEMDE İDDASI

AKP kaynakları teklifin Temmuz ayının ilk yarısında Meclis’e sunulabileceğini belirtti. Parti kurmayları, teklifin birkaç gün komisyon gündeminde görüşülmesinin ardından TBMM tatile girmeden yasalaşmasının mümkün olduğunu ifade etti. Ancak bazı teknik başlıklarda çalışmaların sürdüğü, bu nedenle düzenlemenin yeni yasama yılına kalmasının daha güçlü ihtimal olarak değerlendirildiği belirtildi.


ÖCALAN’A STATÜ DEĞİŞİKLİĞİ YOK SAVUNMASI

AKP kaynakları, düzenlemede Abdullah Öcalan’a ilişkin herhangi bir statü değişikliğinin yer almayacağını da belirtti. Parti kurmayları, Öcalan’ın hâlâ cezası infaz edilen bir hükümlü konumunda bulunduğunu ve bu başlığın yasa teklifinin kapsamı dışında tutulduğunu ifade etti. Mevcut infaz koşulları çerçevesinde Öcalan’ın görüşme imkanlarının genişletilebileceği de değerlendiriliyor. Öcalan’ın gazeteciler, yazarlar, hukukçular, akademisyenler ve farklı toplumsal kesimlerin temsilcileriyle görüşmeler yapılabilmesinin önünün açılabileceğini, ancak bunun herhangi bir statü değişikliği anlamına gelmeyeceğini vurgulandı.