Ukrayna krizi bir çıkmaza girdi: AB ve Washington farklı değerlerden bakıyor

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Eylül 15 2025
Paylaş
X Post
Samanyoluhaber.com yazarlarından Arif Asalıoğlu yeni köşe yazısında, Rusya-Ukrayna savaşında gelinen noktayı ve tarafların duruşunu ele aldı.
Küresel bir krize dönüşen Rusya-Ukrayna savaşında barış adına  bir nebze adımlar atılmış olsa bile, son hafta tekrar başa dönüldü ve bir çıkmaza girildi. Kremlin, süregelen barış müzakerelerinin durdurulduğunu açıkladı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Ukrayna'daki savaşın en az iki yıl daha devam edeceğini belirtti. Rusya'nın "güvenlik garantisi" talebi ile Batı'nın "askeri varlık" planlarının nasıl uzlaştırılacağı önümüzdeki dönemin en kritik diplomatik sorunu olarak karşımızda duruyor. 

Her ne kadar müzakere adına, son zamanlarda bir hareketlilik olsa bile taraflar arasındaki temel anlaşmazlık noktalarının halen kalkmadığını söyleyebiliriz. Gelinen durum gösterdi ki Moskova, Ukrayna'daki çatışmanın çözümü için belirlediği koşulların değişmediğini ve Batı'nın bu koşulları kabul etmesi gerektiği hususunda geri adım atmıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Doğu Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "Ukrayna'ya asker gönderilmesi durumunda, bu askerlerin meşru hedefler haline geleceğini" belirtti. Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da, Ukrayna'da yabancı askerlerin bulunmasının Rusya için kabul edilemez olduğunu vurguladı. 

Bu açıklamalar, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri üstünlüğünü pekiştirme çabalarının yanı sıra, Batı'ya ve Ukrayna'ya yönelik stratejik uyarılar içeriyor. Kremlin, hem Washington’a hem de Avrupa başkentlerine Rusya'nın ana taleplerinden ödün vermeyeceğini gösteriyor. Rusya, Ukrayna'daki yabancı asker varlığının kabul edilemez olduğunu belirterek, Avrupa'nın Ukrayna'ya askeri destek sağlaması durumunda olası sonuçlara dikkat çekiyor. Bu durum, Ukrayna'daki çatışmanın geleceği ve Batı-Rusya ilişkileri açısından kritik öneme sahip. Putin'in mesajları, barış müzakereleri sürecinde Rusya'nın taviz vermeyeceğini ve askeri üstünlüğünü korumaya devam edeceğini açıkça ortaya koyuyor.

P