Zafer Bayramı gölgesinde Rusya’nın bölgesel adımları: Ermenistan “out”, Güney Osetya “in”

Zafer Bayramı gölgesinde Rusya’nın bölgesel adımları: Ermenistan “out”, Güney Osetya “in”

Moskova’da, Kızıl Meydan’da yapılan ve bütün ülke geneline yayılan Zafer Bayramı etkinlikleri Rusya için çok derin ve çok katmanlı anlamlar taşır. II. Dünya Savaşı'nda kazanılan zaferin yıldönümü olan 9 Mayısa dek gelen günlerde gerçekleşen törenler, hem tarihi anmaları hem de güçlü gurur anı olarak öne çıkar. Geleneksel olarak askeri geçit ve savaş araçlarının sergilenmesi gibi gövde gösterisine de şahitlik eder. Bu törenler, Rusya halkı için milli birlik ve dayanışmanın sembolüdür. Toplumun farklı kesimlerini bir arada tutan önemli bir tarihsel olaydır. Hazırlıkları aylarca sürer ve davet edilen başka ülke liderleri ile bölgesel ve küresel işbirlikleri ele alınır. Törenlere yabancı devlet adamları ve diplomatlar davet edilerek, siyasi müttefiklikler pekiştirilir veya yeni ilişkiler kurulur. Uluslararası kamuoyuna Rusya’nın tarihsel rolü ve günümüzde hala güçlü bir oyuncu olduğu hatırlatılır.


Geçtiğimiz hafta sonu Rusya, 81'inci Zafer Günü'nü kutladı. Devlet Başkanı Vladimir Putin, farklı ortamlarda yaptığı konuşmalarda bölgesel ve küresel konularda mesajlar verdi. Putin, Rusya’nın nazizm belasından dünyayı kurtardığını söyleyerek, “Nazizmin yenilmesinde belirleyici katkıyı yapanın, ülkesini ve dünyayı kurtaranın, acımasız kötülüğe son verenin, Hitler Almanyası'na boyun eğmiş devletlere (Avrupa halkları dahil) egemenliklerini geri kazandıranın Sovyet askeri olduğunu unutmayacağız." ifadelerini kullandı. Putin, konuşmasında, Ukrayna’daki askeri harekatla alakalı, “Donbass halkını korumak ve Rusya’nın güvenliğini sağlamak adına devam ediyor. Ateşkes seçeneğimiz, henüz savaşı bitirdiğimiz anlamına gelmez. Ancak topyekün seferberliğe gerek yok, mevcut güç ve kaynaklarımız hedeflerimize ulaşmak için yeterli” dedi.


Putin, konuşmasında küresel sistemin hızla değiştiğini vurgulayarak, “Bugün şekillenmekte olan daha adil çok kutuplu mimariyi görüyoruz. Bu mimari, Birleşmiş Milletler Şartı'nın tüm normlarına dayanmalı, eşit ve bölünmez güvenlik ilkesinden hareket etmeli, halkların kültürel ve medeniyet çeşitliliğini ve kendi kaderlerini belirleme haklarını dikkate almalıdır." dedi. Rus lider, çok kutuplu yapının artık bir gerçeklik haline geldiğini belirterek, bu modelin ancak eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde sürdürülebilir olabileceğinin altını çizdi. Putin, tek taraflı üstünlük arayışlarına karşı olduklarını açıkça ifade ederek şu uyarıyı yaptı: “Çok kutupluluk, yeni hegemonların ortaya çıkması anlamına gelmez." Rusya uzun süredir Batı'yı ve özellikle Amerika’yı tek kutuplu dünya düzenini sürdürmeye çalışmakla eleştirirken, Kremlin yeni güç merkezlerinin Asya, Afrika ve Latin Amerika'da yükseldiğini savunuyor.


Ülke liderleri ile yeni işbirliği fırsatları

Zafer Günü kutlamaları Moskova için ülke liderleriyle yeni işbirliği fırsatları kurma potansiyeline sahip önemli bir uluslararası platform sunar. Kremlin, Zafer Günü törenlerine çeşitli ülkelerden devlet başkanlarını, başbakanları ve üst düzey temsilcileri davet eder. Bu tür etkinlikler, resmi törenler dışında gayriresmî görüşmeler ve yeni işbirliklerinin zeminini hazırlar. Enerji, ticaret, kültür gibi alanlarda yeni işbirliği olanakları gündeme getirilir. Bu sefer tören öncesinde Kazakistan lider Tokayev ve Özbekistan lideri Mirziyoyev ile Kremlin’de görüşmeler gerçekleşti. Slovakya Başbakanı Robert Fico, Zafer Günü kutlamaları kapsamında Moskova'ya gelen yabancı liderler arasında yer aldı.


Rusya ve Kazakistan arasındaki ilişkiler genel olarak yakın, stratejik ve çok boyutlu olarak değerlendirebiliriz. Her iki ülke, “müttefiklik” ve “stratejik ortaklık” düzeyinde yakın işbirliğine sahip. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) gibi yapıların üyesi. Bu birliktelikler siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendiriyor. Aynı Kazakistan ile olduğu gibi, Rusya ve Özbekistan arasındaki ilişkiler de dostane, yakın ve giderek derinleşen bir işbirliği düzeyinde. Son yıllarda her iki ülke de ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine çıkarmak için önemli adımlar atıyor. Rusya, Özbekistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri; enerji, makine, tarım ve otomotiv alanlarında önemli işbirlikleri var. Rus şirketleri Özbekistan’da enerji ve sanayi yatırımları yapıyor. Özbekistan’dan Rusya’ya çok sayıda işçi göçü söz konusu; bu, iki ülkenin ekonomik ve toplumsal ilişkilerini daha da güçlendiriyor. Özbekistan, güvenlikte Rusya ile işbirliği yapsa da tam bağımlılıktan kaçınıyor ve bağımsızlık ilkesine önem veriyor.


Burada Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun katılımını özellikle vurgulamak isterim. Slovak lider, Facebook üzerinden yayımladığı uzun videoda, Kremlin'de Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği iki saatlik görüşmenin ardından AB'deki ortaklarına ileteceği ciddi mesajlar olduğunu belirtti. “Rusya ile eşit düzeyde siyasi bir diyaloğun olmaması büyük bir hatadır. Bu, görüşmelerde bir kez daha teyit edildi" dedi. Fico, Avrupa Birliği ile Rusya arasında yeni bir demir perde oluşmasını reddettiğini açıkça dile getirdi. Avrupa Birliği'nin Rus enerjisinden tamamen vazgeçme hedefini "ideolojik olarak motive edilmiş ve Avrupa rekabet gücüne zarar veren bir yaklaşım" olarak tanımladı: “Bir enerji bağımlılığını başka bir bağımlılıkla değiştiremeyiz, sırf Rusya'ya duyulan nefret yüzünden. Bu çok daha pahalıya mal olacak." Başta yüksek enerji fiyatlarının, 'Avrupa'nın kendi aptallığı ve Rusya'ya yönelik ideolojik saplantısı nedeniyle ödemek zorunda olduğu bir vergi' olduğunu söyledi. “Fico, ayrıca kısa süre sonra ABD'nin Avrupa'ya gaz ve petrol taşıma altyapısını satın alacağını, ardından Rusya'dan standart fiyatlarla enerji alıp Avrupa'ya "yüksek Amerikan kâr marjıyla" satacağını öne sürdü.


Putin'den Slovakya'ya enerji güvencesi, Ermenistan’a ‘Yumuşak Boşanma’ çağrısı

Vladimir Putin ise görüşmede Slovakya'nın enerji ihtiyaçlarını karşılamak için gereken her şeyi yapacaklarını söyledi. Rus lider, iki ülke arasındaki ilişkilerin AB ve NATO'nun "konfrontasyon hattı" nedeniyle zorlaştığını ancak diyaloğun yeniden tesis edildiğini belirtti. Putin konuşmasında Ermenistan ile ilişkilerine değindi. Avrupa Birliği’ne üyelik hedefi karşısında, öncelikle halkın iradesinin sandığa yansıtılması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde, Moskova’nın “yumuşak, entelektüel ve karşılıklı yarar sağlayan bir boşanma” sürecine hazır olduğunu belirtti. Putin, Ermenistan yönetimine doğrudan bir çağrıda bulunarak, ülkenin Avrasya Ekonomik Birliği (EAEK) ile AB arasındaki stratejik tercihini bir an önce netleştirmesi gerektiğini vurguladı.


Rus lider, Ermenistan’ın AB ile yakınlaşma iradesini 28-29 Mayıs’ta Astana’da yapılacak EAEK zirvesinde ele almaya hazır olduklarını ifade etti. Putin’in bu sözleri, Moskova ile Erivan arasında son dönemde gerilimli bir hal alan ilişkilerde yeni bir dönemin eşiğinde olunabileceğine yorumlandı. Putin, Aralık 2025’te Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yaptığı görüşmede de net bir mesaj vermişti: “Bir ülkenin aynı anda hem Avrasya Ekonomik Birliği hem de Avrupa Birliği üyesi olması mümkün değildir.” Ancak bu açıklamaları, Moskova’nın Erivan’ı tamamen kaybetmeye hazırlandığı şeklinde değil, daha ziyade kuralları önceden belirlenmiş bir “medeni ayrılık” ihtimalini güçlendiriyor. Putin’in “entelektüel” ve “yumuşak” ifadeleri, taraflar arasında ekonomik bağların tamamen kopmayacağı, ancak hukuki çerçevenin yeniden tanımlanabileceği sinyalini veriyor.


Önemli bir gelişme olarak Kremlin'de Güney Osetya Cumhurbaşkanı Alan Gagloev ile Rusya arasındaki entegrasyon antlaşmasına vurgu yapmak isterim. Gagloev, Kremlin'deki görüşmede yaptığı açıklamada, imzalanacak belgenin "Oset halkının yeniden birleşmesinin başlangıcı olacağını" belirtti. Güney Osetya lideri, "Yakın müttefiklik ilişkilerimiz yeni bir seviyeye çıkıyor" ifadelerini kullandı. Vladimir Putin ise anlaşmayı "mevcut anlaşma ve yasal çerçevenin geliştirilmesi" olarak nitelendirdi ve bu, öncelikle ticaret-ekonomi alanında ve Güney Osetya vatandaşlarının çıkarları doğrultusunda sosyal sorunların çözümünde ilişkilerimizi derinleştirme imkanı sağlayacak" dedi.


Sovyetler zamanında, Gürcistan’ın bir parçası olan Güney Osetya, 1992 yılında bağımsızlığını ilan etmişti. 8 Ağustos 2008 gecesi Gürcistan ordusunun bölgeye girerek başkent Tshinvali'yi topa tutmasıyla başlayan çatışmaların ardından, dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev bölgede askeri harekat başlatmıştı. Beş gün süren çatışmaların sonunda Medvedev, 26 Ağustos'ta Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanıdı. Aynı yıl Rusya ile Güney Osetya arasında işbirliği ve karşılıklı yardım anlaşması imzaladı. Yeni anlaşmanın, 2008'de imzalanan anlaşmayı daha da ileri taşıması ve iki ülke arasındaki ilişkileri "bütünleşme" düzeyine yükseltmesi bekleniyor. Uzmanlara göre anlaşma, başta ekonomik ve sosyal alanlar olmak üzere birçok sektörde ortak politikaların hayata geçirilmesini öngörüyor.

YAZARIN SON YAZILARI