Zeki Güven'in yıllar önce yazdığı savunma ortaya çıktı: Telekulak dosyasına dikkat çeken ayrıntılar

Ölümünden yıllar önce kaleme aldığı savunmada Güven, 1999 yılında kendisinin ortaya çıkardığı ve kamuoyunda “Telekulak Skandalı” olarak bilinen yasa dışı dinleme soruşturmasının ayrıntılarını anlattı, kendi ihraç sürecinde hukuksuzluk yaşandığını savundu. Ve hakkında soruşturma yürüten polis başmüfettişinin, geçmişte Telekulak dosyasında adı geçen emniyet mensuplarından biri olduğunu öne sürdü.
Güven’in savunması, hem Türkiye’nin en tartışmalı dinleme soruşturmalarından birine ilişkin dikkat çekici iddiaları hem de kendi meslekten çıkarılma sürecine dair değerlendirmeleri aynı dosyada bir araya getiriyor.
“963 TELEFON YASADIŞI DİNLENİLDİ”
Güven, Sakarya İdare Mahkemesi’ne gönderilmek üzere 8 Aralık 2014’te hazırladığı savunmasında, 1999’da Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde resmi teknik dinleme odasının dışında, emniyet binasının 8. katında gizli bir dinleme odası kurulduğunu ve bu odada mahkeme kararı olmadan yüzlerce telefonun kayıt altına alındığını söyledi.
Zeki Güven savunmasında, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakanı Bülent Ecevit, bazı milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı kurumlar, yüksek yargı mensupları, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve iş insanlarına ait toplam 963 telefonun yasa dışı şekilde dinlendiğini belirtti.
Güven, soruşturma kapsamında ayrıca bazı telefonların mahkeme kararlarında belirtilen süreden daha uzun dinlendiğini, olayın ortaya çıkmasının ardından ise hard disklerdeki kayıtların silindiğinin tespit edildiğini vurguladı.
“BU OLAYDA AĞIR SUÇLAMALARA HAFİF CEZALAR VERİLDİ”
Savunmada, söz konusu soruşturma nedeniyle 39 emniyet personelinin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiği, kurulun 29 Mart 2000 tarihli kararıyla çok sayıda personel hakkında önce 24 ay uzun süreli görev durdurma cezası verdiği, ardından bu cezaların 10 ay kısa süreli durdurma cezasına çevrildiği ifade edildi.
Üst düzey emniyet yöneticilerine ise önce dört ay kısa süreli durdurma, daha sonra birer günlük aylık kesimi cezası verildiğini hatırlatan Güven, “Mahkeme kararı olmadan yüzlerce telefonun dinlendiği bir olayda verilen disiplin cezaları ortadadır.” değerlendirmesinde bulundu.
“BENİM YAPTIĞIM TÜM DİNLEMELER MAHKEME KARARINA DAYANIYORDU”
Gazeteci Adem Yavuz Arslan’ın araştırmalarına göre, Güven’e yönelik suçlamalar ağırlıklı olarak Ergenekon davaları dönemiyle ilgiliydi. Güven’e gözaltına alındıktan sonra “Ergenekon operasyonlarının kurgu olduğuna dair” ifade vermesi için yoğun işkence yapıldığı iddia edildi.
Bu olaydan yıllar sonra, usulsüz dinleme yaptığı iddiasıyla 21 Mart 2014’te meslekten ihraç edildiğini belirten Güven, yaptığı bütün dinlemelerin hâkim kararına dayandığını savundu.
Savunmasında, müfettişlerin adli dinleme ile istihbari dinleme arasındaki hukuki farkı bilmediklerini öne süren Güven, tamamen yasal dinleme faaliyetlerinin yanlış yorumlandığını ve her bir dosya için ayrı ayrı ihraç talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü.
Güven, “İşlenen suçlar ve verilen cezalar irdelendiğinde bana isnat edilen suçların kıyasını takdirlerinize sunuyorum. Hiçbir mahkeme kararı olmadan yüzlerce telefon illegal bir oda kurularak dinleniyor ve bu dinlenen kişiler arasında devletin üst düzey yönetici ve kurumları da yer alıyor ve karşılığında bu cezalar veriliyor. Halbuki benim mahkeme kararı ile yapmış olduğu ve tamamı legal olan ve müfettişlerin yorum hatalarından ve adli istihbari dinleme arasındaki hukuki mevzuata dahi hakim olmadıklarından kaynaklanan raporlarında hakkımda her bir şahısla ilgili ayrı ayrı ihraç istenmesi ne kadar adildir ve ne kadar hukukidir takdirlerinize havale ediyorum.” dedi.
7 KEZ MESLEKTEN ÇIKARILDI
17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları’nın yapıldığı dönemde, Doğu görevini yapmak üzere Şırnak İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalışan Güven, 21 Mart 2014’te görevinden uzaklaştırıldı.
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen Güven’e görevden uzaklaştırma gerekçesi olarak, “Ankara İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığı dönemde (1997-2012), “usulsüz dinleme” yaptığı öne sürüldü.
Güven 8 Temmuz 2014’te ise, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun kararıyla, “son savunma” ve “sözlü savunma hakkı” dahi verilmeden her bir dosya için 7 kez meslekten çıkarıldı.
Güven hakkındaki bu soruşturmayı yürütmesi için, Ankara Emniyet’in içinden, o dönemin polis müfettişi Lütfullah Uğur Pekcan atandı.
KENDİSİNİ SORUŞTURAN MÜFETTİŞİN TELEKULAK DOSYASINDA ADI GEÇİYORDU
Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, polis başmüfettişi Lütfullah Uğur Pekcan (54), Zeki Güven’in vefatından 7 ay sonra ALS hastalığı nedeniyle 20 Şubat 2019’da vefat etti.
Zeki Güven’in savunmasında en dikkat çekici bölümlerden biri ise, idari başmüfettiş Lütfullah Uğur Pekcan hakkında dile getirilen iddialar oldu.
Pekcan, 1999 yılında kamuoyunda Telekulak Skandalı olarak bilinen soruşturmada adı geçen emniyet mensupları arasındaydı. Savunmaya göre Pekcan, o dönemde Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü Teknik Büro sorumlusu olarak görev yapıyordu.
Zeki Güven, dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel’in Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde yaptığı aramalarda yasa dışı telefon dinlemelerine ait ses kasetlerinin ele geçirildiğini de hatırlattı.
Savunmasında, Nisan 1999’da Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde yürütülen usulsüz dinlemeleri ve gizli odayı dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’a bildirdiğini belirten Güven, bu bilgilendirmenin ardından aralarında başkomiser Lütfullah Uğur Pekcan’ın da bulunduğu bazı personelin istihbarat hizmetlerinden uzaklaştırıldığını söyledi.
Pekcan, 963 telefon hattının yasadışı dinlenmesi ve gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesi kapsamında bu soruşturmada yargılandı. Zeki Güven ayrıca, 26 Aralık 2001 tarihinde Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde aynı olayla ilgili tanık sıfatıyla ifade verdiğini de savunmasına ekledi.
“HAKKIMDA HUSUMETLE HAREKET EDİLDİ”
Savunmada, geçmişte yaşanan bu olaylar nedeniyle Lütfullah Uğur Pekcan ile arasında uzun yıllara dayanan bir husumet bulunduğu, kendisinden intikam alındığı öne sürüldü.
Buna rağmen Pekcan’ın kendi dosyasına müfettiş olarak görevlendirildiğini belirten Güven, hazırlanan raporlarda diğer ifade sahiplerinden farklı olarak kendisine karşı hasmane bir yaklaşım sergilendiğini iddia etti.
Hatta dosyaya vakıf olan bazı kişilerin kendisine, “Senin bu müfettişlerle ne sorunun var?” diye sorduğunu aktaran Güven, savunma hakkını kullanmasının dahi raporlarda “soruşturmayı çarpıtma” olarak değerlendirildiğini ileri sürdü.
“SUÇLAMALAR SONRADAN DEĞİŞTİRİLDİ”
Güven, soruşturma sürecinde kendisine yöneltilen suçlamaların sonradan değiştirildiğini belirtti. Hakkında ilk soruşturma başlatıldığında “görevi kötüye kullanma”, “hukuka aykırı dinleme”, “gerçeğe aykırı rapor düzenleme” gibi iddialarla ifadesinin alındığını, ancak daha sonra suçlamaların “resmi evrakta nitelikli sahtecilik”, “iftira” ve “görevi kötüye kullanma” şeklinde değiştirildiğini söyledi.
İfadesinin ilk suçlamalara göre alındığını, buna rağmen müfettişlerin farklı suçlamalar üzerinden rapor hazırladığını belirten Güven, bunun savunma hakkını ihlal ettiğini savundu.
“MÜFETTİŞLER KENDİLERİNİ MAHKEME YERİNE KOYDU”
Savunmasının sonunda Güven, resmi evrakta sahtecilik, iftira ve görevi kötüye kullanma gibi suçlamaların ancak mahkemeler tarafından değerlendirilebileceğini belirterek, müfettişlerin bu suçların oluşup oluşmadığına kendilerinin karar verip disiplin cezası önermesini “hukuk skandalı” olarak nitelendirdi.
Ankara Valiliği’nin adli soruşturma izni kararının Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nde incelendiği süreçte hakkında disiplin işlemi tesis edilmesini de eleştiren Güven, adli yargılamada beraat etmesi halinde oluşacak mağduriyetin nasıl giderileceğini sordu.
KAYNAK: TR724 - SEVİNÇ ÖZARSLAN
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

TÜRKMEN TERZİ

HÜSEYİN ODABAŞI

ABDULLAH AYMAZ

185 CİMER başvurusu sonrası gözaltına alınan Deniz...

Ertuğrul Günay: Devlete ve millete silah çekenlere...

6 aylık bilanço: Asgari ücret TÜİK’e göre 4 bin 23...

10 yaşındaki Alperen'e çarpıp kaçmıştı: Alkollü ve...

Quba Camii’ni ziyaret eden Vali Gardner’dan Selimi...






