Çömelerek mi oturarak mı konuşacaklar!


Türkiye şeklin esasın önüne geçtiği bir dönemden daha geçiyor. Hakkari’deki karakol baskınından sonra da böyle oldu. Bir sürü insan baskınları, nedenlerini, istihbarat eksikliği olup olmadığını, baskıncıların çoban, çobanların baskıncı sanılmasının nedenlerini sorgulamıyor. Varsa yoka, çömelme... CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bu rüzgara kapıldı. Gediktepe’ye gideceğini açıklayan CHP lideri, “Ben çömelmem” buyurdu. Herhalde seçim afişi hazırlığında. Kendisi dimdik ayakta, Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı çömelmiş halde. Altına da “Çömelerek terörle mücadele edilmez. Dimdik ayakta durmak lazım” diye yazarlar. O nedenle şimdi liderler zirvesinin şekli de önem kazandı. Gerçi MHP lideri Devlet Bahçeli “katılmayacağını” açıklayıp kestirip attı. Herhalde Erdoğan-Kılıçdaroğlu zirvesi gerçekleşir. Şimdi asıl mesele oturma düzeni, Deniz Baykalkamera” şartı koymuştu, Kemal Bey de “ayakta durma” koşulu getirebilir. Erdoğan da işi iyice gerip “yok kardeşim, ne ayakta durması, çömelip konuşursak olur bu iş” diyebilir. Bu işin şakası. Başbakan ile ana muhalefet partisi liderinin görüşmesi bir gerekliliktir, zorunluluktur. Böylesi şiddetle sarsılan bir ülkede düzenli görüşmeleri ise şarttır. İki büyük partisinin liderleri arasında sağlıklı ilişki olmayan bir toplumun parlamentosunun sağlıklı işlemesi ise imkansız değilse bile çok zordur. Gerçi Kılıçdaroğlu’nun partiye ve gruba ne kadar hakim olduğu büyük bir soru işaretidir. Üstelik CHP lideri doğru olanı yapıp yurdu gezmekte ama bu görüşmelerde yaptığı konuşmaların üslubu değilde de içeriği bakımından güç kaybetmektedir. Kendine acil olarak güçlü bir danışman kadrosu kurması, partinin eski tüfeklerinin etkisinden çıkması gereği açıkça görülüyor. Ama bunu etkili bir biçimde yapabilmek için de arkasında demokrat zihniyetli ve güçlü bir uzman kadro oluşturması gerekiyor. Elbette bu nihayetinde Kılıçdaroğlu’nun kararı. Başbakan’la görüşmesi bir çok açıdan önemli. Birincisi PKK ile mücadele konusunda içinde bulunulan konumu bizzat Erdoğan’dan öğrenebilir. Kendi çözüm önerilerini masaya koyup, iktidarın çözüm önerilerini samimi bir ortamda sorgulayabilir. Ayrıca dün Diyarbakır’dan yükselen sivil toplum kuruluşlarının taleplerini birlikte değerlendirebilirler. Sadece bir iktadarı değil, ülkenin geleceğini ilgilendiren böylesi bir konuda bu tip görüşmeler yarar sağlar. Ayrıca Kılıçdaroğlu iktidarı en azından sivil toplum kuruluşlarını muhatap alma konusunda cesaretlendirebilir. Ben onun yerinde olsam Gediktepe dönüşü Diyarbakır’a uğrar bu kuruluşların temsilcileriyle biraraya gelirdim. Böylece CHP de bölgede varolmak açısından en azından bir adım atmış olabilir. Şiddeti diyalogla oluşturulan geniş platformlarda mahkum etmek ön koşul olmalı. Silahların sustuğu bir Türkiye bu derin ve kritik meseleyi daha özgürce tartışıp çözüm yolu bulabilir. Bunu da Kürtleri muhatap almadan yapamaz.
<< Önceki Haber Çömelerek mi oturarak mı konuşacaklar! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER