Akın Gürlek gayrimenkul zengini çıktı: Malvarlığı 10 milyon dolardan fazla, 190 yıllık maaşına denk

Okuma Süresi 105 dkYayınlanma Salı, Mart 17 2026
Paylaş
X Post
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Küçük turpun büyük marifetleri” diyerek duyurduğu basın toplantısında İstanbul Başsavcısı iken geçen haftalarda Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’in mal varlığını açıkladı.
Akın Gürlek gayrimenkul zengini çıktı: Malvarlığı 10 milyon dolardan fazla, 190 yıllık maaşına denk

Özel, “Akın Gürlek’in mal varlığını şimdiye kadar açıklaması gerektiğini, sürenin dolduğunu” söyleyerek, tapu kayıtlarını paylaştı. Özel, Gürlek’in konutlarının ve sattığı mülklerin toplam değerinin 452 milyon lira olduğunu öne sürdü. Özel, “11 konut ve 1 arsanın güncel toplam emsallerine göre ortalama değeri 325 milyon 500 bin lira. Alıp satılan 4 konutun işlem tutarı 126 milyon 500 bin lira. Yani mevcut taşınmazlarının ortalama değeri ve satılan mülklerinin toplam ortalama işlem hacmi 452 milyon lira. 1. Derece Hâkim maaşı alsa bile bu kadar serveti edinmesi için tam 190 yıl, yemeden içmeden çalışması gerekiyor. Ama marifetli Akın Bey bunları 19 yılda yapmış” dedi.

CHP lideri Özgür Özel, Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’e süre vermiş ve mal varlığını açıklaması çağrısında bulunmuştu. Gürlek, bu süre içinde konuya ilişkin olarak herhangi bir açıklama yapmadı. CHP lideri Özel, bugün partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Gürlek’in mal varlığını açıkladı.

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu ülke demokrasi tarihi boyunca çok darbeler gördü. Milletin iradesine yapılan her darbe halkı fakirleştirdi. birileri bu süreçlerden kısa süreli karlı çıktı ama tarih darbecileri değil, mağdurlarını haklı gördü ve çıkardı. Tüm kumpasta aparatlar, maşalar hep oldu. Sonra ödüllendirildiler.

Bu hikayenin iyi tarafı Kasım 2023’te başladı. Kimse hayal etmezken daha birkaç ay öncesinde büyük seçim yenilgisinden çıkmış bir parti kuruluş kodlarıyla düştüğü yerden ayağa kalktı. Kendisi bizimle siyasi rekabet edemeyeceğin anladı. kazanmak, karşısındakini kaybetmeye mahkum kılmak kolaydı. Bu sefer kendisini yenenlerle normal yollarla mücadele edecek takati kalmadı. Meclis’te oluşturduğu parlamento grubunun da kendisini seçim kazanıp sadece sandalye doldurdukları ve söylediklerini yapacakları bir grup olduğunu düşünüyordu. Partinin kurucularının bugün duydukları karşısında ne yapacaklarını merak ediyorum. onları izlemeye özel olarak davet ettim. Hiçbir kademesine güvenmeyen Erdoğan, siyasete müdahale etsin diye daha önce görülmemiş bir şey yaptı. AKP yargı kollarını kurdu ve göreve getirdi. İstanbul’a cumhuriyet başsavcısı yaptı. yargı kolları kurulmadan önce vatandaşlar adalet sisteminden mutlu değildi. F… borsaları falan vardı ve birileri de ‘aman ha’ olmasın diyordu. Bu sefer çeteleşme AKP’nin üst kademelerine sirayet etti. AK Toroslar çetelerine dönüştü. Erdoğan’ın beyaz torosları tarihe gömdük dediği gün beyaz toros paylaşımı yapacak kadar pervasızlar. Verilen siyasi talimatlara uygun olarak bir darbe planını adım adım işlettiler. Önce Esenyurt’a kayyım atadılar. Ardından Beşiktaş operasyonları… En sonunda ise bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar. Devletin 35 yıl önce ilanla davet ettiği ve 31 yıl önce de diploma verdiği bir öğrencinin diplomasını iptal etmek için devletin mührünü, imzasını inkar ettiler. yüzlerce kişiye uygulanan prosedürü 1 kişiye uygulandı diye durdurmak istediler. Üniversiteyi tehdit ettiler, dekanları istifa ettirdiler. İşi duvar boyatmak olan üniversite yönetim kuruluna bir iftar saatinde diplomayı iptal ettirdiler. Her darbenin bir bildirisi okunurdu. Bu da TRT’de okundu. TRT şimdi orada yayın yapıyor. 560 milyarlık yolsuzluk davası başladı demeyerek kendini tekzip ediyor. İBB’nin bütçe toplamının bile bu kadar etmediğini, hizmetlerin yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin altında durmuyor başka yalanlara sarılıyor.

Bu operasyonların yürütücüsü Başsavcı 2005’te Marmara Hukuk’tan mezun olmuş. Önce İzmir sonra Edirne’de aday hakimlik yapmış. 2011’de yükselmeye layık görülüp Kayseri’ye hakim olmuş. 2014’te Burdur, sonra Tekirdağ’a atanmış. 2016’da da İstanbul’da hakim olarak göreve başlamıştı. Akın Gürlek, tesadüflerin değil kuklaların ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir görevlendirilmişliğin görevini yerine getirme kişisidir. Bilirkişi ile çok yakın oldu. Adı Satılmış Büyükcanayakın. Meğersem oralarda pilot uygulama yapıyor, Akın Bey ile antreman yapıyor ve birlikte çalışıyorlarmış. Yolları Akın Gürlek İstanbul’a gelince kesişti. İşte o başka bilirkişilerin herhangi bir suç yok diye rapor verdiği, itiraz edilen bilirkişinin suç yok dediği yerde Ahmet Özer’e doğrudan ilişkisi olmadığı halde sorumluluğu değerlendirilmekte deyip altlık yapmış kişidir.

Belli bir yere gelirken eğri oturup doğru konuşacağız. AKP’li birçok hukukçu izliyor bu toplantıyı. Bir yerde cumhuriyet başsavcısı olmak şartları var. Bakın, Türkiye’de aranıp bulunamayan hakimin ve başsavcının performansına bakın! Selahattin Demirtaş’a hapis cezası veren ki uğradığı haksızlığı Sayın Devlet bahçeli de ifade ediyor. Ceza veren o idi. Verdiği ceza önce AYM ve sonra AİHM tarafından bozuldu. Sırrı Süreyya Önder’e ceza verdi, AYM’den bozuldu ve serbest kaldı. Sırrı Süreyya anlattı bana. Bu Akın’ı benden iyi tanımazsın dedi. Sırrı Süreyya Önder’in yattığı hapse haksızdı diyen kalmadığı gibi benzer bir göreve yine davet edildi. Onu hapiste yatan kararı Akın Gürlek verdi ve AYM bozdu. Selçuk Kozağaçlı’nın, Sözcü gazetecilerine ceza veren Akın Gürlek’ti. Nerede bir AYM kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var. Sırrı Süreyya Önder kararı Anayasa Mahkemesinde 15’te 15’le bozuldu. Hiçbirini ne Deniz Baykal ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel atamadı o Anayasa Mahkemesi üyelerinin. Tamamı AK Parti döneminde Sayın Gül ve Sayın Erdoğan tarafından atlanmış üyelerin 15’te 15 hak ihlali dediği bir kararı düşünün.

Adalet bakan yardımcılığı dinlendirme ve daha sonrası için cesaretlendirme yeriydi. Kanun diyor ki bir hakim, savcı siyasete girerse mesleğe geri dönemez. Bu şartlar altında başsavcı olarak atandı. Tek beklenti CHP ve İmamoğlu’nun yürüyüşünü kesecek operasyonlar yapmasıydı. Sabahın köründe koçbaşı ile kapı kırmalar, kapıyı atan kadını ittirip yatak odasından kocasını sadece canlı bombalara uygulanan prosedürle almalar, yetkisi olmayan illere yapılan operasyonlar…. Akla hayale gelmeyecek bütün hukuksuzluklar. Ailelere dokunuldu, eşlere evlatlara dokunuldu. Anlatıyorum bunu, anlatıyorum. Meclis Başkanımız bunları anlatınca efendim bunlar olabilir mi deyince ört ki ölem diyor bana. Cumhurbaşkanı yardımcımız da bir cami açılışında anlatıyorum. Böyle şeyler var mı?

Allah aşkına bakın diyorum. Önceki Cumhurbaşkanı yardımcımız diyorum. Ben beyefendiye bunları izah ederim. Tayyip Bey biliyor olamaz diyor. AK Parti milletvekillerinden uçakta yanımızda olup şunlardan uçakta yanıma bir milletvekili düştüğünde 52 dakika bunları anlatıyorum. Teker yerden kesilip yere konana kadar bunları anlatıyorum. Bir tane savunan yok. O yüzden bugün mesaj attım hepsine. Açın bir izleyin. Yalvardım ya. Kadına soruyor. Çocuk var mı? Var. Koca yokmuş? Yok. Kim bakacak? Anne. Kaç yaşında? 84. Eyvah eyvah. Hadi o zaman buna imza at da git annenden çocuğu al. Diyor ki kadın nasıl atayım Özgür Bey diyor. Bütün ihaleleri Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla verdin de diyor. Özel sektörden geldim. En iyisini yaptım, en iyi parayı kazandırdım kuruma. Bu kadar da kara geçirdim. Ekrem Bey karışmadı. Nasıl imza atayım? O zaman sana iyi günler diyor. Sanıyor ki Silivri’ye gidiyor.

“İmzayı at, filtre kahve iç”

Gidiyor Düzce’de 28 kişilik koğuşa 42. olarak yerde yatıyor. Müşterek tuvaleti temizlik var. Yeni geldi diye o görevi hep onu veriyorlar. Sonra ses sistem bağlanıyor. “Çok seviyormuşun sana filtre kahve yapayım mı? Gel hadi imza at” diyor. Fatih Keleş’e dört kere getiriyorlar. Avukatım nerede? Sohbete çağırdık. Başsavcı orada. Ne işin var senin orada? 3 savcı orada. Ne işin var hepiniz burada? Bir savcı bir avukat lazım bana. Sohbete çağırdık. Kasa nerede? Kasa yok. Para nerede? Öyle bir şey yok. Bunlara demişler ki kişi kendinden bilir işi. Havuz yapmışlardır.

“Binali bey misali…”

Binali Bey misali. Arkadaşlar bilmeyen mi var ya bu salonda bilmeyen mi var? Ne demek havuz medyası? TMSF satarken Sabah’ı ve benzer elindeki basın yayın organlarını… Binali Bey kamu ihalelerinden para kazanan herkesten bir havuz yaptı da buraları almadı mı? Almadıysa Allah benim belamı versin. İnkar eden bense onun belasını versin. Havuz medyasının ne olduğunu o kurumlarda çalışan muhabirinden kameramanına en tepesindekine bütün Türkiye’yi herkes bilmiyor musun?

“Albayraklar’ın sistemi varmış”

Bir havuz vardır. Albayraklar zamanında İBB’de sistem derlermiş adına. Ben ömrümde duymadım sistem diye bir şey. Sonradan bir öğrendim ki İBB Tayyip Bey’deyken Albayraklar pano reklam panosu işinde bir sistem kurmuşlar. Parayı vermeyen para payı alamazmış. O para da o zamanlar “cihat için alınınca rüşvete sayılmaz” da derlermiş işleri rahatlasın diye. İktidara yürüyüş parasıymış. İddianamenin özü bu. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları bir sistem kurdular. Önce İBB’yi sonra partiyi sonra ülkeyi ele geçirip yönetime gelmek istiyorlardı. Kaynak için sistem kurdular. Tayyip Bey’in kişi kendinden bilir işi ya da Binali’nin işi diye tarif ettiği işi gidin bulun. Namusuma şerefime yemin ediyorum. Günün birinde çıkar. Kesin AK Parti’nin yöneticilerinin birinin babasının bahçesindeki kuyuda para kasası vardır. Bütün yaz onu aradı manyaklar. Birilerinin tarlalarına kasa gömmüşlerdi. Dozerle onu kazıyor. onu arıyor deliler. Kendi kasalarını alıyorlar 30 yıl önceki. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanacak. Biz öyle yaptıydık bu kazandığına göre öyle yapmıştır diyor.

O yüzden bir kuruş bir para bulunamıyor, belge bulunamıyor. O yüzden olmayan yolsuzluk kadına iftira senedili imzalattırılıyor. Şimdi o nasıl o imzalar hangi paralara döndü ne oldu geliyoruz. Ama şunu ilk önce bir görelim. Bugüne kadar ne yaptınız diye sorsak biri bana. Mesela neyi yakaladık? Şunu yakaladık arkadaşlar.

Yener Toruner adlı İBB davasından tutuklu daha önce İBB’den ihale almış bir şirketin mali işlerini yapan, bankadan parasını çeken ödemesini yapan kişi tutuklu. Bu kişiye bu kişinin oğluna bir avukat gidiyor.

Avukat diyor ki baban bu iddianameyi, bu itirafnameyi imzalayacak. Çünkü para bulamıyorlar ya. Paralar verdim. Şu kadar da para vereceksiniz baban hafta ve perşembe serbest kalacak. Çocuk kendi bu laflara inanamıyor. Ailesiyle birlikte bunları dinliyor. O sırada inansın diye savcıyla da telefonda konuşturuluyor. Ben de savcının telefonda dedikleri kaydı, kuydu, cartı, curtu hepsini topluyorum. HSK’ya götürüyorum ve diyorum ki bir tutuklunun ailesine itiraf, iftira artı para karşılığı serbestlik teklif etti bu avukat. Bakın hangi tutuklu olduğunu söylemiyorum.

“Bundan büyük kanıt var mı?”

O gece yapılan operasyon o avukatın konuştuğu kişiyle ben söylemiyorum. Konuştuğu kişiyi Artvin’de yayla evinde jandarma arıyor. Çocuk ertesi gün Artvin’de teslim oluyor. İstanbul’a getiriliyor. Bu sırada adını verdiğim avukat yani bakın ben Mehmet Yıldırım diyorum. Savcı Mehmet Yıldırım’ın konuştuğu kişiyi kendi biliyor. Bundan büyük kanıt var mı? Ben demiş miyim Yener Toruner’in oğluyla konuştu. Ben Mehmet Yıldırım bir tutuklunun oğluna şunu teklif etmiş diyorum.

Artvin’de onu gözaltına almaya gidiyor. Sonra iş sıkıya gelince çocuk çatır çatır ifadesini verince Mehmet Yıldırım telefonunu kapatıyor. Arkadaşından ödünç araba alıyor. Antalya Kepez’de tesadüfü jandarma taramasına yakalanıyor. Başkasının arabası, telefon, kimlikler kayıp. Yunanistan’a kaçmak üzere giderken. Bu Mehmet Yıldırım geldi ev hapsi verdiler. Şu anda ev hapsi kaldırıldı arkadaşlar. Tutuklamalarda gerekçe ne? Kaçma şüphesi değil mi? Yunanistan’a kişi kaçarken yakalandığını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı söyledi. O gün tansiyon vardı. Kaçıyordu yakaladık. Ev hapsi yaptılar, evden de dışarı saldılar. HSK’nın önünde bu duruyordu aylardır.

Murat Kapki, Mücahit birinci, AK Parti yöneticisi, geçmiş dönem MKYK üyesi falan. Murat Kapki’ye gidiyor. “2 milyon dolar verirsen seni buradan çıkaracağız.” diyor. Bu konuda Murat Kapki beyan veriyor. Kamera var, kamerada uzattığı kağıt var, ifade elimizde var. Mücahit birinci AK Parti tarafından ihraç ediliyor, avukatlık kanunu gereği davet ediliyor. Gidiyor, ifade veriyor, şimdi de dolaşıyor. Ben Mücahit Birinci’ye bir şey de demiyorum şu anda. Mücahit Birinci yargılanır, cezası varsa olur. Peki, birisine para teklif eden, “Ver bana bu parayı, seni serbest bıraktıracağım.” diyen, daha önce de birçok itirafçının avukatlığını yapmış olan birisinin konuştuğu savcının bir merak uyandırmaması nedir? Bir soruşturma açılmaması nedir? Şu anda Mücahit Bey de geziyor, Mehmet Yıldırım da geziyor. Savcılar da nerede onlar? Ya terfi aldılar, ya bakan yardımcısı falan oldular. Geliyorum şimdi. Gizli tanık buluyorlar. Adını Meşe koyuyorlar. Meşe’nin sorularıyla Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız tutuklanıyor, iddianame çıkıyor, Meşe yok. Nerede Meşe? Meşe delirmiş. E ne yaptınız? Meşe’nin ifadeleri düştüğüne göre tutukluluk düştü. Yok.

Gizli tanık ifadeleri

Aynı ifadeyi İlke verdi bu sefer. Kopyalayıp yapıştırmış. Virgül, noktalı virgül, cümle düşüklüğü, küçük büyük harf hataları dahil, Meşe ne dediyse İlke’ye onu dedirtmişler. Tanıklıkta oyuncu değişikliği olur mu? Tanık oyuncuysa bu mesele senaryo değil mi? Ama buna da sustular. Bunu da HSK’nın önünde toplam 5 başvuru var. Biri boş bekledi, sonuçlanmadı. Dört tanesine “Soruşturduk, suç bulamadık.” dese canım yanmayacak. Soruştursa, suç ortada, bulamadık dese kendi yanacak ya. Basit bir kararla “Soruşturmaya gerek yok.” soruşturmadık. Dosyayı açmadık. Şimdi bir görsel geliyor. Bu görsel bu kadar hukuksuzluğu tabii ki çeteleşenler yapabilir. Ama Akın Gürlek’in her söylediğini herkes yapmıyor. Hakimler var namuslu, şerefli, dürüst, Allah’tan korkan, talimatla iş yapmaktan korkan hakimler var.

İmamoğlu davasına bakan hakimlerin “sürülmesi”

Bunlardan örneğin Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü davası vardı. Tam 1000 gün olmuştu. Savcı mütalaa verse iş bitecek, suç yok. Savcıya diyor ki “Ver mütalaanı.” Beş kez üçer arayla kaçtı, kaçtı, kaçtı. En son hakim dedi ki “Mütalaanı ver.” “Veremem, hazır değilim.” 1000 gün olmuş. O zaman mütalaanı niye vermediğini söyle.

Diyemem, hazır değilim. O zaman karar dedi, Ekrem İmamoğlu’nun beraatine. Ekrem İmamoğlu’nun beraatine karar veren hakimin yolculuğunu 3 numarada, şu 3 numarada Diyarbakır’a sürülürken göreceksiniz arkadaşlar. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü davasının hakimi 3 numaradır. Diplomada sahtecilik davasına bakan hakim Ekrem Başkan’ın tutuklu avukatına SEGBİS’te savunma yaptırdı diye Kahramanmaraş’a sürülmüştür.

Bir numaralı hakimdir. İstanbul’dan Kahramanmaraş’a gidişini göreceksiniz arkadaşlar. Ekrem Başkana ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla yargılandığı davada beraat kararı veren hakim 2 numarayla Kahramanmaraş’a sürülen ikinci hakimdir arkadaşlar. Ahmak davasına bakan hakim direnince Samsun’a sürülmüş. Ahmak davasının istinaf aşamasında bakan heyetin başkanı ve üyeleri de daha karar verilmeden önce başka mahkemelere İstanbul içinde sürülmüştür.

Samsun’a giden hakimi 4 numarada göreceksiniz arkadaşlar. Akın Gülle’ye hakaret davasında beraat isteyen hakimi İstanbul İş Mahkemesi’ne tayin ettirdiler. 5 numarada göreceksiniz arkadaşlar. İstanbul’un üstünde İş Mahkemesi’ne tayin edilen, bilirkişi davasında bakan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kararı 2’ye 1 verirken şerh koyan hakimi 10. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdiler arkadaşlar. Ağır cezadan Asliye Cezaya. İstanbul Mali Şube Müdürü talimatları yerine getirmeyince tenzili rütbeyle cezalandırılıp İstanbul Mali Şube Müdürlüğü’nden Başakşehir’e İlçe Emniyet Müdürü olarak sürüldü. İlçe Emniyet Müdürü olarak sürülen arkadaşımızın 6 numarada, 6 numarada İBB soruşturmasında İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne düşülen hakim olarak göreceksiniz.

Buradaki dosyadaki 8 kişide Akın Gürlek’in istediği gibi karar vermeyen ya da kararı verilen karara şerh koyan, Sabahın köründe ki şu zulmü yap deyince de “Öyle değil telefonla çağırırım falan gibi” sözler söyleyen kişilerin düştüğü durum ortada arkadaşlar. Talimata uyanlar gönderildiler. Talimata uymayanlar ise ödüllendirildiler. 2 numaralı görsele geçelim. Bu kadar hukuksuzluğu yapan kişi Adalet Bakanı oldu. Bir gün önce 23.59’da ben tarafsızım diyen kişi 00.0’da ana Resmi Gazete’de yayınlanan atama kararıyla AK Parti’nin bakanı oldu.

Ertesi gün AK Parti İl Başkanları toplantısında “Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim.” dedi arkadaşlar. Aklımızı oynatmış olmamız lazım bunların konuşulduğu bir ülkede siyaset yaparken, gazetecilik yaparken her şey normalmiş gibi davranmak için. İstanbul’daki yardımcısı Can Tuncay bakan yardımcısı oldu. Diğer yardımcısı Burak Ceyhan bakan yardımcısı oldu. Ekrem Başkanı tutuklayan hakim Songül Özdemir Aydoğdu’nun eşi Abdullah Aydoğdu bakan yardımcısı oldu. Ayrıca Mehmet Murat Çalık ve İBB Kumpas davalarında tutuklama kararları veren Berna Tutka, Akın Gürlek’in devir teslim törenine geldi. Arkadaşlar, bu bir devir teslim töreni.

Bakan yardımcılarını hatırlattı

AK Partili Adalet Bakanı AK Partili yeni Adalet Bakanı’na devir teslim yapıyor. Siyasi bir görev. Bu arkadaş Ekrem İmamoğlu’nu tutuklayan hakimin eşi Abdullah Aydoğdu o an itibarıyla İstanbul’da bir mahkeme de görevli 7. İdare Mahkemesinin başkanı. O an bakan yardımcısı atamaları bir hafta sonra olacak. Bir hafta boyunca öbür eskilerle devam etti ya. 7. İdare Dairesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu tutuklayan mahkemenin hakiminin eşi devir teslime gelmiş. Siyasi devir teslim töreninde. Peki bu hanımefendi Mehmet Murat Çalık’ın anasını ağlatan, deyim yerindeyse 4 dörtlük madden ve manen onunla bir bütün Türkiye’yi ağlatan Berna Tutkan.

Kendisi hakim ve halen hakim arkadaşlar. Salonun diğer tarafında duranlar da o gün İstanbul’daki Cumhuriyet Başsavcıları ama sonradan bakan yardımcısı olacaklar. Bu çeteye her birinize görev hazır. Bakın bir 4. bakan yardımcısı var ilintisiz. Yani ne geçmişte görev yapıyor ne o anda hakim. O da 2019 öncesi İBB’de avukat olarak çalışan, AK Parti teşkilatlarında görev yapan Sedat Ayyıldız… En masumu bu. Çünkü eskiden avukatmış, AK Partiliymiş, bakan yardımcısı olmuş. Geri kalan hepsi kürsüden geliyor. Eşinin kürsü kararından besleniyor, kendisi başka bir kürsüde oturuyor. Bu devir teslim yapılırken bunlar bayağı bayağı cübbeli hakim bunlar.

41 tane ağır ceza var. Türkiye’de doğal hakim ilkesi var. Tesadüfen birine düşmesi lazım. %2.1 ihtimal nasıl tutuyor arkadaşlar? Savcı belli, düşeceği mahkeme belli. Mahkemenin hakimi Akın Bey’in hem hemşehrisi, hem geçmişte bütün kararları birlikte verdiği yardımcısı. Seçmişler o mahkemeye düşüyor %2 ihtimalle. Ama o mahkemede bir hakim var, ikide yardımcı var. Ya burada bir arıza çıkarsa emin miyiz bunlardan? Emin değiliz. O zaman bu mahkemeye 3 kişi daha yolluyorlar. İki yardımcı yerine iki yardımcı geliyor. Bunlar 1 yıl 10 aylık hakimler. Akın Bey’in hemşehrisiyle bir heyet oluyor. Bu heyetin tek görevi İBB’ye bakmak oluyor. Öbür riskli iki hakime ise münasip bir başkan veriliyor. 40’daki diğerlerine bakacak. Yani kurayla düştüğü yetmezmiş gibi düştüğü yeri yaksın diye riskli olabilecek iki üye yerine de yeni iki üye geliyor. 1 yıl 10 aylık kuyruklu AKP’lilerden. Peki nasıl olacak bu iş? Bu arkadaşlar yargı dağıtacaklar. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde üye olmak için geçmiş gelenekler gelince 20 yıldan aşağıya kıdem kabul etmez diyor işi bilen herkes. Aksini söyleyen varsa çıksın ben özür dileyeceğim. Kürsünün toplam kıdeminin 75 yılı bulması beklenir. Kürsüde 10 yıl 8 ay kıdem var arkadaşlar. Üçünün toplamı ha. Birinin 10 yıl olması lazım zaten 1. sınıfa ayrılmak için. Avukatlıkta yapan sürenin 3/2’si yazmışlar 15 Temmuz sonrası. 7 yıllık kıdemiyle başkan, iki tane de başkan. İşte onlar 6 gündür mahkemeleri yürütemeyen, yönetemeyen, perişan olan, birbirine yumurta gibi tokuşan, ne yana yürüyeceğini bilemeyen, gık denince kaçtım ben oynamıyorum yarın olsun deyip Bakırköy Başsavcısına yasak yaz bilmem ne yaz diyenler bunlar. Liyakat yok, tecrübe yok, güven yok, özgüven yok, karşıya bir güven telkin etmek yok. Şimdi işte böyle olunca ne oluyor? Bu işi herhangi birine yaptırabilir misiniz? Herhangi birine. Bir güvencesi olmayan, şimdi koştu, birazdan söyleyeceğim. Bakanlık, milletvekili dokunulmazlığına tek bakanlık dokunulmazlığı. Tayyip Bey’in kuralı ne? Bütün bakanları milletvekili adayı yapıyor. Ucu ucuna bağlı iktidar değişirse boşluk çıkmasın. Muhalefette kalırlarsa milletvekili dokunulmazlığıyla kurtulacak bu arkadaşlar. Hesap o. Birazdan anlatacağım hesabı. Geçen dönem hepsi birden olduğu için, geçen dönemin bakanlarından biri hariç hepsi milletvekili olarak kıstılar yeterince rakam olmadığı için istifade ettiremedi. Mahsur kaldılar mecliste. Muhalefete düşersek yargılanamasınlar hesabına. Şimdi bu ödüllendirmeler sadece kariyer yükselişiyle sınırlı kalmadı. Toplantımızın da konusu olduğu üzere ortada açıklanamayan bir lüks yaşam, zenginleşme vardı. Bu savcıya da seçim kampanyasında 40 gün bir iş adamı araba vermiş Avcılar’a diye Avcılar Belediye Başkanı içeride tutanlar Akın Gürlek’e görevi boyunca bir iş adamından tahsisli İBB’den aracı verdiler. 540 gün boyunca lüks araca bindi. Boğaza nazır lüks bir villa verdiler. Şerefli namuslu savcılar hakimler mütevazi, mütevazi lojmanlarda kalırken ya da kirada dururken sadece o lüks villanın tadilatına 62 milyon TL harcandı bugünkü kurla.

Akın Gürlek “yat aldı” iddiası

62 milyon TL. 87 yıllık maaşıyla alamayacağı yatı alacı gözüyle gezdi. Pazarlık etti. Lüksemburg’da, Lüksemburg’da o yatın bir eşi var şimdi limanda demirli. Türkiye’den alınmadı. Hollanda’dan alındı Lüksemburg’da bir limanda demirli. Biz Cumhuriyet Hak Partili olarak soruşturmalarda yapılan haksızlık, hukuksuzlara yapılan tehditleri, İBB borsası haksız kazanç hepsinin delili var, ispatı var dedikçe HSYK’dan bir mürakıp gelip sormadı. 5 dosya yolladık kapağını açan olmadı. Peki bugün ne oldu arkadaşlar? O HSK’nın başkanı Akın Gürlek oldu. Şimdi bunların hesabını sorması gereken yerin başı Adalet Bakanı olduğu için Akın Gürlek oldu.

Akın Gürlek’in mal varlığı

Şimdi, toplantının en heyecanlı yerine geldik. Tüm bu hukuksuzlukları yapan, kanunu çiğneyen, haksız kazançlar elde eden bu kişinin bir de taşınmaz serveti var. Kendisine söyledim. Mal varlığını açıkla, yoksa ben açıklarım dedim. Verdiğim süre doldu, hala mal beyanı ortada yok. O yüzden iş başa düştü.

Akın Bey, bugüne kadar 230 ay, yani 19 yıl devletten maaş aldı. Aldığı en yüksek maaştan hesapladığınızda bile 19 yıl boyunca aldığı maaşın toplamı 45 milyon lira ediyor. Yani 19 yıl yemese içmese tüm parası 45 milyon lira. Ama mal varlığı öyle mi? Bugün sadece taşınmazlarını söyleyeceğim.

1 Haziran 2012’den, 8 Eylül 2025 tarihine kadar olan taşınmaz alım satım bilgilerini, örnek görsel tasarımlarıyla açıklıyorum.

  • TAPU 1: İstanbul Kartal Esentepe’yle perdeyi açıyoruz. Avrupa Konutları projesinden konutun ortalama değeri 26 milyon 250 bin lira. Akın Gürlek burayı çok sevmiş ki aynı siteden bir daire daha almış.
  • TAPU 2: Emsal konutların ortalama değeri 26 milyon 250 bin lira. 2 konutunun ortalama değeri 52 milyon 500 bin lira. Yani Akın Gürlek, 19 yıl boyunca aldığı maaşları hiç harcamasa, üstüne 7,5 milyon lira kredi çekerek bu iki daireyi alabiliyor. Ama bununla bitmiyor.
  • TAPU 3: İstanbul Beykoz, Çavuşbaşı Mesa Orman’da villa. Ortalama değeri 85 milyon lira. Bitti mi? Hayır.
  • TAPU 4: Avcılar Ispartakule Bizim Evler projesi. Ortalama fiyatı 15,5 milyon lira.
  • TAPU 5: Tuzla Merkez’deki emsali konutların ortalama değeri 10 milyon lira. Akın Gürlek, Ankara’dayken de boş durmamış.
  • TAPU 6: Ankara Çankaya’da, Park Joven Sitesi’nde ev almış. 360 derece Ankara manzaralı. Ortalama değeri 35,5 milyon lira. Ankara’da bir tapu daha.
  • TAPU 7: Çankaya Lodumlu – Beytepe Mahallesi, VIP Tower Beytepe projesinde daire. Ortalama konut değeri 25 milyon lira. Ankara’da bir başka tapu
  • TAPU 8: Çankaya Lodumlu – Beytepe’de, Mahall Ankara’dan almış. Ortalama değeri 17,5 milyon lira. Ankara’da bir tapu daha var
  • TAPU 9: Çankaya Lodumlu – Beytepe’de, Mira Rezidans’ta bir daire, ortalama değeri 23 milyon lira. İstanbul’da 5, Ankara’da 4 taşınmaz mülk yeterli mi? Hayır, sırada İzmir var.
  • TAPU 10: İzmir Konak, Halkapınar’da Mahall Bomonti İzmir’den 1 daire almış. Emsal daire değeri 27 milyon lira.
  • TAPU 11: Aynı projeden bir daire daha almış. Ortalama değeri 27 milyon lira. İzmir’deki 2 daire fiyatı toplamda 54 milyon lira. Üç büyük kentte toplam 11 taşınmaz tapusu yeterli mi? Hayır.
  • TAPU 12: Denizi gören bir de arsa var. Çanakkale Gelibolu’daki 500 metrekare arsayı almış. Emsalleri deniz, boğaz manzaralı” diye satılıyor. Arsanın tahmini değeri 7,5 milyon lira.

Al-Sat yapılanlar

Toplam 12 mülk, bakan olmadan üzerine kayıtlı taşınmazlardı. Bir de al-sat yaptığı mülkler var. Esenyurt’ta konut almış, sonra da satmış.

  • SATILAN MÜLK 1: Esenyurt Çınar’daki N Live Residence projesinden konutu al-sat yapmış. Burada ortalama konut değeri 7 milyon 750 bin lira.
  • SATILAN MÜLK 2: Küçükçekmece Halkalı, Tema İstanbul Projesi. Ortalama konut değeri 43,5 milyon lira.
  • SATILAN MÜLK 3: Üsküdar Altunizade’deki Acıbadem Konutlarında daire, satmış. Ortalama değeri 47,5 milyon lira.
  • SATILAN MÜLK 4: Ankara Çankaya’da, Lodumlu – Beytepe’de Bey Terrace Sitesi’ndeki dairesini satmış. Ortalama 27 milyon 750 bin lira.

Kayıtlara geçmeyen ama sözleşmesine kadar düzenlenen ama biz açıkladıktan sonra vazgeçilen bir iş var. Değeri 95,5 milyon lira. Emlak Konut GYO’ya ait Senfoni Etiler projesinde yaklaşık 95,5 milyon liralık bedelli bir taşınmaz için ön protokol yapmış. Ancak suç duyurumuzun ardından bu alımdan vazgeçmiş.

Taşınmazların toplam değeri

11 konut ve 1 arsanın güncel toplam emsallerine göre ortalama değeri 325 milyon 500 bin lira. Alıp satılan 4 konutun işlem tutarı 126 milyon 500 bin lira. Yani mevcut taşınmazlarının ortalama değeri ve satılan mülklerinin toplam ortalama işlem hacmi 452 milyon lira. Bir hakimin, 1. Derece Hakim maaşı alsa bile bu kadar serveti edinmesi için tam 190 yıl, yemeden içmeden çalışması gerekiyor. Ama marifetli Akın Bey bunları 19 yılda yapmış.
“RTÜK’te tanıyan bir kişi varsa gidin bulun röportaj yapın”

Muhtaç sorular. Aileden emekli babadan kalan bir miras yok. Bir memur maaşıyla yalnızca taşınmaz olarak bu servet nasıl yapıldı? Satışlardan elde edilen gelirler nerede? Elde edilen ödemeler nereden çekildi? Kime verildi? Mesa’daki ev gibi senet karşılığı alınan konutlar var. Bu senetler nerede düzenlendi? Evler kimin aracılığıyla bulundu? Senet verildi. O senedin parası nereden ödendi? Kanuna göre bakan bir ay içinde mal bildiriminde bulunacaktı. Şu anda mal bildirimi devlete geçen hafta perşembe verilmesi gereken mal bildiriminde bunların hangileri var? Şimdi ben bu sorduğumuz sorulara cevap olacak şeyleri söyleyeyim. Birincisi burada Akın Bey’in eşinin üzerindeki herhangi bir tapu kaydından bahsetmedik. Aileyle eşle uğraşma meselesini konusunu bu konudaki hassasiyetimizi biliyorsunuz. Mehmet Türkoğlu diye bir isim, Osman Dündar Çiftçi diye bir isim, Hayrettin Koç diye bir isim. Bu alışverişlerin tamamının aracıları çantacıları evrak düzenleyenleri, vekalet alanları, alanları satanları. Bu kişiler eğer bu devlette bununla ilgili bir şey yapabilecek biri varsa bu kişilerin üzerindeki taşınmazlar. Devam ediyorum. Radyo Televizyon Üst Kurulu halihazırda şu an bugün RTÜK’te daire başkan yardımcısı Selim Bozkurt. Resmi görevde. Hiç gören yok RTÜK’te. Akın Bey rica etmiş. Geçmişte daire başkan yardımcılığı eğitimi o kadarına müsait. Görevine gelmiş. Maaşını çekiyor. RTÜK’te tanıyan bir kişi varsa gidin bulun röportaj yapın arkadaşlar. Hemen davet etsin odasında çay için. Çaycıya sorun. Emekli polis görevi emekli polis Selim Bozkurt’un RTÜK’te daire başkan yardımcısı baba yiğidin birisi mal varlığına baksın. Baba yiğidin birisi emekli polis RTÜK’te daire başkan olıp oraya adımını atmayan kişinin üzerindeki alınan satılan tapuya girilecek ID’ler çıkacak. Geç ne almış ne satmış? Ankara’da ve İstanbul’daki avukatlık ofislerinde gidilip de tutukluların yakınlarıyla, avukatlarla birtakım ilişkiler konuşmalar buradaki isimlerin tamamı ve devamı hepsi. Şimdi buradan Devlet Bey diyor ya Özgür Bey diyor. Akın Bey eskiden savcıydı sen ona soru soramazdın. Sen milletvekillerin sorun soru cevaplasın. Ben Sayın Bahçeli’nin tavsiyesine uyarak şunu söylüyorum. Akın Bey bir basın toplantısı yapın. Örneğin ben düzenli olarak mal bildirimi veriyorum. Benim ve eşimin, birini geçen sene devrettik eşimin kini. İki eczanemiz vardı. Biri 28 yıl biri 26 yıl çalıştı. Arasokakta biri 30 m², 35 m², biri 80 90 m², 100 m². Arasokakta birer dükkan edindik. Manisa’da bir evimiz var. Ankara’da bir evimiz var. İstanbul’da bir ev var. İki tane de mütevazi araba var. Bunları alırkenki bütün paralar 1999’un Eylül’ünden beri benim Halk Vakıf Bank’a yatan Bağkur parası, Halk Bank’a yatan SSK parası ve hesaplarımı ortak tuttuğum adı Eczane kodlu İş Bankası hesabımda ne para geldiyse bu hesaplara geldi. Ne aldıysam bu hesaplardan ödedim. Şimdi sizin hesabınızın maaşınızın yattığı hesaplar belli.

“Turpun büyüğünü bilmeyen mi var?”

O hesaplara ne paralar geldiği belli. Buralara ne paralar ödendiği belli. Bu milletin karşısına bir siyasetçi olarak çıkıp mal varlığınızı her birini nasıl edindiğinizi İstanbul’dakilerin tamamında ID numaraları var. Ankara’dakilerde de ada parsel bilmem ne tamamı var. Girildiğinde ID numarasından çıkar. Teker teker teker ortada. Teker teker teker bunları ispatlamanız lazım. Neyini ispatlayacaksın? Buradan bütün namuslu, çalışkan, dürüst kimsenin elindekine yan gözle bakmayan, adaletten başka bir şey düşünmeyen namuslu hakim ve savcılara yazık değil mi? Ey Erdoğan onların bağlı olduğu HSK’nın başına getirdiğin adam bu. Yazık değil mi? Güya ne olacak? Garanti verilmiş. Ya zaten bunların yaptığı işler normal bir hukuk devletinde yapılır mı? Herhangi bir hakim ve savcıya yaptırabilir misin? Yapmayanlar çil yavrusu gibi Anadolu’ya dağılıyor gördünüz orada. Ne olacak şimdi? Ne olmuş biliyor musunuz? Ne olmuş? En kuvvetli, en kuvvetli ortaklık, suç ortaklığı. Siz yapın. Biz size sahip çıkacağız. En çok ismi geçenler ya bakan yardımcısı olmuşlar ya da İstanbul’da boşalan yerlere onlar gelmiş. Akın Bey bakan olmuş. Seçimle bir Nevşehir milletvekili, dokunulmazlık var. Bunlara dokunulmayacak. Anayasa Mahkemesi kararına uymamaktan tutun bu yapılan her şey, her şey. Bütün darbe girişimleri gibi sen bu ülkede bir parti iktidar olacak F16 vermişler onunla mani olmaya çalışıyor. İktidar indirmeye çalışıyor. Üstüne tank sürmüşün ya da eldeki tokmakla vurmuşsun. Bas bariz darbe girişimidir. Darbe girişimi Türk Ceza Kanunu’na göre Anayasaya karşı işlenen suçtur. Anayasa 14’e göre dokunulmazlık kapsamında değildir. Buradan açıkça söylüyorum. Ben bakan oldum, ben milletvekili olacağım. Akın Öztürk milletvekili olsa ya da darbeye karışan milletvekili olsa gelip milletvekilliği mi yapabilecek? Darbeye karışmış adam. Anayasal düzeni askıya almak suretiyle karşı çıkmış. Siz hangi dokunulmazlığa güveniyorsunuz? Hangi? Darbeye kalkışmışsın sen. Vicdan olan AK Partililere, MHP’lilere sesleniyorum. Sizler onurunuzla çalışan mütevazi belki yoksul hayatlar kuran sürdüren oyu AK Parti’ye, MHP’ye veren memurlara, esnaflara, işçilere sesleniyorum. Bu mu sizin düzeniniz? Siz AK Parti’nin kara düzeni içinde olamazsınız. Bunlardan ayrışmalısınız. Birileri milletin sırtından servet dinliyor. Birileri gidiyorlar şirkete çöküyorlar mallarına koyuyorlar, arkadan avukat yolluyorlar. Şunu yazarsan Ekrem İmamoğlu suç örgütü benden şunu istedi. At imzayı al mallarını geri. Hepsini değil. Bir miktarı da duracak bu tarafta beri. Bunların tamamı ve fazlası polisin üstündekiler, 3 çantacının üstündekiler daha daha daha neler neler neler. Ne için yapılıyor bunların hepsi? Tayyip Bey bir talimat vermiş. Gidin durdurun. İktidar olamasınlar. Bu mu yiğitlik? Bu mu mertlik? Bu mu mücadele? Bugünkü basın toplantısının adı Turpun Küçüğü. Turpun büyüğünü bilmeyen mi var? Kendi söylemedi mi? Turpun büyüğü geliyor diye. Bir turpu biliyorsun büyüğünü biliyorsun, biz de küçüğünü biliyoruz. Bu millet turpun büyüğünü de biliyor. Vallahi etrafınıza bakınca hani yoldan geçen amcaya sorsan turpun tarlası orda diye gösterir sizi.

Tarlası var sizin orada. Turpun büyüğünden bir kör kuruş ispatlayamayanlara al sana iddianame. Ne Tayyip Bey’e ne bugünkü yargı düzenine. Yapılacak ilk seçimlerde millet doğru bir görevlendirmeyi yaptıktan sonra Anayasa Mahkemesine, Yüce Divana. Ben bütün yaz söyledim. Yalan bunlar dedim. O iddianame çıksın yargılamayacaksınız yargılanacaksınız dedim. Yargılanmak değil yargılamak için bu iddianameyi bekliyorum dedim. O iddiaanameden TGRT yaz boyu konuştuğunuz hangisini şimdi koyabiliyorsunuz önümüze? Hangisini? Ekranınızda onu anlatanlara sorulunca yanılmışım, yanıltılmışım. İnsan bazen yalan atar. Yaz boyunca o çıkacak bu çıkacak diyen sureti CHP’liden görünen maaşla bağlanan iftira attıranların söylediklerinin hangi biri çıktı? Nerede ₺560.000.000? Nerede o 3 harfli tuhaf bir kanala çıkıp da yalan yalan konuşan her tarafta dolaşan kadının 1.200 cep telefonu nerede arkadaşlar? Nerede, nerede? İBB’de arkadaşlarımızın oturduğu odada parkenin altından 2,5 milyon avro çıkmış da kayda girmiş. Hani kayıt? Hani iddianamede? Bütün yaz konuşuldu. Hani Ekrem İmamoğlu’nun lüks araçları?

“Hani kuyulara gömülü paralar”

Hani kasalardan çıkan paralar? Hani kuyulara gömülü paralar? Hiçbiri yok. Üzerimizde de hesabını veremeyeceğimiz bir mal birliği yok. Sorulana da avukatı cevabını verir, arkadaşlar cevabını verir. Suçu olan varsa hesabını verir ama durum ortada. Ekrem İmamoğlu siyasete girdiğinde girdiğinde zengin olan siyaset boyunca yoksullaşmış olan birisidir. Çünkü eski işleri bu yaptığı kamu işi gibi değil çok daha fazla gelir getiren işlerdi. Maaşının çok üzerinde kazıyordu. Siyasete girdiği günden bugüne zenginleştirdiyseniz siz çıkarın. Ben memuriyetle zenginleşeni çıkardım arkadaş. Ben savcılıkta zenginleşeni, hakimlikte zenginleşeni çıkardım. Buzdağının görünebilen yüzünü çıkardım. Başkası üstüne yapılmayan üstümde kalsa bu kadar suyu bu pilav kaldırır denen kısmı çıkardım. Bundan sonra bundan sonra bu Türkiye’deki AK Parti’nin kara düzeni, bu müesses nizam. Öyle bunu bir tane ordan burdan tweet attırarak bilmem ne yaptırarak eskiden ilçe başkanlığı yapmış küfürden ondan bundan partiden uzaklaşmış onlara arının arının diyenlere haberlere çıkarıp CHP’den arınma çağrısı. Bir bütün bir küçük parça ayrılmadan hep beraber koskoca bir örgüt bir arada duruyor ve dünyanın en büyük iftirasına karşı dimdik duruyoruz. Arıncaksanız önce Adalet Bakanlığı’nı arındırın. Arındırın hadi. Tamamı… oluşan bir yapının keselene keselene nasıl yok olduğunu görürsünüz. Sonra çıkıp da kimse kimseye haysiyet cellatlığı yapmayacak. Bundan sonra da söylüyorum. Ha buradan net söylüyorum. Ya bugün bunlar görüldükten sonra o uçakta konuşan arkadaşlar…. bunlar bize yakışmaz diyenler ispatı varsa vallahi bir dakika bu partide durmam diyenler.

Ya konuşacaksınız ya da bu ayıbı paylaşacaksınız. Teker yerden kalkınca dürüstlenmeyle, efelenmeyle, bitmiş görevlerden sonra özeleştirilerle bilmem nelerle olmuyor bu iş. Bugün konuşacaksınız. Benim karşıma çıkın ve böyle bir şey gösterin. Ben Ekrem İmamoğlu’nun görevi boyunca fakirleştiğini de ispatlarım. Her yıl veriyorum Numan Bey’in elinin altında mal bildirimim. İstediğiniz yere kanun çerçevesinde izin gerekiyorsa özel iznimle MASAK’a izin vereceğim dokunulmazlık demeden mal bildirimimi de aldılar ellerinde duruyor. Banka hesap numaramı şifresine kadar veririm hiç uğraşmasınlar. Aldığımız bir kuruşun kayıt dışılığı yoktur. Verdiğimiz bir kuruşun kayıt dışılığı yoktur. Hodri meydan. Ya siyaseti bizim gibi yapacaksınız ya namuslu insanlara kara çalmayacaksınız.

Türkiye’de gazetecilik mesleği tarihi bir eşik ile karşı karşıya arkadaşlar. Bu sorular bu adamlara sorulacak mı sorulmayacak mı? Sorması sizden. Yanıtlamayan yanıtlamaz. Tarih önüne yanıtsız bırakılmış bir soru olarak geçsin sorunuz. Sorabilenlere oradan oraya atılma pahasına teybini uzatabilenlere lafım yok.

Ama bu memlekette yaşayacağız hep beraber. Bu memleketin yarınlarında siyaset yapacağız, görev yapacağız, çocuk büyüteceğiz. Bugün bu sessizliğe susanlar yarın devir değişince düğün davetiyesi falan getirmesinler. Geçen sene 19 Mart’ta bu meydanı görmeyeni biz de görmeyeceğiz dediğimde 50 yerden aslında biz de sizin gibiyiz de ailemiz bilmem ne diye araya adam sokanları bugün bir kez daha bunun haberini yaparken montaj masasının bazına gidip tırnak yiyecek mi yemeyecek mi o hanımefendi göreceğim. TGRT denen yapı. Kendi içinde mesaj var mesaj. Bu nasıl KJ eleştire ne olmuş? Zam yazmış zam. Zam yazmaya tepki gösteriyor kadın ya. Var oldukları yer Epstein belgeleri onun içinden konuşacaklarına gitmişler olmayan yolsuzluğu ona söylettirip buna söylettirip tepiniyor. KJ’de hükümeti eleştiren şey görmeyeceğim değil mi diye WhatsApp’tan ayar veriyor. Hadi konuşun. Hadi çıkın karşımıza. Ölmeyi göze almışız ölmeyi. Değil böyle direnmeyi, mirenmeyi. Ölmeyi göze almışız. Bizim kadar göze alan varsa çıkar karşımıza. Bizim kadar cesareti olan, bizim kadar kendine güvenen, arkadaşına güvenen. Hadi çıksın biri patronum bilmem kim öyle ne güveniyorum namusun kadar desin. Ekrem Başkana güveniyorum namusum kadar. Hadi TGRT’nin ağsından zehsinin eskisinden yenisine çıksın birisi desin güveniyorum namusum kadar. O yüzden bu haysiyet cellatlığının bir sınırı var. Herkes ama herkes önce bir buraya bakacak. Ondan sonra Türkiye’nin geleceği ne olacak ne bitecek ona bakacak. Yerden göğe iftiralarla dolu bir sürecin bir yılını dolduruyoruz. Geçen sene şehit aileleriyle iftardayken diploma iptal oldu. O gün bugün koşturuyoruz. Ben yine yarın şehit aileleriyle iftardayım. Alnım açık, başım dik gözlerinin içine bakacağım. Akşam otobüsün üstüne çıkacağım. Öbür günde mücadelenin ikinci yılının 1. gününü başlatacağım. Bu da Erdoğan’a, Akın Gürlek’e ve onlarla birlikte bir gelecek hayal edenlere dert olsun. Söyleyeceklerim bu kadar arkadaşlar.

İBB davasında milletvekillerine getirilen sınırlamaya tepki

Milletvekiline sınır olmaz, kilit olmaz, bariyer olmaz. Bugün arkadaşlar sabahleyin dünkü o kargaşalar bilmem neler. Arkadaşlara da talimat verdim. Duruşmaya gidilecek girilecek. Olmazsa bayramdan sonraki duruşmaya ben giderim. Bir milletvekili bir duruşmaya nasıl girer, nasıl çıkar o konuyu bir kez daha hatırlatırız.

Meclis başkanımız bu konudaki, sorununun çözümüne yönelik olarak da katkı sağlamış. Teşekkür ederiz kendisine. Geçen hafta da benzer bir şey oldu. Ama şöyle bir şey var. Yani canlı yayından bir korkan var, bir korkmayan var. Millet takdir etsin. Canlı yayını isteyeni bir gizleyecek bir şeyi olabilir mi? Canlı yayından korkan ne için korkuyor? Biz canlı yayın isteyen tarafız. AK Parti canlı yayın istemeyen taraf. MHP isteyen ama oylayamayan taraf.

AK Parti’den bir bilgi geldiği söylendiğinde bunu zaten ben söylüyorum. Arkadaşlar gidin kendi partinize verin niye bana veriyorsunuz? Bu bilgileri elde etmek için benim AK Parti’ye ihtiyacım yok. Bu bilgileri elde etmek için, kendi imkanlarımız, kendi reputasyonlarımız, buna olanak veriyor. Tapudaki bir bilgiye erişmek öyle çok uzun zaman alan bir şey değil. Ama üzüldüğüm, sıkıldığım konu şu. Ya bir yıldır bir mücadele veriyoruz. Gözümüzü bırakın hani budaktan mudaktan, çomaktan hiçbir şeyden sakınmıyoruz. Sonra süre veriyoruz bir hafta süre doldu. Acaba şey mi? Şantaj mı oldu bilmem ne? Ya ne şantajı arkadaşlar? Bize şantaj yapacak adam daha anasının karnından doğmadı. Biz ne şantajlar gördük. Şantajı gördüm ben 6 Nisan günü gördünüz şantajın cevabını. Şantajı gördüm, 21 Eylül’de gördünüz şantajın cevabını. Şantajı gördük Kasım sonunda gördünüz şantajın cevabını. Şantajlara karşı büyüyen, güçlenen hep birlikte mücadele eden bir parti var burada. Yok efendim Butlandan tehdit ediyormuş. Ya Butlandan tehdide çek. Hadi denemesi bedava. Denemesi bedava, Hodri Meydan. Ya Cumhuriyet Halk Partisi büyük partiye tehdit, şantaj bilmem ne biz bunlara teslim olacak olsaydık hiç o kadar şehit vermezdi ki işgal ordularına teslim olurduk.

Akın Gürlek’le ilgili bildiğim gelir hakimken ve savcıyken aldığı gelir. O gelir ortada, edindiği malın, mülkün karşılığı ortada. Bunu o açıklayacak. Biz diyoruz ki bu olmaz ama şunu da söylüyorum. Haklı olarak gazetecilik şüphe mesleği olduğu gibi siyasette bazı şüphelerin dile getirilmesiyle ilgili. Sen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken yürüttüğün bir soruşturmada, ikisini bizzat benim tespit edip yakalattığım, onlarcasını duyduğumuz ve mahkemede yavaş yavaş da dökülen ve dökülmekte olan itirafçı beyanlarına, özellikle iş adamlarına, bazı avukatların gidip bir imza ve bir miktar para karşılığında bu işi yaptığı, birtakım avukatlık bürolarının buna aracılık ettikleri söz konusu. Orada ortaya bir enerji mi, para çıkıyorsa o paranın bir kısmı acaba bu malın, mal varlığında mı kendisini vücut olarak bulmuş yani?

“Turpun küçüğü 1.50”

Bunların açıklanması lazım. Yoksa bana diyecek ki buraya ₺98 milyon ödedim. Kaynağı da budur. Göreyim o kaynağı yani. Öyle bir kaynak gösterilebilir, ispatlanabilir değil. Varsa ortaya dökecek. Eşinin maaşını söylerse onların işte toplamı ₺25-₺30 milyon bir maaş, ömrü boyunca aldığı maaşlar olarak, belki bir daireyi kurtaracak olur ama o zaman eşinin tapu kayıtlarına da bakmak lazım. Buyurun efendim. Sizsiniz. Şurada var. Mikrofon veriyor musunuz? Gidiyor mu yayına? Turpun büyüğü lafını siz kimden duydunuz ilk? Ben de sayın Erdoğan’dan duydum. Turpun büyüğü belli, Turpun küçüğü de 1.50.”