Avrupa’daki sürgün gazetecilerin sessiz mücadelesi raporlaştırıldı!

Raporda, sürgünün yalnızca fiziksel bir yer değişikliği olmadığı; gazetecilerin çoğu zaman baskı, korku ve belirsizlikle sınırların ötesinde de yaşamaya devam ettiği vurgulanıyor.
15 ülkeden 25 gazeteciyle görüşüldü
Araştırma kapsamında son aylarda 15 farklı ülkeden sürgünde yaşayan 25 gazeteci ve medya çalışanıyla kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşülen isimlerin önemli bir bölümünün geçmişte hapis cezası aldığı, tehdit ve tacize maruz kaldığı ya da ailelerinin baskı altında tutulduğu belirtildi.
Katılımcıların büyük kısmı, Avrupa’ya geldiklerinde artık güvende olacaklarını düşündüklerini ifade etti. Ancak rapor, baskının çoğu zaman ülke sınırlarını aşarak sürgün hayatında da devam ettiğini ortaya koyuyor.
Çevrimiçi saldırılar ve ailelere yönelik baskılar
Gazeteciler, görüşmeler sırasında özellikle çevrimiçi saldırılar, sosyal medya üzerinden yürütülen hedef göstermeler ve memleketlerinde kalan aile bireylerine yönelik baskılar nedeniyle sürekli bir endişe içinde yaşadıklarını anlattı.
Bazı gazeteciler pasaportlarının iptal edildiğini, bazılarının ise hukuki statülerine ilişkin uzun süren belirsizliklerle karşı karşıya kaldığını aktardı. Maddi sorunlar, işsizlik ve yeni bir ülkede hayat kurmanın zorlukları da öne çıkan ortak sorunlar arasında yer aldı.
“Fiziksel olarak güvendeyiz ama baskı sürüyor”
Raporda dikkat çeken noktalardan biri de sürgündeki gazetecilerin büyük bölümünün fiziksel olarak daha güvende hissetmelerine rağmen psikolojik baskının sürdüğünü belirtmesi oldu.
Katılımcılar, sürgün hayatının yalnızlık, aidiyet kaybı ve sürekli tedirginlik gibi ağır duygusal sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Birçok gazeteci, baskının artık doğrudan fiziksel tehditten çok dijital takip, sosyal izolasyon ve aileler üzerinden kurulan baskılar şeklinde devam ettiğini söyledi.
Habercilikten vazgeçmiyorlar
Tüm zorluklara rağmen, görüşülen gazetecilerin neredeyse tamamının habercilik faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiği vurgulandı.
Diaspora medyası, bağımsız dijital platformlar, uluslararası işbirlikleri ve sosyal medya ağları üzerinden çalışmalarını sürdüren gazeteciler; ülkelerindeki yolsuzluk, sansür, siyasi baskılar, insan hakları ihlalleri ve cinsiyete dayalı şiddet vakalarını belgelemeyi sürdürüyor.
Rapora göre sürgün, gazetecilerin çalışmalarını tamamen durdurmuyor; aksine birçok gazeteci için habercilik, hem bir direnme biçimine hem de kamusal sorumluluğa dönüşüyor.
“Bu hikâyelerin görünür olması önemli”
Raporu hazırlayanlar, deneyimlerini paylaşan gazetecilere teşekkür ederek, sürgünde çalışan medya emekçilerinin hikâyelerinin kayıt altına alınmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Açıklamada, “Bu hikâyelerin görünür olması, yalnızca gazetecilerin yaşadığı baskıları anlamak açısından değil, basın özgürlüğünün sınır ötesinde nasıl tehdit edildiğini ortaya koymak açısından da kritik önemde” ifadelerine yer verildi.
Rapora dair not
Rapora ilişkin paylaşımda, dünyanın farklı ülkelerinde sürgünde yaşayan toplam 35 gazeteciyle mülakat yapıldığı, Avrupa’da yaşayan 25 gazetecinin deneyim ve değerlendirmelerinin rapora dahil edildiği bilgisi paylaşıldı.
Raporu okuyun ve paylaşın: https://solidaritywithothers.com/exiled-journalism-in-an-age-of-transnational-repression/
Twitter (x)
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7457815471715905536
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

CUMA KARAMAN

Tek sayfalık barış planı sızdı: ABD ve İran arasın...

Aziz Yıldırım adaylığını açıkladı, Barış Göktürk ç...

İBB Davasında Gülibrahimoğlu ile Bakan Murat Kurum...

Hürmüz'de sıcak saatler: Centcom İran tankerinin v...

Anlaşma söylentileri dolaşırken Trump'tan İran'a s...






