İflas dönemlerinde ortaya çıkan yönetici ile Erdoğan neden görüştü?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Mart'ta (bugün) Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı kapsamında İstanbul'da, Dünya Ekonomik Forumu ve BlackRock Başkanı Laurence (Larry) Douglas Fink ile bir araya geldi.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde basına kapalı gerçekleşen kabulde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile WEF Üst Düzey Yöneticisi Alois Zwinggi de yer aldı.
HÜKÜMETTEN 'TAM KADRO' KATILIM
Adeta tüm devlet erkanının 'tam kadro' katıldığı bu önemli toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Toplantıya bu önemli isimlerin yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ve AK Parti'nin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci katılım gösterdi.
Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birebir görüşme gerçekleştirdiği, tüm devlet erkanının adeta törenle karşıladığı Larry Fink ve CEO'su olduğu BlackRock şirketi neden bu kadar önemli?
Sarp Sinan Hacır'ın 7 Nisan 2023 tarihinde Cumhuriyet için kaleme aldığı aşağıdaki yazı, akıllardaki tüm sorulara yanıt veriyor...
BLACKROCK'IN GİZEMİ
BlackRock, ABD’de 'İsviçre çakısı' şeklinde tabir edilen bir finans şirketi. Kurumsal yatırımcılık, varlık yönetimi, para yönetimi ve özel sermaye gibi geniş bir yelpazede işler yapıyor. Sadece Apple, Microsoft, Facebook, Lockheed Martin gibi dev şirketler de değil aynı zamanda Chase, Goldman Sachs gibi diğer bankalarda da ciddi hisselere sahip. Dünya çapında toplam yatırımları 9 trilyon doları aşıyor.
BlackRock, hâlâ CEO’luk görevini yürüten Larry Fink tarafından 1988’de kuruldu. 'Alaaddin Risk Yönetimi Sistemi' adındaki bir yazılımla ABD federal rezervi ve Avrupa merkez bankaları da dahilolmak üzere 18 trilyon dolarlık varlık portföyünü gözetim altında tutuyor.
NASIL BİR NUMARA OLDU?
Şirketin en büyük özelliği kriz anlarında ortaya çıkması. Kurulduğu günden bu yana 'Wall Street’in kurtarıcısı' rolünü üstlendi. 2008 Mortgage krizi ya da Covid-19 pandemisi gibi kriz anlarında 'acil kurtarma planlarını' devreye soktu. Bugünlerde ise geçen haftalarda battığı açıklanan Silicon Valley Bank ve Signature’un satış işlemlerini üstleneceği açıklandı.
Kurtardığı şirketlerin hemen hemen hepsinde hisse sahibi olan BlackRock’ın hacmi her krizde katlanarak büyüdü ve bu şekilde devlet fonlarına, büyük yatırımcılara, emeklilik fonlarına ve maliye bakanlıklarına danışmanlık yapar hale geldi. Kısa zamanda finans sektöründe müdahil olmadığı hiçbir alan kalmadı.
BlackRock’ın kurduğu ESG (Çevre, Sosyal, Yönetimsel sorunlar) puanlama sistemi diğer şirketlerin sosyal sorunlara ne kadar duyarlı olduğuna dair puanlandırma yapıyor ve yatırımcılara bu şirketlerin 'güvenli' olup olmadığını söyleyebiliyor. Sistem iyi niyetli gözükse de bazılarına göre BlackRock, bu yöntemle küresel nüfuzunu artırıyor.
ABD’DEN AVRUPA’YA SİYASETLE İLİŞKİSİ
Komplo teorisyenlerinin konuya ilgisi BlackRock’ın siyasete müdahaleleri yüzünden arttı. 2019 yılında 'Campaign for Accountability' isimli Washington merkezli bir STK’nin yaptığı araştırmaya göre BlackRock, agresif bir şekilde lobicilik faaliyeti yürüterek devlet düzenlemelerinden kurtulmayı amaçlıyor. Araştırma, BlackRock’ın bu sayede dünyanın en büyük finans firması haline geldiğini söylüyor.
Lobicilik faaliyetleri özellikle 2016 ABD seçimleriyle kamuoyu önüne çıktı. Demokratların adayı Hillary Clinton’ın bir dönem danışmanlığını yapan Cheryl Mills ve Michael Pyle sonradan BlackRock’ta kendilerine yer bulmuşlardı.
2019’da yine ABD seçimleri öncesi Başkan Joe Biden’ın BlackRock ziyareti de gözlerden kaçmadı. Biden’ın Ulusal Ekonomi Konseyi başına getirdiği Brian Deese göreve başlamadan önce BlackRock’ta çalışıyordu. Dahası Deese, BlackRock’a geçmeden önce de Obama döneminin danışmanlarından biriydi.
Biden hükümetinin Hazine Bakanı Janet Yellen’la çalışan bakanlık müsteşarı Adewale Adeyemo ise 2017 ve 2019 arasında BlackRock CEO’su Larry Fink’in danışmanlığını yapmıştı.
Biden’ın en son Hazine Bakanlığı'na kattığı ve Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili ekonomi politikalarıyla ilgilenecek olan Eric Van Nostrand da BlackRock yönetim kurulundan geliyordu.
Burada güncel bir bilgi olarak şunu eklemek gerekir ki, Almanya'nın mevcut Hristiyan-Demokrat Şansölyesi Friedrich Merz de siyaset dışında kaldığı dönemde dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden BlackRock ile doğrudan çalıştı. Merz, 2016–2020 yılları arasında şirketin Almanya Denetim Kurulu Başkanı (ülkedeki en üst pozisyon) olarak görev yaptı.
FRANSA'DA NEDEN ÖFKENİN ODAĞINDA?
Fransa’da emeklilik yaşının yükseltilmesi üzerine başlayan protestolarda öfke BlackRock’a döndü. Protestocular, BlackRock’un aynı ABD’de yaptığı gibi özel emeklilik sigortalarını fonladığı için bu yasanın geçirileceğini düşünüyorlardı.
BlackRock şirketi yasanın ilk duyurulduğu 2 yıl öncesinden beri Fransa’da tartışma konusu oldu. Ocak ayında BlackRock Fransa’nın başkanı Jean-François Cirelli’ye Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Fransa Şeref Nişanı verilmesi tepkileri daha da büyüttü.
Şirketin Paris'teki merkezini basan protestocuların arasında antikapitalistler gibi aktivist grupların yanı sıra çeşitli sendikalar da mevcut. Fransız hükümeti, kararın bütçe açığını önlemek için alındığını açıkladı, ancak bu da protestoları durdurmaya yetmedi.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

TÜRKMEN TERZİ

Halk muhbirliğe özendiriliyor! Hazine ve Maliye Ba...

Trump: 'İran'a saldırıları 6 Nisan'a kadar erteled...

Muhittin Böcek'in tutuklu iki şoförünün ifadesi or...

Prof.Dr. Mehmet Ateş: Muhacirin Yedi Vazifesi ve Z...

İzzet Ulvi Yönter bir mesajla görevini neden bırak...






