NASA bilim insanı Serkan Gölge ABD Kongresi’nde konuştu: “Sıradan bir hayat terör suçuna dönüştürüldü”

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Perşembe, Haziran 4 2026
Paylaş
X Post
ABD Temsilciler Meclisi bünyesindeki İnsan Hakları Komisyonu’nda düzenlenen oturumda Türkiye’deki demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ihlalleri ele alındı. Oturumun en dikkat çekici tanıklarından biri ise, 15 Temmuz sonrası tutuklanan NASA kıdemli araştırma bilim insanı Serkan Gölge oldu.
NASA bilim insanı Serkan Gölge ABD Kongresi’nde konuştu: “Sıradan bir hayat terör suçuna dönüştürüldü”

Türkiye’de yaşadıklarını ilk ağızdan anlatan Gölge, hakkında yöneltilen suçlamaların hukuki değil, siyasi saiklerle oluşturulduğunu belirterek, “Sıradan bir hayatım vardı. Ama bir anda terör örgütü üyesi ilan edildim.” dedi.


 “Bilim insanı olmam değil, oluşturulan profil yargılandı”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ailesini ziyaret etmek amacıyla Türkiye’ye gittiğini anlatan Gölge, havalimanında gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin yıllarca süren bir mağduriyete dönüştüğünü söyledi.

Hakkındaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını ifade eden Gölge, şu örnekleri verdi:

“Fatih Üniversitesi mezunu olmam, Bank Asya’da hesabımın bulunması, akrabalarımla telefon görüşmeleri yapmam ve hatta cüzdanımda bir dolarlık banknot taşımam suçlama konusu yapıldı. Bunlar bir bilim insanını terör örgütü üyesi ilan etmeye yetti.”

Türkiye’de binlerce kişinin benzer gerekçelerle yargılandığını belirten Gölge, yargı süreçlerinin bireysel suç isnadından çok belirli bir ‘profil’ oluşturmaya dayandığını savundu.

“Deliller sonradan üretildi”

Yaklaşık üç yıl cezaevinde kalan Gölge, mahkeme sürecinde hukukun temel ilkelerinin ihlal edildiğini söyledi. Delillerin geriye dönük biçimde oluşturulduğunu ve suçlamaların zaman içerisinde değiştirildiğini belirten Gölge, uzun süre tecrit koşullarında tutulduğunu anlattı.

Cezaevinde bilimsel kitaplara ve araştırma kaynaklarına erişimin dahi sınırlandırıldığını ifade eden Gölge, benzer uygulamaların çok sayıda hâkim, öğretmen, akademisyen ve iş insanına yönelik olarak da gerçekleştirildiğini kaydetti.


 “Çocuklarım beni camın arkasından gördü”

Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri ise ailesinin yaşadıkları oldu.

Tutukluluğu sırasında eşi ve çocuklarının da fiilen cezalandırıldığını söyleyen Gölge, ailesine uygulanan yurt dışı çıkış yasağının yıllarca sürdüğünü belirtti.

“Çocuklarım beni hapishane ziyaretlerinde camın arkasından görmek zorunda kaldı. Ailem de benimle birlikte cezalandırıldı.” diyen Gölge, yaşadıklarının yalnızca kendisine yönelik olmadığını vurguladı.

“Tahliye süreci de siyasiydi”

2019 yılında serbest bırakılmasını değerlendiren Gölge, tahliye kararının hukuki değil siyasi gelişmelerin sonucu olduğunu ima etti.

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmeler sonrasında tahliye edildiğini hatırlatan Gölge, daha sonra uygulanan elektronik kelepçe ve GPS takibinin kaldırılmasının da benzer siyasi süreçlerle bağlantılı olduğunu söyledi.

 “Benim hikâyem istisna değil”

Kendi yaşadıklarının münferit bir olay olmadığını belirten Gölge, Türkiye’de on binlerce insanın benzer uygulamalara maruz kaldığını ifade etti.

“Gerçek darbe sorumluları ortaya çıkarılmalı ve yargılanmalıydı. Bunun yerine kolektif cezalandırma anlayışı benimsendi. Hukukun görüntüsü korundu ancak adalet ortadan kaldırıldı.” dedi.

Uzmanlardan Türkiye değerlendirmesi

Komisyondaki oturumda Gölge’nin yanı sıra Ortadoğu uzmanları Michael Rubin ve Henri Barkey de sunum yaptı.

Uzmanlar, Türkiye’de yargı bağımsızlığının ciddi şekilde zayıfladığını, muhalefete yönelik baskıların arttığını ve özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yeni bir siyasi baskı dönemine girildiğini savundu.

Oturumda ayrıca Türkiye’deki demokratik gerilemenin NATO ittifakı, bölgesel güvenlik ve ABD-Türkiye ilişkileri üzerindeki etkileri de değerlendirildi.