Resepsiyonların soğuk sıradanlığı!

Resmi kutlamaların resepsiyonları da eskisi gibi değil. Kalburüstü siyasetçi ve duayen bürokratların katıldığı bu toplantılar resmiyetin estirdiği ağır havaya, mevcut iktidarın sebep olduğu memnuniyetsizlik ve endişeler de yüklendi. 23 Nisan Resepsiyonundaki renksizlik ve sevimsizliğin en büyük sebebi de bu olsa gerek. Herkes “Bitse de gitsek!” diye gözünü kapıya dikmiş gibi bir hal seziliyor.
Her şeyin normal olduğu görüntüsünü vermek için yoğun bir gayret sarf ettiği ortada. Ana muhalefetin bu kareye girmeyerek gösterdiği tepki kendi seçmen tabanı açısından önemli. Seçmen iradesinin gaspına karşı fark edilir bir tavır almanın yeri ve mekanı yok.
Ortadoğu'da sular durulmadı ancak, Saray ve iktidarın son üç yıldır kullandıkları ajitasyon malzemesi kötü bir tekrara düştü. İç siyasetteki kapanmaz yarayı bölgedeki ağır insan kayıpları üzerinden kapatıyorlardı. O da cazibesini kaybetti. İnsanlar herşeyi alıştığı gibi ağır zayiatları da kanıksadılar. Ortadoğu'daki normalleşme eğilimi nedense iktidarın pazarını kesada uğratıyor.
Dış politikanın yelkenlere rüzgar doldurma şansının azaldığı son birkaç haftadır belediyelere yapılan seri operasyonlar ve orantısız güç kullanımını arttı. Kim ne derse desin, iktidarın seçimlerde kaybettiği belediyeleri kolluk gücü vasıtası ile geri alma ısrarından vazgeçmeyeceği aşikar. Ankara Belediyesinin dış surlarını dövmeye devam etmeleri de bu yüzden. Demokrasinin, güçlü yerel idarelerle daha işler hale geldiğine kafa yoracak halde değiller. Bütün suları merkeze bağlayıp tek vana ile açıp kapatmayı deneyecekler. Başkanlık sistemi gibi o da iflas edecek ama olsun, bir denesinler.
Çeyrek asırlık hükümet tecrübesinin belediyecilik hırs ve darlığında eriyip gitmesi bu iktidarın ayıpları arasında anılacak. Ne var ki, muhalif belediyeler üzerine yapılan operasyonlara rağmen, gadre uğrayan yerel yönetimler bu halleri ile bile bir sonraki seçimde iktidarı endişelendirme potansiyellerine sahipler. Dolayısıyla mevcut hükümetin ülke meseleleri gibi ciddi işlerle uğraşmaya niyeti yok.
Ülke genelini ilgilendiren kronik ve kir tutmayan problemler aynen okullarda patlak veren güvenlik sorunları gibi ağır faturalarla gündeme düşene kadar iktidarın pek umrunda değil. Sokak köpekleri konusu hala konuşuluyor ve belediyelerin halletmesi gereken fen işlerine hükümet talip olunca, çözüm -Allah saklasın- okul önünde masum bir çocuğa köpek saldırana kadar kimsenin gündemine düşmeyecek. Haberleşme ve iletişimin saniyelerle yarıştığı bir zamanda merkezden giden emirlerin taşraya ulaşması bu kadar problem olmasa gerek.
Türkiye'de son yıllara kadar hiç görülmeyen okul saldırıları ve acı kayıplar da bu iktidar dönemine ait yerli üretimlerden. Gündemi daha çok öngörüsüzlük ve ne yaptığını bilmeyen icraatlarla meşgul eden milli eğitim bakanlığı şu an boyunu aşan güvenlik sorunları ile karşı karşıya. Okuldaki güvenliği sağlama işinin kime havale edileceği konusunda bir konsensus sağlanmış değil. Şu an top korucu ve gece bekçilerinde.
İktidarın takvim yaprağı aydınları okul cinayetlerinin çocuklara verilen eğitimden kaynaklandığında ısrarlılar. Hemen hepsi minik birer Jean Jacques Rousseau gibi davranıp teori üretmeye bayılıyorlar. Halihazırda yaşanan trajediyi anlamaktan acizler. Biz yine de hatırlatalım da söylemedi demesinler. Erenler! Mesele güvenlik sorunu. Okulda ne okuttuğunuzun ya da hangi müfredatta ısrar ettiğinizin bir ehemmiyeti yok. Masum çocuklar okudukları kitaplardan değil, işlediği suçlardan ceza almadan kurtulan ya da af ile sokağa salınan bir sürü eli silahlı budalanın fantezileri yüzünden ölüyor.
Mevcut hükümetin dış siyasette ciddi bir itibar sorunu olduğunu artık yadırgamıyoruz. Çeyrek asırlık iktidar tecrübesi ancak büyükşehir belediyeciliğine yetiyor. O belediyeleri de seçim ile değil, silah zoruyla ele geçiriyorlar.
Madem bütün mantalite yerel yönetimlere takılı kaldı, öyleyse geleneksel olarak devam ettirilen devlet resepsiyonlarını da biraz değiştirip, Malatya Belediyesinin her yıl düzenlediği Kayısı Festivali ya da üzümü ile meşhur Ege'nin yaptığı üzüm şenlikleri şekline çevirmek mantıklı bir değişim olur. Aksi halde koskoca resepsiyon “Muhalefet lideri, cumhurbaşkanının elini sıkmadı!” ucuz polemikleri ile heba edilmeye devam edecek.
Yerel belediyelerin düzenlediği ve yörenin sembolü ürünlerin sergilendiği şenliklerde bir de “Kayısı güzeli, çilek güzeli!” falan seçiliyor. Neyse ki mevcut iktidarın bugün ve yarın hangi “güzele” yatırım yaptığı bilindiği için onda pek sıkıntı çekilmez!
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN
ESRA BÜYÜKCOMBAK

HARUN TOKAK

Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'ne saldıran hakkınd...

Trump’a saldırı girişiminde güvenlik zafiyeti: Sal...

İran: Hiçbir koşulda Hürmüz Boğazı’nı önceki halin...

Türkiye 'Sefalet Endeksi'nde 3. sırada

Suriye'den sıkılan kurşun sınırı aşarak Türk profe...







