Siyasette Biat, Adalet ve Vicdan

Siyasetin en büyük imtihanlarından biri, insanın hak ve adalet karşısındaki tutumudur. Çünkü hak, kişinin kimliğine, siyasi görüşüne veya hangi safta durduğuna göre değişmez. Dün yanlış olan, bugün de yanlıştır; dün zulüm olan, bugün de zulümdür.
Ne yazık ki siyasette bunun tam tersini savunan bir anlayışla sık sık karşılaşıyoruz. Muhalif olup biat etmeyenlere her türlü hukuksuzluğu ve zulmü reva gören, biat edenlere ise her yolu mübah gören bir zihniyet vardır. Burada ölçü hak ve adalet değil, bağlılık ve itaattir.
Oysa insanın asıl imtihanı, kendi tarafı yanlış yaptığında başlar. Kendi mahallesinin yanlışına karşı susup karşı tarafın yanlışına yüksek sesle itiraz etmek, adalet değil tarafgirliktir. Hakkın konuşulması gereken yerde susmak, yapılan zulümlere ses çıkarmamak ve sırf siyasi aidiyet uğruna yanlışları savunmak, vicdanın zayıflamasına yol açar.
Benim açımdan mesele yalnızca siyasi bir tercih meselesi değildir. Kişi, hakkın ve doğrunun konuşulması gereken yerde susuyor, yapılan zulümlere ses çıkarmıyorsa benim ona bakışım, onu inkârcı ve zalim olarak görmektir. Küfre rıza küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür.
Siyasi vaftiz
Bugün siyasette dikkat çeken başka bir anlayış daha var: “Siyasi vaftiz.”
Adam muhalif partideyken hırsız ve dolandırıcıdır; iktidar partisine geçince bir anda tertemiz hâle gelir. Muhalefetteyken şeytandır; vazgeçip iktidara geçince melek olur.
Dün hakkında ağır ithamlarda bulunanların, bugün aynı kişiyi göklere çıkarması nasıl açıklanabilir?
Burada değişen kişi mi, yoksa ona bakanların ölçüsü mü?
Eğer bir insanın ahlaki değeri, siyasi tercihine göre belirleniyorsa ortada ciddi bir ahlak ve adalet problemi var demektir. Çünkü hakikat, parti değiştirmekle değişmez. Hırsızlık, kim yaparsa yapsın hırsızlıktır. Zulüm, kim tarafından yapılırsa yapılsın zulümdür. Hukuksuzluk, iktidar tarafından yapıldığında da muhalefet tarafından yapıldığında da hukuksuzluktur.
Ne yazık ki günümüz siyasetinde bazı siyasal İslamcıların ve ulusalcı Kemalistlerin önemli bir kısmında, farklı biçimlerde de olsa, benzer bir tarafgirlik anlayışına rastlamak mümkündür. Kendi tarafının yanlışına mazeret üretmek, karşı tarafın yanlışını ise büyütmek siyasetin ahlaki zeminini çökertir.
Müslümanlık ve insanlık
İnsan bazen karşısındaki kişinin siyasi tutumuna değil, vicdanına bakar.
Bir insan zulüm karşısında susuyor, haksızlığı sırf kendi tarafı yaptığı için görmezden geliyor ve mağdurun hakkını savunmak yerine güçlü olanın yanında duruyorsa, ister kendisini hangi sıfatla tanımlarsa tanımlasın, burada sorgulanması gereken ciddi bir ahlak meselesi vardır.
Bu yüzden bazen insanın söyleyeceği en ağır söz, aslında bir sitemdir:
“Bırakın Müslüman olduğunuza inanmayı, artık insan olduğunuza bile inanamıyorum.”
Çünkü Müslümanlık yalnızca bir kimlik beyanı değildir; adalet, merhamet, hakkaniyet ve zulme karşı durmayı da gerektirir. İnsanlık ise bundan daha önce gelir. Mazlumun kimliğini sormadan onun yanında durabilmek, adaletin en temel ölçülerinden biridir.
Ölçümüz kim olmalı?
Siyasette asıl mesele kimin iktidarda, kimin muhalefette olduğu değildir. Asıl mesele, haklı olanın yanında durabilmektir.
Bugün bizim tarafımızda olan bir insan yarın yanlış yapabilir. Dün karşı olduğumuz bir insan bugün doğru bir şey söyleyebilir. Ölçümüz şahıslar değil, hak ve adalet olmalıdır.
Biat, insanı hakikatin önüne geçirmemelidir. Parti aidiyeti vicdanın önüne geçmemelidir. İdeoloji adaletin önüne geçmemelidir.
Çünkü insanın gerçek karakteri, kendi tarafının haksızlığı karşısında belli olur.
Haksızlığa karşı çıkmak için mağdurun bizim mahalleden olması gerekmemeli. Zulme itiraz etmek için zalimin karşı mahalleden olması gerekmemeli.
Hak, hak olduğu için savunulmalı; zulüm, zulüm olduğu için reddedilmelidir.
Aksi hâlde siyaset, adalet arayışından çıkar; güçlünün yanında saf tutma yarışına dönüşür. Ve böyle bir siyasette dün şeytan ilan edilenin bugün melek, dün suçlanan kişinin bugün masum hâle gelmesi şaşırtıcı değildir.
Fakat vicdan sahibi insan için ölçü değişmez:
Biat değil adalet.
Tarafgirlik değil hakkaniyet.
Güç değil hakikat.
Ve her şeyden önce insanlık.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ













