Taha Akyol'dan Şaban Yasak kararı yorumu: 'Kim bizim ihtiyacımız yok, diyebilir?'

AİHM'nin verdiği Şaban Yasak davasındaki ihlal kararları büyük yankı uyandırdı. Kararı yorumlayan isimlerden biri de gazeteci ve hukukçu Taha Akyol'du. 15 Temmuz yargılamalarındaki hukuksuzluklara vurgu yapan Akyol'un 'Bu adama ne ceza verilmeli?" başlığı taşıyan köşe yazısındaki bazı bölümler şu şekilde:
...
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Ekim 2023’te, “darbe davalarında 4 bin 891 mahkûmiyet verildiğini” açıklayarak bunun dışındaki durumu şöyle ifade etmişti:
“Şu ana kadar 253 bin 754 kişi hakkında karar verildi. Bunun 122 bin 904’ü mahkûmiyet, 97 bin 708 beraat, diğer kararlar da var…”
Yazının girişinde isim vermeden bahsettiğim kişi, Şaban Yasak bunlardan biridir. Çorum Ağır Ceza Mahkemesi’nce silahlı terör örgütü üyeliğinden 7 yıl ağır hapse mahkûm edilmiştir.
SUÇUN ZAMANI?
AİHM İkinci Dairesi de Şaban Yasak’ın bu gerekçeyle mahkûm edilmesini uygun bulmuştu:
“Sürekli, çeşitli ve yoğun nitelikte faaliyetler yürüttüğü ve bu yapı içerisinde belirli bir pozisyonda bulunduğu tespit edildiğinde, sanığın söz konusu örgütün amaç ve yöntemlerinin varlığından haberdar olduğu kabul edilir.” (AİHM B.No. 17389/20, paragraf: 177)
Yani bu kadar içindeysen, F...’nün silahlı tarafını da biliyorsundur.
Bizde F... ile “irtibat ve iltisak”ı olan Yargıtay üyesi hakimler de Yargıtay tarafından bu gerekçeyle mahkûm edilmişti…
‘Biliyorsundur’ demek bir varsayımdır. Ceza hukukunda varsayım olamaz, “kesin delil” gerekir. Nitekim 17 hakimli AİHM Büyük Dairesi, 5’e karşı 11 üyenin oyuyla böyle bir mahkumiyetin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 7. Maddesinin ihlali olduğuna karar verdi.
AİHS 7. Madde:
“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz.”
‘KANUNSUZ SUÇ OLMAZ’
Bizim anayasamızın 32. Maddesine göre de:
“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”
Yani o zaman suç neyse o, veya suç değil; sonradan “silahlı örgüt üyeliği” veya “silahlı terör örgütüne yardım” cezası verilemez demektir bu.
Büyük Daire de Şaban Yasak’ın fiillerinin, zamanında suç oluşturmadığını belirtiyor. Ayrıca suç oluşturması için kişinin, örgütün silahlı olduğunu bilmesi gerektiğini vurguluyor:
“Örgüt üyeliği suçu için, bireyin eylemlerinin bir terör eylemine doğrudan ve somut katkı sağlaması, örgütün terör amacını kişinin bilmesi ve bu doğrultuda hareket etmesi gerektir.”
Ceza hukukunda ölçü, “kolektif aidiyet veya varsayımsal iştirak değil, kişiye özgü cezai sorumluluğu ve kişisel kast unsuru”dur. (Büyük Daire B.No: 17389/20, prg. 202-203)
Bizde bu büyük hukuki sorunu, Prof. İzzet Özgenç, “Terör Örgütleri” adlı mükemmel kitabında yazmış, tahlil etmiş, bilimsel kritiğini yapmıştır. (Seçkin Kitabevi, 15 Baskı 2023)
İHLALLER DİZİSİ
Boydaklara yağmur gibi yağdırılan cezalar ve uzun yıllar içinde oluşmuş kuruluşlarının ve Melikşah Üniversitesi’nin müsaderesi de aynı sebeple “hak ihlali”ydi.
Gezi olaylarında da AİHM’nin hukuk mantığı aynıdır: Gezi olayları sırasında şiddet eylemleri oldu fakat Osman Kavala ve arkadaşlarının bu eylemlerle ilişkisi ispatlanmamıştır, mahkûm edilmeleri “hak ihlali”dir.
Evrensel hukukta adalet, delil, suç, ceza, ispat, illiyet kavramları ne kadar yüksek felsefi ve insani düzeye ulaşmıştır, görüyorsunuz.
Kim bizim ihtiyacımız yok, diyebilir?
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ












