28 Şubat'a ilişkin can alıcı soru: Generaller hangi sıfatla...

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat Alt Komisyonu ve AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel, darbelerin ekonomik boyutunun araştırılması ve mağdurların haklarının iadesi için de komisyonların kurulabileceğini söyledi.

28 Şubat'a ilişkin can alıcı soru: Generaller hangi sıfatla...


   Özellikle darbelerin ekonomik boyutuna dikkat çeken Karayel, sadece 28 Şubat darbesinin devlete maliyetinin 250 milyar dolar olduğunu bildirdi. Dönemin generallerinin batmış 25 bankanın yönetim kuruluna girdiğini vurgulayan Karayel, Meclis'te ayrıca bir komisyonun kurulup ekonomik kayıplarla ilgili tespitlerin yapılmasının önemine işaret ederek, “Bunların ayrı ayrı hepsinin soruşturulması ve bu soruşturmanın neticesinde de suçluların hukuka teslim edilmesi gerek.” dedi. 

Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat Alt Komisyonu Yaşar Karayel, soruları cevapladı. Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarını bin 400 sayfalık bir rapor haline getirdiğini belirten Karayel, bu ülkede darbecilerin bir okul gibi, bir ekol gibi, bir diğerinden nöbeti devralır gibi bu kültürü devam ettirdiklerini kaydetti.

Yapılan tespitlere göre 4 darbenin maliyetinin 350 milyar doları aştığına dikkat çeken Karayel, sözlerini şöyle sürdürdü: “28 Şubat’ta kaybedilen para 250 milyar doların üzerindedir. Geçmiş darbeleri de göz önüne aldığımızda bu kadar büyük parayı darbeciler çalmıştır, birilerine peşkeş çekmiştir. Bunların hesabı ekonomik olarak sorulmuş değil. Bu bankalardan kredi alanlar, adı büyük omuzu kalabalık generallerin hepsi batmış 25 bankanın yönetim kurulu üyeliklerini yaptılar. Bunlar hangi sıfatla orada görev yaptılar. Oralarda stratejik bir iş mi vardı? Askeri hangi unsur vardı da bankalarda göre aldılar. Bunların hepsi şanından, şöhretinden, rütbelerinden istifade etmek için o dönemde darbecilere çanak tutan finans sektörünün marifetleri idi. Bunlar da gittiler, alacakları 3-5 kuruşa onlara çeşni oldular.”


"BASIN CEHENNEMİN ODUN TAŞIYICI ROLÜNÜ ÜSTLENMİŞ"

Darbelerde medyanın rolünün önemine dikkat çeken Karayel, “Tabiri caizse basın darbelere su taşıyan, darbelere yataklık eden, yandaşlık eden bir anlayış içerisinde bu işi üstlenmiş. Tabiri caizse cehennemin odun taşıyıcısı rolünü üstlenmiş. Basın ile kamuoyu oluşturulmuş ve cuntacılar, darbeciler ülkenin düzeninde yer bulmuşlardır.” diye konuştu. 

"RAPORUN 20 MADDELİK TEKLİFLER KISMI TEK TEK HAYATA GEÇİRİLİYOR"

Komisyonun çalışmalarının ardından 4 partinin iştiraki ile oluşan rapordaki tekliflere değinen Karayel, “20 maddelik teklifler maddesinde de şuan AK Parti iktidarı tarafından büyük bir çoğunluğu hayata geçirilmektedir. Bunların içerisinde de işte Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması, Jandarmanın sivil bir güç olarak kır polisi haline getirilerek İçişleri Bakanlığı’na bağlanması, askeri okullarda dahil bütün okullarda insan hakları ve demokrasi ile ilgili derslerin ağırlıklı olarak verilmesi; böyleci tek tip eğitimden daha çoğulcu eğitim programlarının hazırlanması, bunlarla ilgili Talim Terbiye Kurulu’nun kendi görevini üstlenmesi ile eğitim programlarının yeniden şekillenmesidir. Bunlarda yavaş yavaş eğitim programlarının içerisine girmektedir.” ifadelerini kullandı. 

"TÜM DARBELERİN MAĞDURLARI İÇİN KOMİSYON KURULACAK"

28 Şubat darbesinin mağdurları için bir komisyon kurulup kurulmayacağı yönündeki soruya Karayel, sadece 28 Şubat için değil tüm darbelerin mağdurları için böyle bir teklifin söz konusu olduğunu aktardı. Karayel, şu ifadeleri kullandı: “Özellikle bu darbelerde mağdur olmuş olan, hak kaybına uğramış olan haksız yere şuanda hapishanelerde yatan insanlarla ilgili yeni düzenlemeler yapılarak, tabiri caizse bunlarla ilgili yeni düzenlemeler hayata geçirilmelidir diyoruz. Darbe mağdurları için komisyon, önerdiğimiz teklifler içerisinde darbe mağdurlarının hak kayıplarının araştırılması ile ilgili kısımda var. 60 darbesi dahil olmak üzere, 27 Nisan da dahil olmak üzere bunların hepsinde memuriyetten atılanlar var, iş kaybına uğramış olanlar var, emekliliğini elinden alınmış olan var, tabiri caizse işkence görenler var, uzuvlarını kaybedenler var, aile içerisinde çok büyük zarar görmüş insanlar var. Bunların hepsi birer hak kaybıdır. Bunların hepsinin tespiti yapılarak, bunları hükümete ve devlete bildirerek, bunlarla ilgili düzenlemeler yapılabilir. Bu düzenlemelerin olabilmesi için verilerin olması gerekir. Bu verileri elde etmenin yolu da böyle bir komisyon kurarak, tüm millete açık olarak mağduriyeti olan insanların müracaatı sağlanabilir. Bunlar bir komisyonca incelenebilir. Komisyonun neticesinde de eğer bir hak kaybına uğramış insanlar topluluğunun listelemesi yapılırsa bunların gereği devlet tarafından yapılması icap eder.”

"1923'TEN BU YANA ÇIKAN KANUNLARIN HEPSİNDEN VESAYETİ KALDIRIYORUZ"

Şu anda 1923’ten bu yana çıkan kanunlarda vesayeti çağrıştıran ne kadar düzenleme varsa bunların hepsinin kaldırılması ile ilgili bir çalışma yapıldığına dikkat çeken Karayel, “Böyle bir komisyonun kurulması, şuanda bu raporun öneriler kısmındaki maddelerden biri. Onun için diğer siyasi partilerimizde buna iştirak ederler. Sadece AK Parti’nin kuracağı bir komisyon olmaz. Devletin kuracağı bir komisyon olur. Bu komisyonda kendi görev alanı içerisinde bu tespitleri yapar ve yaptığı zamanda Türkiye için kazanım olur.” ifadelerini kullandı.

"KARADAYI, 'BİZE BU GÖREVİ İÇ HİZMET KANUNU VERDİ' DEDİ"

Darbelerle hesaplaşmalar devam ettiği bu süreçte vesayetin hangi noktada olduğu ile ilgili olarak ise Karayel, hukuk sistemi temizlenmedikçe vesayet ortadan kalkmayacağına işaret etti. Karayel, İç Hizmet Kanunu'nun 35.maddesi ve ona bağlı yönetmelikleri hatırlatarak, Karadayı’nın ‘bize bu görevi İç Hizmet Kanunu verdi’ sözünü aktardı. 

        "TEMEL KANUNLARIN HEPSİ CUNTACILAR TARAFINDAN ÇIKARTILMIŞ"

        Temel kanun dedikleri kanunların hepsinin cuntacılar tarafından çıkartıldığını vurgulayan Karayel, “Yani 10–15 gün aralığında Turgut Özal döneminde çıkartılmış kanunlar. Hala temizleyemedik bunları. Darbe hukukunu ortadan kaldırmadan darbe hukukuyla yüzleşmeden ve hesaplaşmadan siz Türkiye’de hukuk kuramazsınız. Onun için anayasanın birçoğunun değiştirilmiş olmasına rağmen, şu andaki tabi olduğumuz anayasanın buna rağmen kendi maddeleri içinde bir intizam yok, birliktelik yok. Onun için biz diyoruz ki artık bu anayasa Türkiye’ye dar gelmektedir, bir sivil anayasa niteliğini kaybetmiştir.” sözlerini dile getirdi. 

        "AMERİKA'DAN GELEN KRİPTONUN ORİJİNALİ ERBAKAN HOCA'NIN ARŞİVİNDEYMİŞ"

        Darbelerin dış dinamiklerinden de söz eden AK Partili Karayel, 28 Şubat sürecinde ABD’nin gönderdiği öne sürülen kriptoyu Başbakanlık Müsteşarı’nın ‘orijinalini ben gördüm’ dediğini, yine Recai Kutan’ın da Amerika’dan gelen kriptoyu gördüğünü söylediğini ama kendilerinin orijinalini görmediğini belirtti. Karayel, kriptonun orijinalinin merhum Erbakan Hoca’nın arşivinde olduğuna dair bilgilerin kendilerine ulaştığını sözlerine ekledi. 

        "GENERALLER HANGİ SIFATLA BANKALARDA GÖREV ALDI"

        Darbelerin bir de görünmeyen yüzü olduğunu kaydeden Karayel, tüm darbeler sonrasında ülkenin çok büyük ekonomik kayıplara uğradığını ifade etti. Yapılan tespitlere göre 4 darbenin maliyetinin 350 milyar doları aştığına dikkat çeken Karayel, sözlerini şöyle sürdürdü: “28 Şubat’ta kaybedilen para 250 milyar doların üzerindedir. Geçmiş darbeleri de göz önüne aldığımızda bu kadar büyük parayı darbeciler çalmıştır, birilerine peşkeş çekmiştir. Bunların hesabı ekonomik olarak sorulmuş değil. Bu bankalardan kredi alanlar, adı büyük omuzu kalabalık generallerin hepsi batmış 25 bankanın yönetim kurulu üyeliklerini yaptılar. Bunlar hangi sıfatla orada görev yaptılar. Oralarda stratejik bir iş mi vardı? Askeri hangi unsur vardı da bankalarda göre aldılar. Bunların hepsi şanından, şöhretinden, rütbelerinden istifade etmek için o dönemde darbecilere çanak tutan finans sektörünün marifetleri idi. Bunlar da gittiler, alacakları 3-5 kuruşa onlara çeşni oldular.”

        "TÜRKİYE, EKONOMİK VURGUNLARI İLE DE HESAPLAŞMALI"

        Özellikle 28 Şubat döneminde Merkez Bankası’nda yaşananları hatırlatan Karayel, “Bir gecede faizlerin 3 binlere, 4, binlere,5 binlere çıktığı gecelerde o bankadan kimlerin para çektikleri, kimlerin devlet malını gasp ettikleri aşikâr. Aslında biz henüz bunlara değinemedik. Ayrıca bir komisyon kurulup özellikle bu ekonomik kayıplarla ilgili tespitlerin yapılması lazım. Hangi müteahhit, hangi işadamı, hangi banka ne kadar kredi almıştır, bu batık kredilerin sebepleri nelerdir. Kamu bankalarının zarar görmesine neden olan kimlerdir. Bu zararlar nerelere gitmiştir, nasıl oluşmuştur, bunların ayrı ayrı hepsinin soruşturulması ve bu soruşturmanın neticesinde de suçluların hukuka teslim edilmesi gerek. Türkiye bu kararlık geçmişi ve ekonomik vurgunları ile de ayrıca hesaplaşma yapması lazım.” değerlendirmesinde bulundu. 

        "ARTIK BİR HESAP DÖNEMİ BAŞLAMIŞTIR"

        Karayel, TBMM’de kurulan söz konusu komisyonların ve elde edilen raporlamaların önemine şu ifadelerle dikkat çekti: “Darbeciler ‘artık biz darbe yaparsak sivil idareden bir gün birileri gelir, bunun hesabını sorarlar’ Ben artık darbe ve cunta zihniyeti taşıyanların bu işlerden rahat olacağını zannetmiyorum. Artık bir hesap dönemi başlamıştır. Hukuk normlara oturmaya başlamıştır.”
<< Önceki Haber 28 Şubat'a ilişkin can alıcı soru: Generaller hangi... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER