Güç savaşlarında ikinci perde bu kadarına da pes dedirtti!

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından yargıya yönelik siyasî müdahaleler, adliyelerde gruplaşmalara yol açıyor.

Güç savaşlarında ikinci perde bu kadarına da pes dedirtti!

Çağlayan Adliyesi'nde başsavcı vekillerinin başka yerlere gönderilmesinin altında bu mücadelenin yattığı belirtiliyor. Güç savaşı sebebiyle yeni tasfiyelerin de gündemde olduğu iddia ediliyor.

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde Başsavcı Hadi Salihoğlu ile başsavcı vekilleri arasında kriz yaşandığı ortaya çıktı. ‘Mensubiyetler' üzerinden gruplaşmalar oluştuğu belirtilen adliyede savcılar arasında güç savaşı başladığı iddiaları yayılıyor. Geçtiğimiz haziran ayında yayınlanan kararname ile bazı başsavcı vekillerinin sürpriz şekilde farklı adliyelere gönderilmesinin de bu kavganın sonucu olduğu öne sürülüyor. Geçtiğimiz gün adliyede yapılan törende ‘60 yaşındayım savaşmaya hazırım' diyen Başsavcı Hadi Salihoğlu ile başsavcı vekilleri arasındaki güvensizliğin had safhaya ulaştığı ve yeni tasfiyelerin yaşanacağı ifade ediliyor.

17-25 Aralık sonrası terör ve örgütlü suçlar bürosunun başına getirilen ve yolsuzluk soruşturmalarının kapatıldığı dönemde sorumlu başsavcı vekili olan Oğuzhan Atamtürk Uyar'ın bile ‘paralelci' olabileceği şüphesiyle Büyükçekmece Adliyesi'ne sürüldüğü iddia edildi. Uyar'ın başsavcı vekili olmasından kısa süre sonra Selam Tevhid terör örgütüne ilişkin dosya, şüphelilerin kaçması pahasına deşifre edildi. Hükümete yakın medya, algı operasyonlarında uzun süre söz konusu soruşturma kapsamında ‘7 bin kişi dinlendi' iftirasını attı. Ancak haberlerin yalan olduğu tescillendi. İddialara göre Oğuzhan Atamtürk Uyar'ı, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan iki kez yüz yüze görüşmek için MİT görevlilerini yanına yollayarak evine çağırdı. Ancak Uyar, teklifi kabul etmedi. Başbakan'ın davetini reddetmesi Uyar'ın üzerinin çizilmesine giden sürecin başlangıcı oldu.

25 Aralık soruşturmasının savcı Muammer Akkaş'tan alınıp İrfan Fidan, Fuzuli Aydoğdu ve İsmail Uçar'a verilmesinden sonra da Çağlayan Adliyesi'nde ilginç sürtüşmeler yaşandığı öğrenildi. Yeni atanan savcıların, dönemin başbakanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ı ifadeye usule aykırı şekilde çağırmalarına Uyar izin vermedi. 3 savcı Bilal Erdoğan'ı basın mensuplarına yakalanmaması için hafta sonu ifadeye çağırmayı düşünürken Uyar, bunu kabul etmeyerek normal şüphelilere yapıldığı gibi ifadenin hafta içi alınmasını istedi. Erdoğan'ın ifade vermesinden önce savcıların 25 Aralık yolsuzluk soruşturması için 3-4 soru hazırladığını gören Uyar, bu duruma da müdahale ederek soru sayısının artırılmasını istedi. Hatta Uyar'ın savcılara ‘Biz işimizi yapalım' dediği öğrenildi. Bilal Erdoğan ifade için adliyeye geldiği zaman da ilginç bir olay yaşandı. Şüpheli sıfatıyla beyanı alınacak Erdoğan'a savcıların ifade sırasında yemesi için meyve tabağı hazırlattığını öğrenen Uyar, bu duruma müdahale etti.

Uyar'ın bu çıkışları üzerine ‘paralel' safsatası devreye girdi ve hakkında iftiralar atılmaya başlandı. Kısa bir süre sonra Uyar, başsavcı vekilliği görevinden alındı. Yerine Bakırköy'den Çağlayan'a getirilen Orhan Kapıcı atandı. Ardından da 17-25 Aralık ve Selam Tevhid soruşturmalarında görev alan polislere yönelik algı operasyonları başlatıldı. İstanbul Adliyesi Başsavcısı Hadi Salihoğlu ile Başsavcı vekili Orhan Kapıcı'nın, Uyar'dan rahatsızlıklarını HSYK'ya ilettiği ve adliyeden gönderilmesini istedikleri öğrenildi. Bunun üzerine de haziran kararnamesiyle Oğuzhan Atamtürk Uyar, Büyükçekmece'ye sürdü. Adliye içindeki güç mücadelesi kapsamında farklı isimlerin de görev yerleri değişti.

<< Önceki Haber Güç savaşlarında ikinci perde bu kadarına da pes dedirtti! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER