Sevinin postalcılar


Taksim Topçu Kışlası yeniden yapılacak. Yapılacak deniyorsa yapılır. Dikkat ederseniz, iktidarın "çılgın" projelerine hiçkimse "hadi canım, bu kadar da olmaz" diyemiyor, bunların gerçekleşebileceğine herkes inanıyor. Kemal Bey'e sorulduğu gibi "parayı nereden bulacaksınız" diye sorduğu da yok kimsenin... Hay Allah, neden acaba? Taksim'e, yıkılmış olan topçu kışlası yeniden yapılacaktır. Onu 1940 yılında Lütfi Kırdar yıktırmıştı. Tek partinin vali ve belediye başkanı. Kışlanın avlusu ünlü "Taksim Stadı", elbette yeni İstanbul'un stadyum ihtiyacını karşılayamazdı, bunu kime tartışamaz. Ama CHP yöneticileri, yeni stadyumu getirip Dolmabahçe Sarayı'nın dibine dayamayı tercih ettiler. (Stadın bulunduğu yer, sarayın ahırlarıydı.) Her ne hikmetse o çirkin Gazhane'yi kaldırmayı akıl edemediler ama! Nasreddin Hoca türbesi gibi, stadın üç yanda tribünü vardı, sonradan "yeni açık" tabir edilecek tarafta da Gazhane'nin duvarı! Duvarın üstünde dandik bir skor levhası. "Eski stadı yıkıyoruz" bahanesiyle de Taksim Kışlası'nı yıktılar, yerine "İnönü Gezisi" ni yaptılar. Kışlanın yanıbaşındaki boş araziyi, eğitim alanını, yani kışlanın Talimhanesi'ni de imara açtılar. Eh, otuzlu yıllarda herşeye Atatürk adı verildiyse, bundan böyle de herşeye İnönü adı verilecekti! Stadın adı da elbette İnönü Stadı olacaktı. (Sonra hiç ummadığın bir şekilde kapitalizm bir gelişir hemşerim, "Fiyapı İnönü" diye bir şeyle karşılaşır şaşarsın.) İnönü Gezisi'nin girişine de Milli Şef'in kocaman bir heykeli konacaktı (Atatürk sağa sola heykelini diktirirdi de İnönü bundan geri mi kalırdı?), kaidesini yaptılar, heykeli dikemeden 1950 seçimleri yetişti, iktidar değişti. Bugün Maçka'da, İnönü'nün evlerinden birinin önünde bulunan heykel bir depoya tıkıldı, kaidenin dört bir yanına kazılmış İnönü'yü övücü birtakım sözler de tahtaperdeyle kapatıldı. Tahtaperde zamanla kararmış, çürümüştü... Çocukluğumda oralarda koşar oynar, uçan balon uçurur ve babama sorardım: Bu tahtaperde niçin? Babam önce sağa sola bakar, sonra fısıltıyla "Menderes kapattırdı" derdi... Bütün bu saçmalıklar tarihte kalmıştır. İstanbul'un kültür varlıklarının üstünden silindirle geçme rezilliği de tarihte kalacaktır. İstanbul, kaybetmiş olduğu "simgelerine" yeniden kavuşacaktır. Yokedilmiş Taksim Topçu Kışlası da bunlardan biridir, yeniden yapılacaktır. Avlusu gene yeşil alan olmak üzere. İçine de asker girecek, topçuluk edecek falan değildir. Sergi sarayı olur, kültür merkezi olur, içine sinemalar tiyatrolar, lokantalar kahveler kurulur. Aslına bakarsanız, mükemmel otel de olur orası. Birtakım ahmakların, hem de solcu geçinen ahmakların "Osmanlı'yı ihya ediyorlar, bunlar gerici işte" şeklindeki itirazlarına kulak asılmayacaktır. Siz kışla severdiniz ya, alın size kışla! Topkapı Sarayı'nın çevresi de temizlenecek, tren yolu sarayın bahçesinden çıkarılacak (Kazlıçeşme'de bitirilecek), yokolmuş kıyı köşkleri de yeniden yapılacaktır. Osmanlı'ya da kızarım... Padişahın "memlekete şimendifer gelsin de isterse yatak odamdan geçsin" kafası, istasyonu Batı'nın büyük şehirlerinde olduğu gibi merkezden uzak ama kolay ulaşılır bir düzlüğe, Aksaray'a ya da ille deniz bağlantısı isteniyorsa Langa'ya kurmayı akıl edememiş, demiryolunu sarayın bahçesinden dolandırıp Sirkeci'ye sokmuştu... Yeni Türkiye, imparatorluğun da cumhuriyetin de yanlışlarından arındırılacaktır. Kim ne çıkıntılık ederse etsin...
<< Önceki Haber Sevinin postalcılar Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER