Brooklyn Amity davasında karar çıktı: Okulun kapanması veya faaliyetlerinin durması söz konusu değil

New York Eyaleti Kings County Yüksek Mahkemesi, Brooklyn Amity School ile Türkiye’de faaliyetleri durdurulan Bank Asya arasında yıllardır devam eden kredi davasında kararını verdi. Mahkeme, okulun kredi sözleşmelerinden doğan borç yükümlülüğünün faizlerle birlikte yaklaşık 12,4 milyon dolar olduğuna hükmetti. Karar, ilk bakışta davacı taraf açısından önemli bir hukuki kazanım gibi görünse de dosyanın ayrıntıları, Brooklyn Amity School açısından da dikkat çekici sonuçlar içeriyor. Zira davacı tarafın dava sürecinde gündeme getirdiği ve faizlerle birlikte 34 milyon doları bulan talepler mahkeme tarafından aynen kabul edilmedi. Mahkeme, özellikle krediye karşılık gösterilen yaklaşık 12,5 milyon dolarlık teminatın borçtan mahsup edilmesini dikkate aldı.
Daha da önemlisi, kararda okulun kapatılması, eğitim faaliyetlerinin durdurulması, okul binasının devri ya da öğrencilerin eğitimini doğrudan etkileyecek herhangi bir hüküm yer almıyor. Mahkemenin kararı esas itibarıyla bir alacak-borç hesabına ilişkin.
Dava 2011’de alınan kredilere dayanıyor
Davanın geçmişi 2011 yılına uzanıyor. Brooklyn Amity School, o dönemde mevcut okul binasını satın almak amacıyla Bank Asya’dan yaklaşık 12 milyon dolar tutarında kredi kullandı. Bu krediye ek güvence sağlamak amacıyla iş insanı Ali Akbulut, Bank Asya’daki yaklaşık 13 milyon dolarlık mevduatını teminat olarak gösterdi.
Aynı yıl okul binasının yenilenmesi ve geliştirilmesi amacıyla yaklaşık 3,5 milyon dolarlık ilave kredi kullanıldı. Bu kredi için de okul binası üzerine ipotek tesis edildi. Takip eden yıllarda okulun dönemsel nakit akışı sorunları yaşadığı dönemlerde bazı kredi ödemeleri Ali Akbulut’un teminat hesabından karşılandı. Bu uygulama, okul tarafının dava boyunca en güçlü savunma argümanlarından biri haline geldi.
Okul yönetimi, Bank Asya’nın geçmişte teminat hesabından tahsilat yapmasını, taraflar arasında oluşmuş fiili bir uygulama olarak yorumladı. Buna göre banka, kredi ödemelerinde öncelikle teminat hesabını dikkate almış ve okulun borçları bu hesap üzerinden karşılanmıştı.
Bank Asya’ya el konulması süreci dengeleri değiştirdi
Davanın seyrini değiştiren asıl gelişme ise Bank Asya’nın Türkiye’de devlet kontrolüne geçmesi ve ardından tasfiye sürecine sokulması oldu. Bank Asya’nın faaliyetlerinin durdurulması, sadece Türkiye’deki bankacılık sistemini değil, yurtdışındaki bazı kredi ilişkilerini de doğrudan etkiledi. Brooklyn Amity School dosyası da bu zincirin ABD’deki en dikkat çekici örneklerinden biri haline geldi.
Okul tarafına göre, özellikle 15 Temmuz sonrasında Türkiye’den ABD’ye öğrenci akışında yaşanan düşüş, bazı ailelerin baskı ve endişeler nedeniyle çocuklarını okuldan çekmesi, bağış gelirlerinin azalması ve Türkiye merkezli siyasi atmosferin ABD’deki eğitim kurumları üzerinde oluşturduğu dolaylı baskı okulun mali yapısını ciddi şekilde etkiledi. Brooklyn Amity School, bu nedenle yalnızca klasik bir ticari kredi borçlusu gibi değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Okul tarafının argümanı, kredi ilişkisini etkileyen şartların olağan ticari şartlar olmadığı yönündeydi. Ancak mahkeme, bu savunmayı borcu ortadan kaldıracak düzeyde yeterli görmedi.
Mahkeme, sözleşme hükümlerini esas aldı
Yargıç Reginald A. Boddie, kararında esas olarak kredi sözleşmelerinin açık hükümlerine dayandı. Mahkemeye göre Brooklyn Amity School, kredi sözleşmeleri kapsamında doğrudan geri ödeme yükümlülüğü altındaydı. Teminat hesabının bulunması, bankanın ya da tasfiye memurlarının öncelikle bu hesabı tüketmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu.
Mahkeme, sözleşmelerde davacı tarafın önce teminata başvurmasını zorunlu kılan açık bir hüküm bulunmadığını belirtti. Bu nedenle okulun, “önce teminat kullanılmalıydı” savunması kabul edilmedi. Bu nokta kararın hukuki omurgasını oluşturuyor. Mahkeme, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğunu, sözleşme hükümlerinin açık olduğunu ve mahkemenin sözleşmede yer almayan yeni bir şartı sonradan metne ekleyemeyeceğini vurguladı.
Teminat yine de borç hesabında belirleyici oldu
Her ne kadar mahkeme, davacıların önce teminatı kullanmak zorunda olmadığı sonucuna ulaşsa da nihai hesaplamada teminatı tamamen dışarıda bırakmadı. Tam tersine, dava dosyasındaki en önemli sonuçlardan biri, Ali Akbulut’un hesabındaki yaklaşık 12,5 milyon dolarlık teminatın borçtan mahsup edilmiş kabul edilmesiydi.
Mahkeme, taraflar arasında Mart 2021’de yapılan mutabakatı dikkate aldı. Bu mutabakata göre yaklaşık 12,5 milyon dolarlık teminat kredi borcundan düşülmüş, geriye yaklaşık 7,7 milyon dolarlık anapara borcu kalmıştı. Mahkeme, bu kalan tutar üzerinden sözleşmedeki faiz oranını uyguladı ve toplam borcu 12.4 milyon dolar olarak hesapladı. Bu yönüyle karar, davacı tarafın bütün taleplerinin aynen kabul edildiği bir karar değil. Mahkeme, teminatı borç hesabında dikkate alarak nihai rakamı ciddi ölçüde aşağı çekmiş oldu. Davacı taraf, faizler ve diğer kalemlerle 34 milyon dolar talep ediyordu. Mahkeme nihai kararında, teminatı Mart 2021’den itibaren borçtan mahsup etti ve bu tarihten sonrası için faiz uyguladı. Böylelikle, mahkemenin hükmettiği tutar 12,4 milyon dolar seviyesinde kaldı.
Karar okulun faaliyetlerini durdurmuyor
Kararın kamuoyu açısından en önemli başlıklarından biri, okulun faaliyetlerinin devam edip etmeyeceği sorusu. Mahkeme kararında Brooklyn Amity School’un kapatılması, eğitim faaliyetlerinin sınırlandırılması, öğrencilerin eğitimlerinin etkilenmesi veya okul binasının devri yönünde herhangi bir hüküm bulunmuyor. Karar, doğrudan bir para alacağına ilişkin. Bu nedenle mevcut haliyle okulun günlük eğitim faaliyetlerini otomatik olarak durduran bir sonuç doğurmuyor.
Brooklyn Amity School, eğitim faaliyetlerine devam ediyor. Okul yönetimi ve hukuk ekibinin kararın mali ve hukuki sonuçlarını değerlendirdiği, temyiz dahil tüm yasal seçenekleri gözden geçirdiği belirtiliyor.
Kaynak: TR724.COM
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU






