Oradan buraya

Okuma Süresi 13 dkYayınlanma Perşembe, Eylül 17 2026
Paylaş
X Post
Oradan buraya

M. Fethullah  Gülen Hocaefendi demişti ki:

“Gönenli Mehmet Efendi şöyle bir şiir söylerdi.

‘Saatin  zembereği  boşalınca eder çıt çıt…

Vakit saat gelince, derler dünyadan çık çık…

Yarın melekler hesaba çekince iğneden ipliğe

Hiç mi hiç dinlemezler hınk mınk…”

** * *

HAZİRAN 2014 tarihinde bir arkadaşımız (A.K.) mühim bir toplantıya katılmıştı. Dedi ki:  “Orada, Bangladeşli veya Pakistanlı birisi kalktı, konuştu ve dedi ki: ‘Benim ülkemde peygambere hakaret etme hürriyeti yok.” İşte böyle bir yer. Kalktım ben de kalktım. Böyle bir  hürriyetin olamayacağını ifade ettim. Sonra orada meşhur Prof. Dr. Bernard  Lewis ile tanıştım. Osmanlıca Türkçesiyle konuşuyor.  Kendisine M. Fethullah  Gülen Hocaefendi’den bahsedince “Elbette düşmanları  olacak!.  Zaten bir insanın düşmanları yoksa o mühim birisi değildir!..”

** * *

Hocaefendi  dedi ki: “Bu zulümlerden sonra Hizmetin itibarı, on kat artacak… Zaman gelecek Hizmet’e vurulan bir fiske, bütün dünyada bir inilti konusu hâlinde tepki olacaktır. Bazılarının Hizmet’i yok etmek için gösterdikleri telaşlı faaliyetlerin altında da bu var.”

** * *

Üstad Bediüzzaman Hazretleri: “Ehl-i dünyaya şaşıyorum. Çünkü daha aklımdan hayalimden bir şey geçirir geçirmez, hemen sanki kerametkârâne hissetmiş gibi, bana öyle hücum ediyorlar ki, hayret ediyorum.”

** * *

Bir suçlu Mahkemede bütün suçlarını itiraf etmiş. Şâhitler de aleyhinde konuşmuşlar. Bunun üzerine suçlu avukatını istemiş. Ona demişler ki, bundan avukat ne yapacak ki? Niye avukatı istedin?” demişler. O da “Gerçekten ben de merak ediyorum. Acaba bu saatten sonra  avukat ne yapar diye!..” 

** * *

Bir seferinde M. Fethullah Gülen Hocaefendi şöyle demişti:  “Eğer on kişi… Başını yere koyup, iyi bir inleyip, ciğerlerini sökercesine dua etseler, işler değişir; ölüm durur; ömür uzar. Bu problemler de düzelir, engeller de aşılır. ON  ADAM  LÂZIM  DERİN  DUA  EDECEK.”

** * *

Salahaddin Süslü anlatmıştı: “Bizim dedelerimiz Seyyidler olarak Ahlat’tan dört kardeş Haymana civarına gelmişler. Zaten Haymana = Hayme. Ana demektir. İsmini ondan almış. Hayme Ana bir seyyide olarak zamanında Selçuklu Sarayından Ertuğrul Gazi ile evlenmiş. Yani Osmanlı, seyyid bir hanedandır. (Bunu Üstad’ın  talebelerinden Orman Mühendisi Ali İhsan Tola Ağabey de,  “Osmanlı seyyidlere dayanır” diye bu gerçeği söyledi. Kendileri de “Tûlâ” sülalesinden. Dedeleri Mekke-Medine  Kadıları imiş. Osmanlı o zaman kadıları seyyidlerden tayin edermiş. Ali İhsan Tola Abağeyin bir yeğeni Osmanlı Arşivlerini araştırıp bunu belgelemiş.)  Hayme Ana, gayr-i Müslim kadınlara İslamiyeti sevdirmiş. Anadolu Birliğinin sağlanmasında  Osmanlının temellerinin atılmasında rol oynanmış…

“Üstad Hazretleri Haymana civarına gelince, arabadan inip ayağını yere basınca  ‘Burada benim akrabalarım var.’ demiş. Sonra bizim dedelerimiz ve amcalarımızla karşılaşınca  Üstad onlara  ‘Biz kardeşiz.’ demiş…

“Babam Abdullah Süslü de Hocaefendiye bunları anlatmış (Hocaefendi, “Bizim  Abdullah Süslü ile doku uyumumuz var!"  demişti. A. Aymaz) 


(A. Koçak’ın notlarından)