Nasıl 'evet'çi yaptım?


Yazıda geçen karakterler kurgu değil, yaşananlar tamamen gerçektir. Adı Şinasi idi, (Şaka gibi değil mi? Kulağın çınladı mı Salih Tuna?) Her AKP muhalifi gibi kızgın ve burnundan soluyordu. Her klasik 'hayır'cı gibi öfkeliydi. Referandumda sadece 'hayır' demek yetmiyordu onun için, bir de dayak atmak istiyordu sanki. AK Parti'ye kızgındı, Erdoğan'a kızgındı, alakasız bir şekilde sabahları evin önünden geçen seyyar sebzeciye bile kızgındı. Ona göre işporta alemindeki düzensizlik bile hükümetin suçu sayılabilirdi. 'Hayır' diyordu, her şeye hayır! Bu hükümetten gelen her şeye hayır! 'Bilsem cennete sokacaklar ona da hayır!' Elimde olmadan tebessüm ettim. 'Ne gülüyorsun?' diye kızdı bana. Hani ondan iri olmasam ve göze kesse belki bir Osmanlı tokadı bile gelebilirdi yüzüme! 'Sen' dedim, 'Bence bazı şeyleri ciddi anlamda karıştırıyorsun ve öfken Başbakan'ınkinden bile büyük!' İrkilmiş gibi kafasını ani bir hamleyle geriye çekti ve 'Neyi karıştırıyorum?' diye sordu. 'Sen şimdi bu iktidara mı hayır diyorsun, yoksa referanduma mı?' Nefes bile almadan yapıştırdı cevabı: 'Her ikisine de!' 'Yani her ikisini de aynı olarak görüyorsun, ha AKP, ha anayasa referandumu öyle mi?' dedim, 'Aynen öyle!' diye cevap verdi. 'İyi ama bu referandumda 'hayır' çıksa bile AKP iktidarı genel seçime kadar devam edecek' dedim. Canı sıkıldı, 'Olsun bir ders almış olur!' diye iç soğutan bir cevap verdi. Sustum bir süre, çekinerek baktı, zihinsel bir kontratak bekliyordu eminim. 'Acaba dersi millete mi vermiş olursun yoksa AKP'ye mi, bunu iyi düşünmek lazım' dedim. Klasik bir merak cümlesi geldi karşıdan; 'Nasıl yani?' 'Şöyle ki' dedim; 'Sen oylanacak olan maddeleri okudun mu? Okuyup üzerinde düşündün mü?' Sustu, okumamıştı. Sonra aniden aklına gelmiş gibi veriştirdi; 'Okumama gerek yok, ABD'nin 'evet' dediği bir yasa teklifi bizim için hayırlı değildir.' 'Aynı mantık ile bakıldığında PKK'nın hayır dediği teklifin milletin lehine olmayacağına da inanıyorsun o halde?' dedim, bozuldu. Devam ettim; 'Eğer meseleyi tribünlere bölersek sen kaybedersin. Öyle bir taraftar kesimi düşün ki, Kürtçü faşistlerle Türkçü faşistler aynı safta, buna statükocu CHP'yi ekle, üzerine bir tutam da terör örgütü kat, böyle taraftar profili cumhuriyet tarihinde yoktur. Bu kamplaşmadan sana ekmek çıkmaz.' 'Ama Tayyip millete kan kusturuyor, işsizlik, ekonomik kriz...' Sözünü kesmek durumunda kaldım, 'İyi de bunun referandumla ne ilgisi var. Sözgelimi; ordudan haksız yere atılanlara yargı yolunun açılmasına karşı mısın?' 'Elbette hayır' dedi. 'Peki, fişlemelerin artık olmamasını istemiyor musun?' Hemen 'evet' dedi ve ayıp bir şey söylemiş gibi sustu, peşi peşine sıraladım: 'Memura toplu sözleşme hakkı verilmesini istemez misin?.. Partilerin kapatılmamasını, milletvekilliğinin düşmemesini istemez misin? Kadın ve çocuk istismarlarının önlenmesini, mahkemeye gitmeden davaların çözümlenmesini, kimsenin artık darbe yapacak cesaret bulmamasını istemez misin?' Artık 'evet' diyemiyordu ama olumlu anlamda başını sallıyordu. Devam ettim, 'Bak Kılıçdaroğlu da 'evet' demek istiyor ama alakasız bir bahane sallıyor; eğer milletvekilliği dokunulmazlığı kaldırılırsa bu referanduma evet diyebilecekmiş!' Sağlı sollu atağı yiyince epey şaşırmıştı. 'Benim gözümde esas akıllı insanlık ve yiğitlik hem anayasaya evet diyebilip hem de AK Parti'ye muhaliflik yapabilmektir.' dedim. Mahcup bir suskunluğun yerini ikna olmanın verdiği rahatlık aldı; 'Referanduma evet, AKP'ye hayır' diye bağırdı. Güldüm ve 'sırıtma' dedi. 'Artık Eyüpsultan'a gidip tövbe edersin' diye takılınca omzuma yumruğu yedim!
<< Önceki Haber Nasıl 'evet'çi yaptım? Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER