Evet, o adam Nobre!


Schuster’in karakterine, seyircinin gönlüne göre bir hücum takımına dönüşmüş Beşiktaş... Evet, Simao, Fernandes ve Almeida’nın gelişinden önce de hücum tercihiyle oynuyorlardı. Ama dün tercihlerine uygun yapılanma içinde olduklarını gösterdiler. Ara transfer Beşiktaş’ta doğru gibi duruyor. Elbette üç yeni adamla bilmediğimiz, hesaplamadığımız sorunlar yaşanabilir. Ancak dün gördük ki, siyah-beyazlı takım, felsefesine uygun hücum oyununda eski yeni uyumunda sıkıntı çekmeyecek. Dahası, yeni etkin hücum oyununda Nobre ve Aurelio da sanki çıtayı biraz daha yükseltmiş gibiydiler. Yeni oluşum, eski oyunculara da yeni anlayış getirmiş... Nobre, oyunun hem yapıcı hem de bitirici rollerini oynuyor. Aylarca, haftalarca gol atamayan bu adam, dün beklenenin üzerinde pozisyona girdi, yeniden golcü kimliğinden örnekler verdi. Orta alanda farklı roller üstlendi. Aurelio ise, oyun merkezini Beşiktaş’ın akış yönünde ileri taşıyıp Guti ile birlikte harika işler yaptı. Elbette Bucaspor, Super Lig’in standartları altında kalan zayıf bir takım. Devre arasındaki transferleri de hazırlıkları da Beşiktaş gibilerle değil, orta sıra ve tehlike bölgesindeki takımlarla mücadeleye ayarlanmış... Savunmaları çabuk çözüldü... Yirmi dakika içinde 2 golle geriye düşünce maçı çevirecek halleri kalmadı. Buna rağmen Beşiktaş yarı alanına geçip pozisyon buldular. Beşiktaş, Guti, Simao, Quaresma, Almeida (Bobo) ve Nobre (Fernandes) ile rakip yarı alana yerleşip bireysel beceri, çabuk oyun, isabetli paslarla hemen her dakika gol pozisyonuna giriyor. Bu oyunda Hilbert ve İsmail’in kanat destekleri de var... Ama topu kaybettiğinde rakibin oynamasına izin veren, baskı yapmayan, geride kalan adamlarla bir kopukluk yaşanıyor. Özetle ofansif oyuncuların defansif rollere de soyunmaları, takım savunmasında daha paylaşımcı bir anlayışla mücadele etmeleri gerekiyor. Ersan’ın, Hilbert’in ve İsmail’in hücuma katkıları kadar hücumdakilerin de savunmaya katılımı beklenmeli... Her neyse... Schuster bu küçük (!) soruna zorlanmadan çözüm bulabilir artık... Kimbilir, belki Ernst’in oynadığı maçlarda bu sorun kendiliğinden çözülebilir. Yunus Yıldırım, uzun süre penaltı takıntısı yaşadı. MHK’nın Hollandalı Hakem Eğitmeni Jaap Uilenberg, devre arasında bu mental problemin aşılacağını söylemişti. Dün gördük ki tedavi olumlu yönde ilerliyor. Nihayet Beto’nun elle müdahalesindeki tartışmasız pozisyonda penaltı kararını verip rahatladı. Yıldırım adına memnunum. Ama Buca ve Beşiktaş adına birer tane daha verebilirdi. Beşiktaş için asıl test, çarşambaya Trabzon maçı.
<< Önceki Haber Evet, o adam Nobre! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER