Kültür gezileri


Bilebildiğim kadarıyla yirmi altı medeniyetin gelip geçtiği ülkemiz, muhteşem bir açık hava müzesi gibidir. İslâmiyet potasında kaynaya kaynaya şekillenen örf ve adetlerimiz, ebru ve hat sanatlarında ulaştığımız zirveler gibi yüksekleri tutmuşlardır. Durum böyle olduğu halde dış dünyadan ülkemize gelen insanlar, sadece deniz kenarlarında ve otellerde yine kendi damak tatlarına uygun şeyleri tadarak gidiyor ve gerçek Anadolu'yu tam tanıyamıyorlar. Gerçek ruhu, ruhî ve manevî derinliği onlara göstermek için sadece resmî turist rehberleri değil, bütün bir millet olarak hepimiz gayret göstermek zorundayız. Bunun için azıcık fedakârlık yapmak yeterli olabilir... Brüksel'e son ziyaretimde, eğitim gönüllüleriyle de görüşme imkânım oldu. Oradaki Lucerna Koleji'nin zümre başkanlarının yirmi üç kişilik bir Bursa gezisi olmuş... Hâlâ konuşulan bu gezi bana geçmiş senelerde STV'nin "Diyaloğun Meyveleri" isimli programını hatırlattı. Gerçekten, Batı'dan bilhassa Amerika'dan ülkemize gelip insanlarımızı çok yakından tanıdıktan sonra hissiyatlarını dile getiren, kendi ülkelerinde konum itibarıyla sazı-sözü dinlenen bu insanlar, çok güzel şeyler anlatıyorlardı. İşte bu Belçikalı ziyaretçiler de bizim farkında olmadığımız pek çok güzelliği dile getiriyorlar. İnsan onların hatıralarını dinlerken, sanki kendimizi, kendi ülkemizi ve ülkemiz insanlarını yeni keşfediyoruz gibi bir hisse kapılıyor.. Meseleyi araştırdığımızda önce çok güzel bir gezi programının yapıldığını görüyoruz. Programı bozacak tavırlardan kaçınılmış. Çünkü böyle şeyler, bazı korsan gündemler maalesef âhengi bozabiliyor. Misafirleri, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar Bey ve Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Sadi Kurtulan Bey ağırlıyorlar. Osmangazi'den Süleyman Ertürk Bey'in, Kemal Bayraktar ve Refik beylerin ilgi ve gayretlerini unutamıyorlar. Bu müesseselerin misafirperverlikleri yanında bilhassa onları evlerine alıp misafir eden Anadolu insanını yakın alakaları hatıralarından silinecek gibi değil... Hat, ebru sanatları... İskender Efendi Konağı... Müze... Botanik park... Kolejler... Camiler... Şadırvanlar... Gözlerinin önünden gitmiyor ve gönüllerinden çıkmıyor.. Bilhassa hiç hesapta olmayan ve tamamen Anadolu insanının yapısından, mayasından ve kültüründen kaynaklanan sürpriz güzellikler ve fedakarlıklar motif motif ruhlara işleniyor: Bir eve gidiliyor, evin küçük kızı, keman çalıyor, misafirlerden birinin hoşuna gidince, kemanını hiç düşünmeden hediye ediyor ve bundan kızımız büyük mutluluk duyuyor.. Beğenilen bir duvar tablosu hiç tereddüt edilmeden hediye edilmeye çalışılıyor... Çeyiz sandıklarından bile hediyeler sunuluyor... Ördekli Kültür Merkezi'ndeki hattatımız, herkesin hat sanatıyla isimlerini yazıp,hediye ediyor. Neticede beraberce gezinin bir değerlendirmesini yapıyorlar: Salvo: Burada krallar gibi ağırlandık, Belçika'ya dönünce adapte olmakta zorlanacağız. Bu kadar güzel ağırlanmamız sizin dininiz ve kültürünüzde insana verilen değerden kaynaklanıyor. Sizin için her insan bir kral kadar değerli. Bütün hayatım boyunca sizlerin Belçika'daki temsilcisi olacağım. Sizleri ve sizden öğrendiklerimi bütün çevreme, insanlara ve öğrencilerime anlatacağım ve bunu da büyük bir gururla yapacağım. Natalie: Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır dediniz. Bizim dostluğumuz ve beraberliğimiz 40 yılla sınırlı kalmayacak. Ömür boyu devam edecek ve bizden sonra da çocuklarımıza intikal edecek.

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER