Yangın yeri

Futbolun ve taraftarlığın geldiği son noktayı görünce insan toplum adına büyük bir endişe ve korkuya kapılıyor. Tarafgirliğin bazı yerlerde bütün değerlerin üzerine çıkması, aklı başında olarak düşündüğünüz insanların futbol sonuçlarına göre garip tepkiler vermesi insanı bazen ürkütmüyor değil. Futbol, üzerinden güç savaşları yapılan bir oyuna dönüştü. Futbol, sahada futbolcuların oynadığı bir oyun olmaktan çıkıp kulüp yöneticilerinin Türkiye'nin vitrininde varlık kavgasının bir aracı oldu. Oysa futbol sadece futboldur. Hal böyle iken toplum içinde, iş dünyasında belirli yerlerde olan insanların, irrasyonel korkular üretmesini hakikaten anlamakta zorlanıyor insan. Bununla birlikte toplumsal eylemler de 'Fenerbahçe düşmancılığı' üzerinden kurgulanmaya başlandı. Bu kurgu sonrasında Fenerbahçeli kılığına girmiş, bir şebeke Galatasaray maçından sonra ortalığı yakıp yıktı. Toplumun, Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda tepki göstermek yerine yargıya sahip çıkması, devletin bağırsaklarını temizleme çabasına büyük destek vermesi, psikolojik harbin farklı metotlar denemesine sebep oldu. Şimdi toplumsal karşılığı olan Fenerbahçe üzerinden birtakım senaryoları sahneye koymaya çalışıyorlar. Ancak Fenerbahçe'ye gönül vermiş aklıselim insanlar bu olayın farkında. Onların Galatasaray maçında olaylara hiç karışmamaları, provokatörlerin oyununa hiç gelmemeleri de bunu gösteriyor. Bugün Türkiye çok kritik bir evrede! Ya ilkeler ve hukuk kazanacak ya da güç ile hareket edenler. Bunu engellemek için spor üzerinden bir oyun tezgâhlamanın peşindeler. Bu ülkede hakkın ve hukukun hakimiyetini mutlak surette tesis etmek zorundayız. Şebekelerin istedikleri olacaksa, öldürenler, haksızlık yapanlar, devletin içinde çete oluşturanlar devletten ayıklanmayacaksa demokrasi bu ülkeye nasıl gelecek? Temiz bir ülke, temiz bir devlet, temiz bir futbol, temiz bir lig toplumda kimin işine gelmez ki? Böyle bir ülkede herkes kazançlı çıkmaz mı? Bu durumdan kazançlı çıkmayanlar sadece, yıllardır işleri böyle yönetmiş hem statü hem para hem de itibar kazanmışlar olacaktır. Her açıdan temizlenmek, her açıdan yeniden kendimize bakmak, kendimizi sorgulamak ve geçmiş hatalardan ders çıkartarak ülkeyi yeniden kurgulamak çocuklarımız ve gelecek nesillerimiz açısından hayat memat meselesi kadar önemlidir. Bu konuda Türkiye'nin kat edeceği çok ama çok mesafe var daha önünde. Neden mi? Örneğin Behçet Oktay daha birkaç yıl önce intihar süsü verilerek öldürülüyor, Muhsin Yazıcıoğlu kaza süsü verilerek katlediliyor. Bu ve buna benzer hadiseler 12 Eylül öncesinin karanlık dehlizlerinde değil, iletişim teknolojisinin bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Biz, genç nesillerin dindarlaşmasını konuşurken; Zonguldak Devrek gibi küçük bir ilçede 14 yaşında bir ortaokul öğrencisi dedesi yaşında birisiyle para karşılığında birlikte oluyor ve dedesi yaşındaki adam kalkıp pompalı tüfekle bu çocuğu öldürüyor. Bunlar toplumsal bir kokuşmuşluğun ayak sesleri değil de nedir? Bu toplumsal kokuşmuşluğa sebep olanları bulmak boynumuzun borcu değil midir? Bizim güç kavgalarını bırakarak bir toplumsal yangın haline gelen bu durumla ilgili önce problemi tespit edip sonra da çözüm yollarına acilen gitmemiz gerekmez mi? Böyle bir fırsatı daha ne zaman elde eder bu millet?

YAZARIN SON YAZILARI