Amerika'da Erdoğan rüzgarı

Türkiye’nin son yıllarda izlediği aktif dış politika, ülkemize olan ilgiyi de artırıyor.

Amerika'da <b>Erdoğan rüzgarı</b>

Türkiye’yi daha iyi anlamak isteyen Amerikalılar, New York’taki Türk Kültür Merkezi’nin açtığı Türkçe kursuna büyük ilgi gösteriyor. Akşam mesai bitince masasını toplayıp ceketini aldı. Çantasındaki kalem, ders notları ve defterini kontrol edip yola düştü. Manhattan adasının en gözde yerlerinde biri olan Lexington Caddesi’deki Türk Kültür Merkezi’nde Türkçe kursuna yetişecekti. Irene Kim Ahıska, New York’ta bilgisayar animasyoncusu olarak çalışıyor. Bir Türkle evli. Eşi ile birbirlerinin dilini öğrenecekleri sözünü vermişler. Türk Kültür Merkezi kurslarına başlayan Kore asıllı Amerikalı Irene, “Türkçeyi öğrenerek eşim ve ailesi ile daha iyi konuşmak, onun ve ailesinin gerçek bir ferdi olmak istiyorum.” diyor. Türkçe ile birlikte Türkiye hakkındaki haberleri okumaya, şarkıları dinlemeye başlayan Irene, “ Türkiye’ye âşık oldukları için Türkçe öğrenen arkadaşlarımın tam tersine, ben Türkçe öğrenerek Türkiye’ye aşık oldum.” diye konuşuyor. Dünyanın dört bir yanından insanların İngilizce öğrenmek için akın ettiği New York’ta açılan Türkçe kursuna Amerikalılar büyük ilgi gösteriyor. Ocak 2007’de Türk Kültür Merkezi’nde 3 kişi ile başlayan kursun öğrenci sayısı her kurda artıyor. Kimi eşi, kimi işi, kimi de merakından 300’e yakın Amerikalı kurs sıralarından geçiyor. Öğrenciler arasında Tayyip Erdoğan’ı kendi dilinde anlamak için Türkçe öğrenmek isteyen bile var. Artis Klavins, Türkçe kurslarına devam eden başka bir Amerikalı. Bir bankada bilgisayar programcısı olarak çalışan Klavins, “Amerikalıların bütün dünyanın İngilizce konuşmasını beklemesi kibirlidir.” diyor. Türkçe konuşabildiği için New York’taki bazı Türk meyve satıcılarının kendisine indirim yaptığını söylüyor. Pek çok dili bilen Klavins, “Türkçe bana zihinsel keyif veriyor. Benim için Türkçe’deki her cümle, çözecek matematik problemi gibi; çözdükten sonra memnuniyet duyuyorum.” diye konuşuyor. ‘Dünyanın başkenti’ New York’taki Türk Kültür Merkezi Türkçe Kursu Müdürü Müslim Emre Püsküllüoğlu, öğrencilerinin yarısından fazlasının New York’ta yaşayan Türklerle evli olduğunu kaydediyor. Ardından şu bilgileri veriyor: “Hem eşlerinin dilinde onlarla anlaşmak hem de aileleriyle daha rahat diyalog kurmak icin Türkçe öğreniyorlar. Böyle bir sebeple Türkçe öğrenen bir öğrencimiz ‘eğer eşim Vietnamlı olsaydı Vietnamca öğrenmezdim; ama Türkçe başka’ diyor. Bir öğrencimiz ‘eşim beni boşamasın’ diye öğreniyorum demişti; bir başka öğrencimiz de eşinin telefonda ne konuştuğunu merak ettiğini söylemişti.” TÜRKİYE’YE İLGİ, TÜRKÇE’YE İLGİYİ ARTIRIYOR Türklerin sıcakkanlılığı ve dillere destan misafirperverliği gibi sebeplerin Türkçe’yi sevdirdiğini belirten Püsküllüoğlu, “Sadece turist olarak Türkiye’yi görmeye giden öğrencilerimiz bile Amerika’ya döndükten sonra Türkçe öğrenmeye devam ediyor. Amerika’da yaşayan Türklere ulaşmak için Türkçe öğrenen avukat öğrencimiz, Sufi kaynaklardan Müslüman olup Türkçe öğrenmek isteyen ya da Tayyip Erdoğan’ı Orijinal dilinden anlamak için Türkçe öğrenmek isteyen ya da Sefardik Yahudisi olup Türkiye’de yaşayan tanıdıklarıyla Türkçe anlaşmak isteyenlere hatta Ermeni olup arşiv okumak isteyen meraklılara, Orhan Pamuk sevdalılarına kadar çok değişik sebeplerle Türkce öğrenmek isteyen Ameikalılar mevcut.” diyor. Türkiye’nin dünya konjektöründe ekonomik ve siyasi olarak öneminin artması, bölgede cazibe merkezi haline gelmesi, tarihi ve turistik zenginliklerinin özellikle New York’ta yaşayan elit ve akademik tabakanın dikkatini çekmesi Türk gönüllülerinde dil kursu açılması fikrini doğurmuş. Amerika’nın Türkçe’yi dünyadaki kritik dillerden biri olarak ilan etmesi ve öğrenilmesi için karşılıksız burslar vermesi de cesareti artırmış. Her kur üç ay sürüyor. Öğretmen yetersizliğinden dolayı haftada sadece 1’er defa ders yapılabiliyor. Püsküllüoğlu şöyle konuşuyor: “Keşke en az ikişer defa öğrencilerimizle buluşabilsek ama bu şimdilik zor. Çünkü öğrenci sayımız fazla ve öğretmen sayısı yetersiz. Öğrencilerimizin hepsi iş çıkışı kursa geldiklerinden bütün derslerimizi akşam yapmak zorunda kalıyoruz.” Türkçe Kursu için önceleri piyasadaki yabancılar için Türkçe öğreten tüm kitaplar temin ediliyor. Ama kitapların Amerikalı yetişkinlere hitap etmediği görülünce yeni arayışlar başlıyor. Püsküllüoğlu, kendi ders kitaplarını oluşturmak için çalıştıklarını söylüyor. Öğrencilerin haftada sadece 1 kez ve 2,5 saatlik bir ders için geldiğini anlatan Türkçe hocası, çok alıştırma ve pratik ağırlıklı kitaplar arayışına girdiklerini dile getiriyor. Püsküllüoğlu, “Değişik kitapların değişik sayfalarından fotokopilerle 2 yıl idare ettik. Özellikle youtube’dan reklamlar, şarkılar indirerek sınıfa bir canlılık vermeye çalıştık.” şeklinde konuşuyor. Sınıfta seyrettirilen reklam ve kısa filmler dersleri sıkıcılıktan kurtardığı gibi Türk kültürünü de tanıtıyor. Eti Tutku biskuvisinin Yunan sınırında çekilen reklam filmini seyreden bir öğrenci “İşte Türkler bu!” diyerek heyecanlanıyor. Kültür merkezine gelen Türk misafirlerden bazıları zaman zaman sınıflara davet edilerek, öğrencilerin pratik yapması sağlanıyor. Galatasaray’ın efsane futbolcusu Hakan Şükür de bunlardan biri. Öğrenciler talep ederse konuşma ya da yazışma arkadaşı bulunuyor. Ayrıca Kültür Merkezi’nde her ay bir program düzenleniyor. Türk yemekleri ikram ediliyor ve Türkiye sunumları gösteriliyor. Programın formatına göre ya müzik ya seminer ya da bir el sanatı icra ediliyor. Püsküllüoğlu, “Türkiye’nin her şeyini tanıtmaya çalışıyoruz. Türkçe’yi öğretmemizdeki asıl sebep ülkemizin, insanımızın ve kültürümüzün tanıtımı. Bunu Türkceyi kullanarak yapmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimiz bundan çok etkileniyor ve takdir ediyorlar.” ifadelerini kullanıyor. TÜRKÇE GRAMER YAPISI ZORLUYOR Türkçe öğrenmek isteyen öğrenciler başlarda oldukça zorlanıyor. Çünkü Türkçe gramer yapısı itibariyle İngilizceye benzemeyen kalıplara sahip. Türkçe öğretmenleri bunu aşmak için dili kolaylaştırmaya ve dersleri zevkli hale getirmeye çalışıyor. Öğrencilere cümle kalıpları verip bunu ezberlemelerini ve ihtiyaç hissettiklerinde özne, nesne ya da yüklemini değiştirerek ve ünlü uyumunu da hesaba katarak cümleleri kurmalarını tavsiye ediyor. Püsküllüoğlu “Bir Türkçe öğretmeni olarak dilimizin ne denli değişik bir yapıya sahip olduğunu ancak yabancılara Türkçe öğrettikten sonra anlayabildim. Ne varki Koreli, Japon öğrencilerimiz dil yapısının yakınlığı bakımından çok rahat uyum sağlayabilmekteler. Bunun yanında Rusça gramer yapısı olarak Türkçeye benzemese de Rusların Türkçe’yi en kolay öğrenen millet olduğunu söyleyebilirim.” diyor. Türkçe’yi en çok bilgisayar programcıları ve matematikçiler seviyor. Hemen hemen hiç istisna olmayan bir dil olduğundan sanki ‘puzzle çözüyorlarmış’ gibi geliyor onlara. Püsküllüoğlu, hedeflerini ‘mümkün olduğu kadar Amerikalıya ulaşıp onların dostluğunu kazanmak’ olarak açıklıyor. “İnsanları sevgi ve kardeşlik ortak paydasında buluşturabiliriz. Bunun için sevgi dili dediğimiz Türkçeyi öğretmeye çalışıyoruz.” diyor. Irene Kim Ahıska: TÜRKÇE ÖĞRENDİKÇE TÜRKLERİ SEVDİM -Türkçe nasıl bir dil, zor mu? Benim için düşündüğüm kadar zor değil. Türkçe ve Korece aynı dil ailesinin üyeleri. Kelimeleri hep farklı; ama sözcük dizilişleri aynı ve başka şeylerde çok benzerler. Türkçe, sanki Korece ve İngilizcenin tam ortasındaki bir dil. En azından benim için mükemmel bir dil. -Öğrenmek için nasıl bir yol izliyorsunuz? Haftada bir defa Türk Kültür Merkezi’nde ders alıyorum. Derste çeşitli metin ve gazeteleri okuyoruz, şarkılar öğreniyoruz ve videoları seyrederek konuşuyoruz. Boş vaktimde şarkıları dinleyerek veya dizileri seyrederek Türkçe’nin sesi ve sözlerine alışmaya çalışıyorum. İnternette Türk haber sitelerine bazen bakıyorum ve ara sıra eşimle eski filmleri seyretmeyi seviyoruz. -Türkçe kursu olduğunu nereden öğrendiniz? Çok uzun zamandır New York’ta Türkçe kursunu bulmaya çalıştım ama kolay değildi. Bir üniversitede Türkçe dersi oldu; ama talebi az olduğu için tekrar iptal edildi. Meşhur bir dil okulu üzerinden özel ders alabildim ama çok pahalıydı. Sonunda eşi Türk olan bir adamla tanıştım. New York’ta Türk Kültür Merkezi olduğunu ve orada Türkçe dersi verdiğini söyledi. Sonraki dönem için kaydoldum. -Türkçe’de sizi etkileyen bir yan var mı? Türkçe çalışırken Korece ile çok benzemesine devamlı şaşırıyorum. Sözleri benzemez; ama dillerinin duyguları veya mantıkları çok yakın. Genelikle Türkler ve Koreliler hiç ilişkisiz iki millet gibi düşünürüz. Türkçe öğrenerek görüşüm değişti. Kendimi ‘çok eskiden ayrılmış sevgili bir akrabamla yeniden tanıştım’ gibi hissediyorum. Türkçe Kursu Friend of Turkey Grubu Başkanı Artis Klavins: TÜRKÇE ÖĞRENMEK BANA ZİHİNSEL KEYİF VERİYOR -Kendinizden kısaca bahseder misiniz? New Yorkluyum. Şimdilik bir bankada bilgisayar programcısı olarak çalışıyorum. -Neden Türkçe kursu alıyorsunuz? Eğlenmek için Türkçe kursu alıyorum. Türkçe öğrenme merakımın birkaç sebebi var. Onların biri; Türkiye’de tatillerimi geçirmeyi seviyorum. Orada karşılaştığım Türklere dili ve kültürleriyle ilgilendiğimi göstermek istiyorum. Bana öyle geliyor ki, Amerikalıların bütün dünyanın İngilizce konuşmasını beklemesi, kibirlidir. Başka bir sebebi; Türklerin çoğu son derece kibar ve arkadaşça, onlarla arkadaşlığı seviyorum. Onlarla sohbet etmek, çoğu kez güneşlenmek gibi. Bazı arkadaşlarım İngilizce konuşamaz; biraz Türkçe konuşabildiğim için İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce konuşup karşılıklı anlayış geliştirebiliriz. Başka bir sebebi, tanıştığım New York’taki bazı meyveciler, benim Türkçe öğrenmeme sevinip bana indirim yapıyorlar. Bazen ücretsiz meyve bile alıyorum. Son olarak Türkçe öğrenmek, bana zihinsel keyif veriyor. Benim için Türkçedeki her cümle, çözecek matematik problemi gibi; çözdükten sonra memnuniyet duyuyorum. -Türkçe nasıl bir dil? Benim için Türkçe çok zor. Birkaç dil öğrendim; Francızca, Almanca, Latince, eski Yunanca, İspanyolca ve Rusça. En zoru, Türkçe; çünkü onun Hint-Avrupa kelimeleri yok ve Türkçenin kelime sırası, genellikle İngilizceninki ile terstir. -Öğrenmek için nasıl bir yol izliyorsunuz? Türkçe kursunda gramer öğrenip konuşma pratiği yapıyoruz. Türkçe kursu bir yana hemen hemen her gün kendi kendime Türkçe kelimeleri ezberleyip Türkçe grameri öğreniyorum. Ayrıca genç edebiyatı okuyorum. -Türkçe kursu olduğunu nereden öğrendiniz? Türkiye’deki tatilimden sonra New York’a geri dönerken, bir Türk iş adamının yanında oturuyordum. Sohbet etmeye başladık ve çok geçmeden bana New York’taki Türk Kültür Merkezi’ni söyledi. Aldığım Türkçe kursu, Türk Kültür Merkezi’nde oluyor. -Türkçe’de sizi etkileyen bir yan var mı? Allah’tan Türkçe grameri genellikle mantıksal ve kurallı. Maalesef Türkçe’de bazı kelimeler çok ama çok uzun, mesela Avustralyalılaştıramayacaklarımızdan mısınız? AKSİYON
<< Önceki Haber Amerika'da Erdoğan rüzgarı Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER