Yıllar sonra gelen gizli toplantı itirafı: Refah Partisi...

Medya patronu Dinç Bilgin'den 28 Şubat dönemine ilişkin çok konuşulacak itiraf...

Yıllar sonra gelen gizli toplantı itirafı: Refah Partisi...

Ünlü medya patronu Dinç Bilgin'den çarpıcı açıklamalar: “Solcu ekiple, liberal-demokrat gazete çıkarmayı denedim. Epeycesi, molotof atan çocuklar var ya, o tipte insanlardı” dedi.

Dinç Bilgin, Refah Partisi'nin iktidara gelmesi rahatsız etti mi sizi? sorusuna  şöyle cevap verdi: "Tabii. Sadece bizi değil, askeri de. İktidar olmasından da hoşlanmadım. O dönemde Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller'i bir araya getirme gayreti vardı. Özdemir Sabancı rahmetli olmadan bir hafta önce, onun odasında toplantı yaptılar. Orada ben de vardım. Mesut'un kardeşi Turgut çağırıldı. “Refah Partili bir koalisyona hoş bakmıyoruz. Tansu'yla siz koalisyon yapın” denildi, işadamlarına has diplomatik bir tonda. Bir hafta sonra da Özdemir öldürüldü."

Türk basın tarihinde bir döneme damgasını vuran Dinç Bilgin, 28 Şubat döneminde yaşananları Türkiye Gazetesi'ne anlattı. İşte Dinç Bilgin'in çarpıcı itirafları...

28 Şubat'ın askerî ayağına dair iddianameyi savcılar tamamladı. Sizce sivil ayağına da sıra gelecek mi?
Pek ihtimal vermiyorum. Zaman çok değişiyor. Türkiye değişiyor. Çok şeyin modası geçiyor.
Eğer gerçekleşirse, kendinize dair bir çekinceniz var mı? Sizin bir troyka teoriniz var: asker-yargı-medya…
Askeri ve sivil vesayet, medyadan çok rahat destek alıyordu. Sadece 28 Şubat değil. 27 Mayıs'ı düşünün. Bütün Cumhuriyet tarihinde bu böyle oldu.

Vesayet rejimi, 27 Mayıs'la mı ihdas edildi?
Bana göre, 1923'te kurulan Cumhuriyet'in paradigması. Vesayet, o. 8-10 milyon olan nüfusunun yarısı fakir, veremli, sıtmalı bir Anadolu düşünün. Oradan bir ulus inşa etmeye çalışan, belki iyi niyetli; ama oldukça acemi bir devrimci kadro. Onlar böyle bir inşaat yapmak istiyorlar. Bir tür mühendislik gibi ele aldılar.

"AMCAM, YASSIADA'DAYDI; ZORLA TÜRKİYE'YE GELDİM"

İzmirli ve Demokrat Parti'li bir aileden geliyorsunuz.
Evet. Hatta, Yeni Asır bir tarihte de Serbest Fırka'lı. Babamdan duyduğum bu. Sonradan Yeni Asır'ın bir sayısında da gördüm. O zaman sekiz sütuna manşet: “SERBEST FIRKA EBEDİDİR”. Fethi Okyar konuşuyor bir yerde. Sağ alt köşede aynı gün başka bir haber: “SERBEST FIRKA KENDİNİ FESHETTİ”. Ülke kolay evreler yaşamadı.

Babanız, CHP'ye karşı o halde?
Elbette. Demokrat, liberal gelenektendi. Amcam Behzat Bilgin de Demokrat Parti milletvekiliydi. Yassıada'da kaldı, oradan sonra da vefat etti. Ben İngiltere'de talebeydim, döndüm. 27 Mayıs'tan sonra yurtdışı yasağı ilk defa kondu. Tutukluların yakınlarına izin vermiyorlardı.

Kuruluşu nedir, Yeni Asır'ın?
1895'te Selanik'te kuruldu. İzmir'in kurtuluşundan sonra burada yayına başlamış, 1924-25 gibi. Ortaklıkları içinde en atak ben oldum. Gazetecilik heyecanım, hepsinden fazlaydı. Tek başıma iş yapmak istedim. Egom da yüksekti. 1985'te İstanbul'da Sabah'la başladık. Rahmi Turan ve ekibini transfer ettim. Ben Sabah'ı kurduğumda, gazeteci gençler arasındaki hâkim ideoloji, soldu. Baştan aşağıya solcu bir ekiple, liberal-demokrat gazete çıkarma denemesine giriştim. Epeycesi, 1 Mayıs'ta molotof atan çocuklar var ya, o tipte insanlardı.

TURGUT ÖZAL, YAZARIMDI

Alttan mı aldınız?
Bir tür aslan terbiyeciliği gibi. Sabah'tan önce Rapor adında bir ekonomi gazetesi çıkarttım. Turgut Özal, Rapor'un yazarıydı. Burhan Özfatura, müdürüydü. Ekrem Pakdemirli yazarımızdı. Türkiye'deki liberal-ekonomik açılımı ilk biz başlattık. 24 Ocak Kararları'nın ideolojisini taşıyan bir gazete oldu, Rapor. O denemeyi Sabah'ta da yaptık. Sabah çok sattı; çünkü Özal'la başlayan, yükselen değerlerin gazetesi oldu. O zamanki gazetecilerin eğilimi, devletten, siyasi-askeri bürokrasiden yana olmak. Ekibi yönlendirme gücüm kifayet etmedi.

Kifayet etmediğini ne zaman fark ettiniz?
Şimdi baktığımda görüyorum. İnsanların egoları, çıkarları var. Derdinizi anlatamıyorsunuz. O zaman da işi sallamamaya başlıyorsunuz. Ben de kaçmaya başladım.

Aydın Doğan, Mesut Yılmaz'ı destekliyordu. Siz neden tercihinizi Tansu Çiller'den yana koydunuz?
Olaylar bizi o tarafa sürükledi. Tercihim pek haksız değilmiş, şimdi bakınca. Kadın beceriksizdi, kifayetsizdi; ama iyi niyetliydi. Türkiye, o zaman, şimdiki Kuzey Kore benzeri bir ülkeydi. İnsanların beyni yıkanmıştı. Böyle bir ülkenin gazetecileri de böyleydi, gazete sahipleri de. 

Aydın Doğan'la nasıl bir ilişkiniz var, o sırada?
Bir araya gelir, tavla oynardık; ama siyasi şeyler konuşmazdık. 

"Refah Partisi iktidar olmasın diye Sabancı Center'da toplantı yaptık"

Refah Partisi'nin iktidara gelmesi rahatsız etti mi sizi?
Tabii. Sadece bizi değil, askeri de. İktidar olmasından da hoşlanmadım. O dönemde Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller'i bir araya getirme gayreti vardı. Özdemir Sabancı rahmetli olmadan bir hafta önce, onun odasında toplantı yaptılar. Orada ben de vardım. Mesut'un kardeşi Turgut çağırıldı. “Refah Partili bir koalisyona hoş bakmıyoruz. Tansu'yla siz koalisyon yapın” denildi, işadamlarına has diplomatik bir tonda. Bir hafta sonra da Özdemir öldürüldü.

Refah Partisi'yle koalisyon yapınca, Çiller'e verdiğiniz desteği çektiniz mi?
Evet. Korkunç bir basın rekabeti vardı: “Bizim tenceremiz-onların tenceresi.” İş tiraj rekabetine döndü. Sonunda da siyasi rekabete döndü: “Onların başbakan adayı-bizim başbakan adayımız.”
<< Önceki Haber Yıllar sonra gelen gizli toplantı itirafı: Refah Partisi... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER