Objektiflerimiz Kara kıtada

Bir önceki yazımızda Kimse yok mu derneği ile Kenya ve Etyopya’ya giden muhabir arkadaşların izlenimlerinden örnekler vermiştim.


Bir önceki yazımızda Kimse yok mu derneği ile Kenya ve Etyopya’ya giden muhabir arkadaşların izlenimlerinden örnekler vermiştim.Bir muhabiri sırtında taşıyan kader arkadaşı kameramandır. Muhabirler aklımız ise kameramanlar bizim gözümüdür.Hayata onların kareleriyle ve estetik zevkleriyle bakarız. Yılların tecrübeli sanatkarları Bekir Koç ve Yaşar Arslan Kurban bayramında Karakıtadaydılar. Hatıralırını dinlemek için onların odasına gitmeliydim. Gittim de.. Birçok kez yurt dışına çıkmış olmasına rağmen Bekir Koç Etiyopya’nın(Habeşistan) çok farklı bir ülke olduğunu söylüyor. Sevgili Bekir çay sohbetinde Başkent Addis Ababa’yı farklı kılan unsurları şöyle sıralıyor. “İnsanlar yokluklara rağmen hallerinden hiç şikayet etmiyorlar. Dini telkinlerin rolü çok büyük. Kiliselerde bu dünyadan çok ahiret için çalışın mesajları veriliyormuş.( Hemen hatırlatmakta fayda var.Bizim medeniyetimiz ise yarın ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi de dünya için çalışmayı öngörüyor, yani istikamette olmayı, iki dünya dengesini kurmayı öğütlüyor.) Bu telkinler vurdumduymazlık ve küskünlüğü beraberinde getiriyor. Yine de zihinlerde yer eden fotoğrafların aksine insanlar çok medeni. Müstehzi bir ifadeyle çayını karıştırırken “bir hafta ya yakın orada kalmamıza ve o kadar kuralsızlığa rağmen bir tane bile trafik kazasına ve bu sebepten dolayı yapılan bir kavgaya rastlamadık” diyerek Türkiye’ye bir mesaj geçiyor. Etiyopya’da Kanunlar ise tersinden işliyor. Mesela Beyaz insan çok sıkı koruma altına alınmış. Kendisi de beyaz olduğu halde bu uygulamayı eleştiriyor Bekir Koç “Beyaz adam’dan bir şey çalan birisi ölüm cezasına çarptırılıyor. Addis Ababa’da kapkaç ve hırsızlık oranının yüzde 2-3 lerde olduğunu duyunca çok şaşırdım. Otel den ayrılırken şahsımız için aldığımız sabun , çikolata ,v.s bir otel görevlisine hediye etmek istediğimizde bize bir kağıt uzattı. Bu kağıda kendi isteğimizle bu hediyeleri verdiğimizi yazmamızı istedi. Yoksa hırsızlık yaptığından dolayı işinden olurmuş ve de ceza alırmış.” Toplum mühendisleri Etiyopya’yı tüketim toplumu olarak planmışlar.Yerli halk fakir ve işsiz. Diğer yandan başkentte yükselen binalar beyaz adamın kıvrak zekasını sembolize ediyor. Ortalama yaşam süresi çok düşük, 40-45 yaş. Bekir, iç çekerek anlatıyor “Çok yetim var çook ama kim sahip çıkacak onlara? Avrupalılar sahip çıkıyorlar. onlar bu yetimler için yetimhaneler kurmuşlar. Keşke Türkiye'de bu çocuklara sahip çıkacak projeler geliştirse” diye tamamlıyor sözünü. Ticari hayatta Müslümanlar,siyasi hayatta ise Hıristiyanlar söz sahibi imiş. Necaşi’nin ülkesi Etiyopya’da. Kimse yok mu ile beraber gezen Bekir Koç buğulu gözlerle bakıp çayını yudumlarken adeta inliyor. “Şehir de yüzlerce kilise var hala da inşa ediliyor. Camii sayısı ise iki elin parmaklarını geçmiyor abi.” Sessiz sedasız çayını yudumlayıp simidin dökülen susamlarını parmaklarıyla teker teker toplayan Kenya Kameramanı Yaşar Arslan Söze giriyor. “When I was in Kenya”(ben Kenya’da iken) bu girişiyle hepimize tebessüm ettirdi ve söze devam etti. “Kibela’da da bir beyaz insanın dolaşabilmesi oldukça zor ama Nayrobi’deki Light School yöneticileri çok rahatlıkla selamlaşıp gezebiliyorlar.” Üç uçak değiştirdikten sonra ancak varabilmişler Nayrobi’ye. Her taraflarından yorgunluk akıyor olmasına rağmen durmaksızın kurbanlıkları dağıtmaya koyulmuşlar. “Nayrobi’deki en zor yerlerden biri de teneke evlerin bulunduğu ve 2 milyon insanın yaşadığı Kibela mahallesi. Çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu mahallede ne altyapı ne üst yapı ne çevre düzenlemesi ne de sosyal tesisler bulunuyor . Evlerin(teneke evler bir kaçını ziyaret ettik Kimse yok mu? genç ve özverili doktorları sağlık taraması yaptı. Oradaki fakirliğin ve terkedilmişliğin adını koyamıyorum.”Teşekkür ve minnet ifadeleri havada uçuşuyor.Hiç görmedikleri bir iyilikle karşıya karşıya kalan Kenyalı vatandaşlar’ın (vatandaşlık haklarından yoksun olsalar bile) dilinden dökülenler, herkesin aradığı bir dua. ”Allah sizden razı olsun”. Şiddetli yağmurun teneke evlere çarparak çıkardığı gürültü bütün ekibi korkutsa da Kenyalı çocuklar bu gürültüde doğduklarından oralı bile olmuyorlar. Birden çay bardağı elinden kayıyor Yaşarın, dökülen çayın ardından çıkarıp sadakasını kutuya atıyor “Kenya için” diyerek sözüne devam ediyor “çocukların çoğunda deri ve sıtma hastalığı hat safhada onların çığlıkları da annelerine sarılıp çaresiz bakışları da içimi burktu .yine de şükür sahibi olduklarını görmek şaşırttı beni” İngiltere’den gelen tekstil ürünleri ikinci el piyasasını hareketlendiriyor. ( bit pazarı iyi çalışıyor) Buna rağmen zorlananlar var. Günlük kazanıp hayatlarını devam ettirmek bütün gayeleri. Bir camii yaptırmayı ise ihmal etmemişler. Evleri ile kıyaslanmayacak kadar temiz ve ferah bir cami. Yaşar kamerasının objektifini eline alıp temizlemeye başladı. “Bu objektif bir dile gelse neler anlatır ama kereta konuşamıyor ki. Biz de aklımızda kalanları paylaşıyoruz..Biliyor musun Kemal Abi? ailemle geçirmediğim en güzel bayramdı . Mombassa ve Nayrobi’de kesilen kurbanlar gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştı, ihtiyaç sahiplerini ben orda gördüm. 2-3 kilo etin nasıl bir sevinç kaynağına dönüştüğünü ,ihtiyacına rağmen düzeni bozmayan kardeşçe paylaşan insanları ben orda gördüm. Çocuklar oyuncaklarını aldıklarında yüzlerinde beliren tebessüm bile başka.” Sohbete iştirak edenlerin gözleri doldu Yaşar da objektifini dolaba koyma bahanesiyle kalkıp gözyaşlarını saklamaya çalıştı. Kameraman odasından ayrılırken herkesin fikri ortaktı.21 yüzyıl Türk asrı olacaksa böyle samimi insanların omuzlarında olacaktı. Teşekkürler “Kimse Yok Mu”, teşekkürler “Türk Kolejleri”..
<< Önceki Haber Objektiflerimiz Kara kıtada Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER