Fırat ve Mazlumlar

Ali Emir Pakkan

Ali Emir Pakkan

30 Ara 2019 11:14
  • KHK ile Kamudan atılmış! Ailenin tek çocuğu! Şehri terk etmemiş! Zerre kadar şevk ve heyecanından bir şey kaybetmemiş! Mağdurlara ne yapabilirimin derdinde? Gecesi gündüzü bu! Bazen cezaevi kapısında, bazen ziyarette!

    Sanki insan suretinde bir melek! Ne korku var yüzünde ne de endişe! Kendi derdini unutmuş! Genç ama itfaiyeci işte! Almış tulumbasını dalmış yangına!

    Fırat ile sınır illerinden birinde On gün geçirmiştim!
    Bir haber bekliyorum!
    Gel, diyecekler! Gideceğim. Uzadı!
    Ben sıkıldım o teselli etti!
    Ben gerildim o sakinleştirdi!
    “Gideceksin, merak etme abi, bana da gittiğin yerden telefon edeceksin” diyordu, hiç tereddüdü yoktu.
    Bazen alıp gezdirdi.
    Yemeğe çıkardı.
    Elleri ile çay demledi!
    Bir gün, “Sen de gel” dedim!
    Dağın arkası onun için de kurtuluştu.
    “Ama mağdurlara kim yardım götürecek? dedi!
    Hiç aklından geçirmemişti.
    En büyük derdi,
    cezaevlerindeki işkencelerdi!
    Hücreler dolmuş taşmıştı.
    Kadınlara, çocuklara acımıyorlardı. Her seferinde sanki aynı kötü muameleye kendisi maruz kalmış gibi bir zulüm vak'ası anlatıyor ve zalimleri Allah’a havale ediyordu.

    Bir gün dedi ki;
    -İşim var bir kaç gün gelemeyebilirim.

    Merakla sordum;
    -Ne işi?

    -Bir öğretmen cezaevinde.
    Eşi, gayyubette. Evi sahipsiz. Şirketle anlaştım. Eşyalarını toplayacağım, hamallara güvenemem, kamyonuna yükleyeceğim.

    Sanki kendi evini taşıyordu.

    “Ya oraya polis gelir sana, sen kimsin diye sorarsa? “ ne yapacaksın diye sordum.

    “Ne yapayım abi! Öğretmen arkadaşımızın eşyası sokağa mı atılsın?” dedi.

    Gitti. İki gün sonra çıktı geldi. Yüzü gülüyordu.
    Halletmişti.
    Gariplerin eşyaları memleketlerine ulaşmıştı.
    Günler geçti. İlk kar dağların zirvesine düştü.
    Yola çıkma vakti gelmişti.
    Otobüse birlikte bindik!
    Aracı durdursalar o da sorguya giderdi.
    Ama beni yalnız bırakmadı.

    Akrabalarım, eşim, dostum arkadaşlarım yoktu bu zor yolculuk öncesi uğurlamada, o vardı.

    Sarıldık.
    Ayrıldık.
    Gözlerinde umut ve yüzünde mutluluk vardı.

    Günler sonra...
    Tıpkı ümitsizliğe kapıldığımda söylediği gibi; gideceğim yere ulaşmış ve ona telefon etmiştim.
    Aşkla, şevkle çalışmaya devam ediyordu.

    Yeni bir yıla giriyoruz.
    Duamız.
    Allah'ım!
    Fıratları koru.
    Mazlumları sahipsiz bırakma!

    Ali Emir Pakkan
    30 Ara 2019 11:14
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR