Kamu Güvenliği Müsteşarlığı neden kurulmuştu?

Uludere faciasındaki istihbarat kaosu, Wall Street Journal'ın da devreye girmesiyle yeni bir çehreye büründü. Doğru olsa bile istihbaratın ABD predatörlerinden alınmasının hiçbir önemi yok. İstihbaratın kaynağı milli de olabilir gayri milli de. Önemli olan aldığınız istihbaratın gerçek olmasıdır. Şeytandan bile istihbarat alsanız, doğruluğunu tahkik eder, teyit ettikten sonra kıymetlendirip operasyonel bir hamleye dönüştürebilirsiniz. Uludere'de kaçakçı geçişinin olup olmadığı yerel makam ve kaynaklardan neden tahkik edilmedi? Hata istihbari mi operasyonel mi? Bu bir ihmalkârlık mı yoksa planlı bir operasyon mu? Cevaplanması gereken sorular bunlardır. Yoksa ABD predatörlerinden ilk defa istihbarat almıyoruz. Planlanan faydayı sağlamasa da bu zamana kadar ABD'nin anlık istihbarat desteği neyle sağlanıyordu? Büyük ölçüde ABD'nin gelişmiş MQ-1 predatör'leriyle. İnsan istihbaratı, başkaca elektronik ve sinyal istihbarat desteği daha sonra geliyordu. Öcalan'ı kim takip etti? Öcalan'ı Suriye'den çıktıktan sonra Rusya, Korfu adası, Yunanistan ve İtalya dahil Kenya'ya kadar elektronik takip yaparak kim paket etti? ABD'nin bu istihbarat yardımına kimse "yabancı istihbarat" deyip burun kıvırmamıştı. Hatırlarsanız Uludere faciasından sonra Genelkurmay açıklama yapmış ve istihbaratın kaynağı olarak İHA'ların bünyesinde bulunduğu "Kara veya Hava Kuvvetleri istihbaratı" yerine "milli kaynaklar" ifadesini kullanmıştı. Bunun üzerine yanlış istihbaratın MİT'ten geldiğiyle ilgili bir dizi polemik yaşanmış, MİT ise istihbaratın kendisinden gittiği iddiasını reddetmişti. Yani o zaman diliminde Uludere'de istihbaratın kaynağı sorunu, Genelkurmay ve MİT arasına sıkışıp kalmıştı. Peki, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı (KGM) niye kuruldu? Terörle mücadele alanında oluşturulacak politika ve stratejiler ile alınacak tedbirlere esas olmak üzere, ilgili birimlerden stratejik istihbaratın alınması ve değerlendirilmesi... İstihbarat birimleri arasında ahenk ve koordinasyonun sağlanması. Hangi istihbarat birimleri bunlar? Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı, Kara, Deniz, Hava ve Jandarma İstihbarat Başkanlıkları, Sahil Güvenlik Komutanlığı, MİT ve EGM İstihbarat Daire Başkanlığı. Gerçekten de KGM, istihbarat servislerimizi birbirine ram etme gibi polemikleri de bertaraf edecek profesyonel bir girişimdi. Özellikle yukarıda saydığım sivil hiyerarşi dışı dev askeri istihbarat yelpazesinin kontrolü ve denetimi açısından. Hele Uludere faciasında yaşadığımız istihbarat paradoksunda mumla aradığımız bir berraklık sağlayacaktı KGM. Ama hayalet bir kurum olma özelliğini hâlâ koruyor. KGM neden reorganize edilmiyor? Önce Terörle Mücadele Müsteşarlığı düşünülmüştü. Olmayınca İç Güvenlik Müsteşarlığı planlandı. Hükümetin bu iki tasavvuru da, planlama itibariyle daha etkili görünmesine rağmen hayata geçemedi. Sonunda operasyonel yetkisi olmayan ama istihbarat havuzu vazifesine aday KGM kuruldu. 20 maddelik teşkilat kanunu var ama ilk müsteşar Muammer Güler'den bu yana KGM var mı yok mu belli değil. Teşkilat kanunundaki fonksiyonların hiçbirisini ifa edemiyor. Oysa KGM, MİT, Genelkurmay ve Emniyet istihbaratından daha önemli ve üst konumda olması gereken bir kurum. Dağınık istihbarata ahenk ve nizam vermek gerekiyorsa, mevcut KGM'yi etkin hale getirmek bu ihtiyacı giderir. Uludere'deki istihbarat kaosu yaşanmaz. Tüm istihbarat servislerinin yollarının birleştiği kurum olan KGM'nin yapacağı açıklama tüm istihbarat yelpazesi adına yapılır. Tüm istihbarat servislerinin üzerinde bir kurum olması gereken KGM gerçek statüsünde olsaydı, "operasyon emrini kim verdi" sorusunu cevaplamak daha kolay olacaktı. Özellikle operasyonel yetkisi de olan bir KGM, terör istihbaratı ve operasyonlarıyla genel istihbarat faaliyetinde çok daha çözücü, etkileyici ve sonuç alıcı bir yapı arz edecektir. Canlandırılmasıyla ciddi yararlar sağlayacak böyle bir kuruma neden hayat soluğu üflemiyoruz?

YAZARIN SON YAZILARI