Adem Yavuz Arslan'dan Erdoğan'a çok çarpıcı hatırlatma

Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan köşesinde, ABD bir hukuk devleti ve paralel yalanlara itibar etmediğini yazdı.

Adem Yavuz Arslan'dan Erdoğan'a çok çarpıcı hatırlatma

Obama'nın Erdoğan'dan belge isteyeceğini belirten Yavuz Arslan, "Erdoğan ABD’ye ne belge yollayacak bilmiyorum, ama Türkiye’deki mahkemeye de bir şeyler yollasa iyi olacak. 9 aydır her gün Gülen’i ve Cemaat’i suçluyor ama mahkemelere sunulabilmiş tek delil yok. Bırakın casusluğu, telekulak iddialarının bile altı boş." dedi. Yavuz Arslan yazısının sonunda, "Delil diye kendi yönettiğiniz havuz medyasından haberlerle Washington’a gelirseniz en fazla mizah konusu olursunuz." ifadelerini kullandı.

İşte Adem Yavuz Arslan'ın Bugün gazetesindeki o yazısı:

O belgeleri ABD’den önce mahkemeye sunsanız!

Daha önce bu köşede ‘17 Aralık ABD’de olsa ne olurdu’ başlığıyla yolsuzluk tartışmalarının ABD’de nasıl karşılandığını, yargının, polisin ve medyanın nasıl tepki verdiğini anlatmıştım.

Tam da o günlerde Virginia eski Valisi Bob McDonnell’in davası başlamıştı.

Özetle; eski vali ve eşi, bir işadamı ile ‘etik olmayan ilişki’ içinde olmakla suçlanıyordu.

İşadamı, valiye Rolex saat, eşine de pahalı hediyeler yollamış. Ayrıca 165 bin dolar da borç vermişti.

O dava cuma günü bitti.

Geleceğin başkan adaylarından kabul edilen ünlü politikacı McDonnell ve eşi suçlu bulundu.

Bizde olsa bırakın davayı, haber konusu bile olmazdı. Bu dosyayı hatırlattım çünkü ABD’de işler

“Yeni Türkiye’den” farklı yürüyor.

Beyaz Saray Erdoğan’ı yalanlamıştı

Erdoğan’ın Gülen’le ilgili ‘iade talebi’ yeni değil. Daha önce de benzer girişimleri oldu.

Hatta Obama’yla şubattaki görüşmesini çarpıtarak sanki Gülen’in iadesine yeşil ışık almış gibi yansıtınca, ilk kez bir Türk başbakanı bizzat Beyaz Saray tarafından yalanlanmıştı.

Ancak Erdoğan’ın Gülen’le ilgili girişimleri aralıksız sürdü.

Kameralar önünde bağırıp çağırdıkları ABD’ye perde gerisinde ‘Siz bunları bilmezsiniz, El Kaide’den bile tehlikeliler’ dediler.

Açıkçası Erdoğan’ın şu cümlesi bir utanç vesikası olarak tarihe geçti:

“Siz nasıl bizden bazı teröristleri istiyorsunuz biz de veriyorsak, şu anda da biz size diyoruz ki, böyle böyle. Ya bunu deport (sınır dışı) edin ya da verecekseniz bize verin.”

Erdoğan etrafında kendi yönettiği havuza dahil olmayan gazeteci bulundurmadığı için kimse de çıkıp ‘Gülen’le ilgili dava bile yok. Neye dayanarak terörist kıyaslamasıyla iadesini talep ediyorsunuz’ diye soramıyor.

Konunun kendisi o kadar absürt ki oturup ABD’nin atacağı adımları tartışmanın bir anlamı yok.

Çünkü Erdoğan da biliyor ki ABD’de işler böyle olmuyor.

Öncelikle iade ya da sınır dışı kararlarını Obama değil mahkemeler veriyor.

Ayrıca Obama’nın, ‘Şu işadamı şu kadar hapis alsın, şu hakim savcı şuraya atansın, medya şöyle olmazsa patronlarına çökün, yandaş olmayan yazarları doğduğuna pişman edin, biat etmeyen şirketlere el koyun’ demediğini, diyemeyeceğini en iyi Erdoğan biliyor.

Peki Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?

17 Aralık’tan bu yana yaptığını yapıyor. Yani algı operasyonu. Çünkü ‘iade ya da deport’ diyerek Gülen’i kriminalize ediyor.

Mahkemeye sunulan tek delil yok

Nasıl olsa emrinde 15 gazete 30 TV ve sayısız yazar var.

ABD’nin Gülen için adım atmayınca da ‘bakın onların adamı’ deyip algı operasyonuna devam edecek.


Öte yandan her uluslararası toplantıda Gülen’i gündem yaparak ‘Son nefesime kadar Cemaat’le mücadele edeceğim’ mesajı vermiş oluyor.

Nitekim ülke içinde açıktan cadı avını sürdürürken yurtdışında da ülke ülke ‘Okulları kapatın’ diyerek ‘cazip teklifler’ sunuyor.

Diplomasi kulislerinde anlatılanlar AKP iktidarının ayıbı olarak çoktan tarihe geçti.

ABD bir hukuk devleti ve paralel yalanlara itibar etmiyor. Suçlamalara dayanak istiyor. Obama’da öyle yapmış olmalı ki Erdoğan “ABD’ye bilgi, belge yollayacağız” dedi.

Erdoğan ABD’ye ne belge yollayacak bilmiyorum, ama Türkiye’deki mahkemeye de bir şeyler yollasa iyi olacak.

9 aydır her gün Gülen’i ve Cemaat’i suçluyor ama mahkemelere sunulabilmiş tek delil yok. Bırakın casusluğu, telekulak iddialarının bile altı boş.

Ayrıca bir hatırlatma daha yapalım:

Malum olduğu üzere ABD Türkiye’yi uzunca bir zamandır dinliyor. Yani her şeyinizi en iyi onlar biliyorlar.

O yüzden delil diye kendi yönettiğiniz havuz medyasından haberlerle Washington’a gelirseniz en fazla mizah konusu olursunuz.

Ya suçlamalarınızı delillendirin ki böylece biz de 17 Aralık’ın bir darbe, o polislerin de casus olduğuna inanalım.

Ya da yolsuzluk skandallarını unutturmak için saygın bir din adamına ve milyonlarca insana iftira eden bir siyasetçi olarak tarihe geçmeyi göze alın.
<< Önceki Haber Adem Yavuz Arslan'dan Erdoğan'a çok çarpıcı hatırlatma Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER