Türkiye'de 50 yıl sonra bir ilk

Türkiye, 27 Mayıs Darbesi'nin 50. yılında nihayet darbelerle yüzleşiyor.

Türkiye'de 50 yıl sonra bir ilk

Yeni süreçte darbe zanlıları bir bir tespit edilip hukuk karşısında demokrasi içtimasına çıkarılıyor. Ve bu içtimada artık ne rütbeye bakılıyor ne de konuma... Kovboy filmlerinde sıkça işlenen bir tema vardır. Kanun tanımaz kovboy 'WANTED' listesine girip herhangi bir nedenden yakayı ele vermek üzereyken Meksika yolunu tutar. Hedef, sınırı geçip yargılanmaktan kaçmaktır. Bu tür filmlerde 'Meksika sınırı', bir dönemin hukuk tanımaz kanun kaçaklarının varmayı umdukları ancak bir türlü varamadıkları noktayı temsil eder. Balyoz darbe planının altında imzası bulunan dönemin 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın, cebinde Meksika biletleri ile derdest edilmesi ilginç bir rastlantıydı. Doğan yakalanmasa bir gün sonra Meksika'da olacaktı. Aslında süreç, 2007 yapımı bir başka Meksika filmini de çağrıştırıyor. Genç yönetmen Rodrigo Pla, 'Yasak Bölge' adlı filmde kendilerine sahte cennetler oluşturan ayrıcalıklı azınlıkların, yoksullara karşı duyduğu korku ve nefreti sarsıcı şekilde işliyor. Filmde mutlu bir azınlık, sefalet içindeki Mexico City'nin tam ortasında, yüksek duvarlarla çevrili ve ileri güvenlik sistemleriyle kuşatılmış lüks bir sitede, tecrit edilmiş bir hayat yaşamaktadır. Üç yoksul gencin bu özel bölgeye 'sızmaları' ve hırsızlık yapmaları üzerine site yönetimi, yaşam tarzlarını korumak adına her yola başvurup kendi yasalarını vahşice uygulayacaktır. Türkiye, 22 Şubat Pazartesi günü, bir dönem Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)'nin üst kadrolarında görev almış isimlerin dış dünyadan izole edilmiş villalarına yapılan baskınlarla uyandığında, apoletler, yüksek duvarlar ve koruma kalkanlarıyla arındırılmış ayrıcalıklı hayat da kanun önündeki eşitlik duvarına çarparak parçalanıyordu. Bu kırılma zihinlerde farklı çözülmeleri daha belirgin hâle getirdi. Emekli generallerin yasal gözaltı süresi olan 4 günü emniyette geçirmelerini kanunsuzluk diye niteleyenler oldu. 4 gün gözaltında tutmak suretiyle "sanığı yoruyorlar" diyenlerin aklına nedense işkenceleri ile ünlü Ziverbey Köşkü gelmiyor. "Konunun Ziverbey Köşkü ile ne ilgisi var?" diyenlere Balyoz darbe planının altında imzası bulunan emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın 12 Mart 1971 döneminde Orgeneral Faik Türün'ün emrinde 1. Ordu'da kurmay yüzbaşı olduğunu hatırlatalım. Doğan'ın darbeci geçmişi aslında daha eskilere dayanıyor. 27 Mayıs 1960 Darbesi'nden 6 gün önce hükûmete karşı yapılan meşhur 'Harbiyeli Yürüyüşü'nde ön saflardaki isimlerden biriydi. Genç bir Harbiyeli iken iliklerine işleyen darbe hevesi bir ömür peşini bırakmadı. 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve en son 2003 Balyoz darbe planlarında hep aktif rolde bulundu. Önemli bir darbe figürü olan Çetin Doğan'ın da içinde bulunduğu isimlerin bugün hukukla yüzleşmesi, yakın tarihte bir dönüm noktasını teşkil ediyor. Türkiye'nin son iki yılda yaşadığı süreç her açıdan tam bir kırılma noktası. Yıllarca darbeler ve cuntalara maruz kalan ülkelerde arınma ancak benzer bir hesaplaşma sürecinden sonra yaşandı. Yunanistan'da Albaylar Cuntası'nın devrildiği öğrenci eylemlerini başlatan isim olan Dimitrious Papachristou, "Bizde darbeden bahsedenlere hasta gözüyle bakılır." diyor. Yunanistan, bu aşamaya nasıl geldi? 1967'de darbe yapan Albaylar Cuntası, 7 yıl iktidarda kaldıktan sonra halk hareketiyle tasfiye edildi. Öğrenci hareketiyle başlayan ve ülke çapına yayılan eylemlerle darbeciler iktidardan uzaklaştırıldı. 19 cuntacı derhâl tutuklandı. Mahkemeler kuruldu ve 'vatana ihanetten' idama mahkûm oldular. Bugün ise cuntayı tasfiye eden hareketi başlatan öğrenci lideri Papachristou'nun deyimiyle bu ülkede darbeden söz edenlere hasta gözüyle bakılıyor. Henüz bu noktada değiliz, ancak darbe şüphelilerinin soluğu hastane koridorlarında alması, belli bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. Türkiye, kendi darbecileri ile yüzleşmediği ve darbeye heves edenleri yargı önünde mahkûm etmediği sürece bu hastalık yayılmaya devam edecek. En son teşhis edilen darbe planı Balyoz, şimdiye kadar deşifre edilenlerin çoğundan büyüktü ve etkisi her açıdan sarsıcı oldu. BALYOZ'U İNDİREN HABER Süreç, 20 Ocak 2010'da Taraf'ın manşetten duyurduğu Balyoz darbe planı haberi ile başladı. Habere göre, 5-7 Mart 2003 tarihlerinde (AK Parti'nin iktidara gelmesinden dört ay sonra) Orgeneral Çetin Doğan komutasındaki 1. Ordu Komutanlığı'nın bulunduğu Selimiye Kışlası'nda 29 general ve 133 subayın katılımıyla bir seminer düzenlendi. Açığa çıkan belgelere göre, seminer kılıfı kullanılarak darbe planlandı. Planda Fatih ve Beyazıt camilerinin bombalanması, cübbeli ajanlara Hava Müzesi'nin bastırılması, Türk jet uçağının düşürülmesi ve Yunanistan'ın tahrik edilmesi gibi hususlar yer alıyordu. Cami bombalamalarında yaralı sayısının fazla olmasına çalışılacak, canlı yayın araçlarının bölgede konuşlanması temin edilecekti. Topluma kaos görüntüsü vermek için eylemler düzenlenecekti. Gösteri gecesi cübbeli, çarşaflı gruplar ellerindeki yeşil bayrakları ve molotof kokteylleriyle Hava Müzesi'ni basacaktı. Ege'de uluslararası kriz çıkartılacaktı. Bir Türk jetinin düşmesi, olmazsa düşürülmesi iddialar arasında. Darbe esnasında 137 gazeteciyle iş birliği yapılacak, 36 gazeteci tutuklanacaktı. Darbe planlarının yer aldığı belgeler bir bavul içinde Taraf gazetesine ulaştırılmıştı. Kamuoyu planın nasıl sızdığını tartışırken, Ağustos 2009'da 1. Ordu Komutanlığı karargâhının kozmik kasalarından çıkarılan belgelerle ilgili bir soruşturma başlatıldığı ortaya çıktı. Planın sonuç raporunun ise 4 yıllık yasal bekleme süresinin ardından imha edildiği açıklandı. Çok geçmeden Doğan'ın plandaki ses kasetleri de kamuoyuna yansıdı. Buna göre Selimiye Kışlası'nda toplantının yapıldığı dönem 1. Ordu Komutanı olan Çetin Doğan, şöyle diyordu: "Bunun için de her şeyden önce evet, hükûmetin ve Meclis'in kendisine çekidüzen verdirici, ben onu söyleyeceğim şeyde Genelkurmay Başkanı'na Kuvvet Komutanı'na diyeceğim ki siz Meclis'i ve hükûmeti uyarıcı bu gidişe dur deyici bir ültimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın 'bu işin sonu b.ktur' işte sonunuz böyledir." Doğan, 1. Ordu'ya bağlı tüm komutanlıkların katıldığı seminerin kapanış konuşmasında ise şu ifadeleri kullanıyordu: "İçeride yapacağımız güvenlik harekâtının klasik bir EMASYA harekâtı olmayacağını bütün arkadaşlarım burada yaptıkları takdimlerle ortaya koydular. Klasik EMASYA anlayışından mutlaka çıkılacak." Medyada yer alan haberlerin ardından Çetin Doğan, t24 adlı internet sitesine yaptığı açıklamada, darbe planını kabul etti. Plan ve senaryoların "Cumhuriyet'i koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını" iddia etti. TSK'da her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere harp oyunu, plan tatbikatı ve seminerler yapıldığını savundu. Ancak kısa bir süre sonra fikir değiştirdi. Star TV'de Uğur Dündar'ın sunduğu ana haber programına çıkarak t24'e söylediklerini düzeltmeye çalıştı. TSK'nın Anayasa'dan aldığı yetkiye dayanarak Cumhuriyet'i iç ve dış tehditlere karşı korumaya yetkili olduğunu belirten Doğan, bu doğrultuda yapılan bütün faaliyetlerden Genelkurmay Başkanlığı'nın haberdar edildiğini ileri sürdü. 21 Ocak'ta merakla beklenen açıklama Genelkurmay Başkanlığı'ndan geldi. Yapılan açıklamada planın 1. Ordu Komutanlığı tarafından 5�7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen plan semineri olduğu aktarıldı. Aynı gün haberi yapan Taraf muhabiri Mehmet Baransu, belgeleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na getirdi. Savcılık, 21 Ocak'ta planla ilgili inceleme başlattı. 26 Ocak'ta eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, internete düşen ses kaydındaki darbe planının tartışıldığı seminerde yaptığı konuşmanın kendisine ait olduğunu kabul etti. 28 Ocak'ta 'Balyoz' planına ilişkin iddialar kapsamında 'tutuklanacaklar' listesinde adlarının yer aldığı ileri sürülen 27 gazeteci, suç duyurusunda bulundu. Balyoz'da kim kimdir? Emekli Orgeneral Çetin Doğan: Mart 2003'te hazırlanan Balyoz darbe planının altında onun imzası bulunuyor. Çekirdekten darbeci. 21 Mayıs 1960'ta genç bir Harbiyeli iken başladı darbecilik serüveni. Harbiyeli yürüyüşüne katılan öğrenciler arasındaydı. 1971'in 9 Martçılarıyla saf tuttu. Sol tandanslı müdahale planlayan Madanoğlu'nun askerî, Avcıoğlu'nun da sivil kanadı teşkilatlandırdığı süreç akim kalıp 12 Mart Muhtırası ortaya çıkınca kimi arkadaşları ordudan atılırken Doğan ve çoğu 'silah yoldaşı' kariyerlerine devam etti. 1980 Darbesi'nde görev başındaydı. 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu (BÇG) faaliyetlerini yürüttü. 3 Kasım 2002 milletvekili seçimlerinin ardından AK Parti iktidara gelince Çetin Paşa yeniden harekete geçti. Abdullah Gül'ün başbakan sıfatıyla başkanlık ettiği Aralık 2002 Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısında ona resmî saygı sınırlarını aşarak 'Sen' diye hitap ederek tavrını ortaya koydu. Ergenekon sanığı ve gazeteci Mustafa Balbay'ın günlüklerine yansıdığı kadarıyla "Eğer niyet 28 Şubat'ın intikamını almaksa pişman olursun. Bunun hesabını sorarız." demişti. 2003 Ağustos YAŞ'ında bu defa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a dikleniyordu. Bazı basın organlarına 'muhtıra' diye yansıyan sözleri şöyleydi: "TSK'nın etkinliğini kaldırmayı, TSK'yı rencide etmeyi planlıyorsunuz. Türkiye'nin laik yapısının bozulmasına izin vermeyecek güçler birlikte hareket edecektir. Gerekirse, ordu-millet iş birliğiyle sonuç alınacaktır." Başında bulunduğu 1. Ordu Komutanlığından hükûmet aleyhine çeşitli kurum ve kişilere binlerce faks gönderdi. Sadece siyasi iradeyle değil, komutanı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'le de ayrı düştüğü noktalar vardı. YAŞ'tan emeklilik kararı çıkan ancak daha görevi teslim etmeyen Doğan, 2003 Ağustos'unda gündemi meşgul eden Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi ihtimalini eleştiriyordu. Genelkurmay Başkanı Özkök'ün cevabı gecikmedi: "Daha sonra konuşsa iyi olurdu. TSK adına kimin konuşacağı bellidir. TSK içinde Irak konusunda görüş ayrılığı yoktur." 2003 tarihli Balyoz darbe planı ile nihayet yakayı ele verdi. 26 Şubat 2010'da tutuklandı. Emekli Oramiral Özden Örnek: Donanma Komutanlığı yaptığı dönemde hazırlanan Balyoz darbe planının Deniz Kuvvetleri ayağını oluşturan 'Suga' planının altında imzası bulunuyor. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek 'darbe günlükleri'ni hazırlamasıyla gündeme gelmişti. Örnek'in, günlükleri yayımlayan Nokta dergisi aleyhine açtığı dava, Emniyet'in "Günlüklerin Örnek'in Deniz Kuvvetleri'ndeki bilgisayarından çıktığı" şeklinde raporu nedeniyle düşmüştü. Örnek, darbe planları nedeniyle 'şüpheli' sıfatıyla Ergenekon savcılarına ifade vermişti. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına: Balyoz darbe planında Oraj Hava Harekâtı planında imzası olan Fırtına, Ergenekon savcılarına "şüpheli" sıfatıyla ifade vermişti. Özden Örnek'e ait 'Darbe Günlükleri'nde Fırtına'nın hâlen Ergenekon sanığı olan Şener Eruygur ile birlikte hareket ettiği ifade edilmişti. Eruygur'la birlikte hazırladığı darbe planında 'Şahin' kod adıyla anılan Fırtına'nın, Sarıkız, Ayışığı, Eldiven ve Yakamoz darbe planlarında yer aldığı öne sürülüyor. Günlüklerde Fırtına'nın 2003 Aralık ayındaki YAŞ toplantısı öncesi yapılan toplantıda "Parlamento Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. Bu hükûmetle olmaz. Hukuki şartlar müsaittir. Gereken yapılmalıdır. Cumhurbaşkanının yetkileri vardır." dediği aktarılmıştı. Ayrıca Fırtına'nın 29 Ekim'de Kayseri'de düzenlenen Cumhuriyet resepsiyonunda başörtülülerin de gelmesini gerekçe göstererek havacı tümgeneral olan garnizon komutanını görevden almak istediği iddia edilmişti. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emekli Orgeneral Ergin Saygun: Balyoz planının hazırlık toplantısına 3. Kolordu Komutanı olarak katılan Saygun, çalışmayı EMASYA Protokolü çerçevesinde yaptıklarını belirten Çetin Doğan'a "İçinde bulunulan durum EMASYA'nın çok ötesinde özel tedbirlerin alınmasını gerektiren bir boyuta ulaşmıştır" şeklinde görüş beyan etmişti. Genelkurmay 2. Başkanlığı ve 1. Ordu Komutanlığı görevlerinde bulunan Saygun, Başbakan Erdoğan'ın 5 Kasım 2007'de ABD Başkanı Bush ile Beyaz Saray'da yaptığı görüşmeye katılmıştı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emekli Oramiral Feyyaz Öğütçü: Suga planında 4 birlik komutanlığından Ankara Komutanı olarak adı yer alan Öğütçü'nün, aynı zamanda Kafes operasyonu eylem planında da cuntanın 'danışma kurulunda yönetici olarak yer aldığı öne sürülüyor. Eski Kuzey Deniz Saha Komutanı olan Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü, geçtiğimiz yıl Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararıyla emekliye sevk edilmişti. Öğütçü'nün adı, Koç Müzesi'ndeki denizaltıda ele geçirilen bombaları, soruşturmayı yürüten sivil savcılara bildirmeden imha ettirmekle gündeme gelmişti. Tutuklandı. Emekli Korgeneral Engin Alan: Balyoz planı hazırlandığında 1. Ordu'ya bağlı 2. Kolordu'nun komutanı olan Alan, kritik görevlerde bulunmuştu. Alan, tümgeneral rütbesiyle Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanı görevi sırasında, Abdullah Öcalan'ın Kenya'dan getirildiği operasyonu yönetti. Alan'ın döneminde PKK'nın 2 numaralı ismi Şemdin Sakık da Kuzey Irak'tan "Yarasa Operasyonu" ile Türkiye'ye getirilmişti. Alan, hâlen TSK Güçlendirme Vakfı Başkanlığı görevini yürütüyor. Emekli Korgeneral Ayhan Taş: Balyoz planının hazırlığında 15. Kolordu Komutanı olarak görev yapıyordu. Selimiye Kışlası'nda 5-7 Mart 2003 tarihinde yapılan 'Balyoz' toplantılarına katıldı. Daha sonra atandığı 6. Kolordu Komutanlığı'ndan emekli oldu. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emekli Koramiral Lütfi Sancar: 2003 ile 2005 arasında Güney Deniz Saha Komutanlığı görevinde bulunan emekli Koramiral Lütfi Sancar da İzmir'de gözaltına alındı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz: Balyoz planının bir parçası olan Suga planında SUGA Kuvvetleri Komutanlığı'nın kurmay başkanı olarak görev aldı. Ergenekon soruşturmasında adı birçok kez gündeme gelen Gürdeniz, darbe planının yapıldığı dönemde Albay rütbesindeydi. Tutuklandı. Korgeneral Metin Yavuz Yalçın: Balyoz planında 52. Zırh Tümen Komutanı olarak yer aldı. Yalçın, "Halka karşı acımasız hareket etmek lazım" diyerek elindeki birliklerle İstanbul'un üzerine çökecek ve darbeye karşı olan belediye başkanı, savcı, hâkim, kaymakam gibi kişileri bertaraf edecekti." Tutuklandı. Emekli Tümamiral Özer Karabulut: 1995 yılında 3. Muhrip Filosu Komutanlığı'na atandı. Bu filoya bağlı TCG Yavuz Fırkateyni, 1996 yılında Yunan karasularında karaya oturdu. Türk denizcilik tarihinin en büyük hatalarından birinin yaşandığı dönemde filo komodoru oydu. Özer Karabulut bu olaydan sonra kara görevine alındı. Balyoz darbe seminerine katılan komutanlar arasında bulunuyor. Tutuklandı. Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk: Adı Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'ün Ergenekon soruşturması kapsamında Genelkurmay'a bildirdiği paşalar arasında geçiyordu. Poyrazköy sanığı emekli Binbaşı Levent Bektaş'tan ele geçirilen CD'deki "Gündemlerim" isimli belgede Kutluk'un adı "Deniz Kutluk'a, İskender Evrenesoğlu konusu çok önemli bu konuda haberler var, dikkat edelim, zamanı henüz gelmedi, deşifre olursa kendi sonu olur. Avukat Çulhaoğlu'nu uyaralım" ifadesiyle geçmişti. Chronicle dergisinin iddiasına göre Deniz Kutluk'un kız kardeşi ve yeğenleri Evrenesoğlu'nun en has müritleri arasında bulunuyor. Tutuklandı. Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri: Balyoz darbe planında koordinatörlük görevini üstlendiği anlaşılan dönemin 1'inci Ordu Komutanı Kurmay Albay Süha Tanyeri, daha sonra Tuğgeneral olarak emekli oldu. Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri'nin adı, Türkiye üzerine karanlık senaryoların konuşulduğu Hudson Enstitüsü'ndeki toplantıda ABD'li komutanlara "PKK'nın üst düzey yöneticilerini teslim ederseniz AK Parti'nin oyu artar." diyen kişi olarak gündeme gelmişti. Tanyeri, İstanbul Mehmetçik Vakfı Başkanı olarak görev yapıyordu. Tutuklandı. HABERİN TAMAMI AKSİYON DERGİSİNDE
<< Önceki Haber Türkiye'de 50 yıl sonra bir ilk Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER