Vatan yazarı öyle bir itirafta bulundu ki...

Abdullah Abdulkadiroğlu, Vatan yazarının köşe yazısında farkına varmadan yaptığı itirafı kaleme aldı.

Vatan yazarı öyle bir itirafta bulundu ki...

SAVCILARI KORURKEN MESLEKTAŞLARINI ELE VEREN GAZETECİ Türkiye bir yandan on yıllarca önce yaşanmış karanlık tarihini aydınlatmaya çalışırken bir yandan da çok yakın geçmişte yaşananların perde arkası soruşturuluyor. Bugün yaşananların da 60-70 yıl sonra aydınlatılmasını beklemeden harekete geçmek, Türkiye'nin arkasında bıraktığı demokrasi enkazını sıfırlayabilmek için olumlu bir gelişme. Hesapları; üzerinden yarım asır geçtikten sonra sormaya kalkmak halıyı kabartmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu anlamda yargının, Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarını gelecek nesillere bırakmadan aydınlatmasından ancak mutluluk duyulabilir. Bu süreç adeta bir sarmaşık gibi ilişkilerin yer aldığı; asker-yargı-bürokrasi-iş dünyası-akademi ve STK ayaklarından oluşan bir yapıydı. Bu yapının neredeyse her alanına el atıldı. Ama bitmedi. Geçtiğimiz günlerde Ak Parti'ye kapatma davası açan savcıların isimleri Ergenekon davasına bakan mahkeme tarafından Yargıtay'dan bir yazıyla istendi. Çünkü; Ak Parti kapatma davası, ikinci Ergenekon iddianamesinde, iddia edilen örgütün bir eylemi olarak yer almıştı. Dolayısıyla bütün bağlantıları ortaya çıkarılmaya çalışılan bir olayın soruşturmasında, daha sağlıklı karara varılabilmesi için irtibatlı olabilecek her olay iyi irdelenmeli her kişinin ifadesine başvurulmalı. Mahkeme Yargıtay'dan Ak Parti kapatma davasını açan Başsavcı ve savcıların isim listesini istedi. Yargıtay da; dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ile Savcılar Ömer Faruk Eminağaoğlu, Ufuk Şimşek, Zekeriya Sevimli ve Hasan Ali Atay'ın isimlerini verdi. Mahkeme belli ki; kapatma davasının perde arkasında Ergenekon yönlendirmesi ya de bağlantısı olup olmadığını aydınlatmaya çalışıyor. Bu aslında herkesin mutluluk duyması gereken bir konu olmalı. Fakat Vatan Gazetesi yazarı Mustafa Mutlu panikle savcıları koruma refleksi göstererek, aslında onları suçlu ilan etti. Mutlu savcıların isimlerinin mahkeme tarafından istenmesini eleştirdi ”peki nedir bu savcıların suçu” diye sordu ? Yadırgadım. Çünkü Mutlu; savcıları belki sadece bilgilerine başvurulacakken, suçluymuş gibi lanse etti. Hemen ardından da savcıların suçunu “gazete haberlerini yakından takip edip, haberlere konu olan olayları araştırmak” diye açıkladı. Gazete haberlerinden örnekler vererek savcıları önce suçlu gibi gösterdi, sonra da kendince aklamaya çalıştı. O savcıların yerinde olsam bundan şahsen rahatsız olurdum. Kaş yapmaya çalışırken göz çıkarmak dense dense buna denir. Ayrıca Ak Parti'ye açılan kapatma davasının sebeplerini ve varsa perde arkası bağlantılarını aydınlatmaya çalışmanın nesi kötü ? Mutlu örnek verirken diyor ki; “Savcı Ufuk Şimşek, 1 Ağustos 2006'da İstanbul Valiliği'ne, bir gazetedeki Sağlık ocaklarında türban serbest” başlıklı haberdeki iddialarla ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığını… Savcı Zekeriya Sevimli 14 Aralık 2007'de Konya Valiliği'ne, bir gazetede 12 Kasım 2007'de yayınlanan “Resmi sitede türban” haberiyle ilgili idari soruşturma açılıp açılmadığını sormuş...” Mutlu; savcıların gazete ve televizyonlarda yayınlanan haberleri “suç duyurusu” kabul edip işlem yaptıklarını söylüyor. İyi güzel de Mustafa Mutlu; savcıları sanki suçlularmış gibi korumaya kalkarken, kendi meslektaşlarını, belki de bizzat kendisini ele veriyor. Çünkü Mutlu'nun, savcıları korumak için örnek gösterdiği gazete ve televizyon haberlerinin neredeyse tamamının, yalan haber oldukları o günlerde ispatlarıyla ortaya çıkarılmıştı. O haberlerin neredeyse tamamının düzmece yapıldığı haberlerin kaynaklarıyla görüşülerek tek tek belgelenmişti. Buradan hareketle; o gün Mutlu'nun kendi gazetesinin de aralarında bulunduğu bir çok gazete ve televizyonun yöneticilerinin de Ak Parti kapatma davasında ifadelerine başvurulması gerekebilir. “Yalan haberleri neye dayanarak yaptıkları”, “yalan haberlerle savcıları yanlış yönlendirip yönlendirmedikleri” ve “bu yalan haberlerle iktidar partisinin kapatılması için açılan davanın en önemli dayanağı oldukları” gerekçesi fazlasıyla yeterli sebepler. Ak Parti'yi kapatma davası için en önemli materyalleri sağladıkları gerekçesiyle o gün bu yalan haberlere dayanarak köşe yazıları yazan usta gazeteciler de sorgulanmalı. Bu gazetecilerin bir yerlerden yönlendirilip yönlendirilmedikleri, varsa derin bağlantıları ortaya çıkarılsın. Mesela; ikide bir “genç subaylar rahatsız” diye atılan hayal manşetlerin sahipleri… Mesela; “411 el kaosa kalktı” diye manşet atanlar, Mesela 367 krizini körükleyenler, Mesela; 27 Nisan bildirisinin TSK'nın internet sitesine konulmadan önce servis edildiği gazeteciler… Mesela, mesela… Mustafa Mutlu'ya teşekkürler. Savcıları korumaya çalışırken, medyadaki karanlık bir dönemin aydınlanması için önemli bir yol açmış oldu. [email protected] twitter.com/aakadiroglu
<< Önceki Haber Vatan yazarı öyle bir itirafta bulundu ki... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER