Böyle baskı görülmedi!

Zaman Gazetesi'nden Ali Akkuş, Balyoz davasında Yargıtay üzerinde oluşturulmaya çalışılan baskıya dikkat çekti.

Böyle baskı görülmedi!

Soruşturma aşamasında polisi suçladılar. İddianame ortaya çıkınca savcıları hedef aldılar. Sonra süren davaların sivil yargıdan alınıp askeri mahkemeye gönderilmesini istediler. Referandumda halk 'duruşmalar sivil yargıda devam etsin' deyince bu kez hakimlere yüklendiler. Tutuklama kararı verenleri yıldırmak için tazminat davaları açtılar. Bütün bunlar bir yana duruşma salonunda söylenenler yenilir yutulur gibi değildi. Silivri Cumhuriyet Savcılığı'nda hakim ve savcılara yönelik hakaret ve tehditler nedeniyle çok sayıda dava açıldı. 'Ergenekon davası bir türlü bitmiyor' diye eleştirenler, Balyoz mahkemesi tüm engellemelere rağmen kararı verince bu kez Yargıtay'a yöneldi. Öyle bir hava oluşturdular ki suç işleyenler darbe sanıkları değil, darbeyi mahkum eden hakimler sanki. Hakimlerin gerekçeli kararını bile görmeden, Yargıtay'a kararı bozması yönünde görev yükleniyor. Balyoz'da 'faydalanılacak' gazeteciler listesinde yer alan yazarlardan biri, 'Yargıtay'a düşen görev' başlığı altında şunları yazdı: "Şimdi projektörler Ankara'daki Yargıtay'a çevriliyor. Yargıtay, temyiz aşamasında bu davaya gereken tarafsızlık, titizlik ve objektiflik ölçüleri içinde bakacağı konusunda Türk kamuoyunun güvenini kazanmak durumundadır. Yargıtay'ın bu dosyada vereceği sınav, Türk toplumunun adalet inancı açısından da bir mihenk taşı olacaktır." Yargıtay, yazarın istediği kararı vermezse; tarafsız, titiz, objektiflikten uzak ve Türk kamuoyunun güvenini kaybedecek. Öyle mi? Deniz Baykal'ın 367 kararı öncesinde Anayasa Mahkemesi'ni etkilemek için söylediği 'çatışma çıkar' baskısının biraz daha diplomatik hali yaşanıyor bugünlerde. Sadece gazeteciler değil, CHP'nin Silivri müdavimi olan vekilleri de Yargıtay üzerine atışlar yapıyor. Rıza Türmen'in şu sözleri mesela: "Şov yargılamalarında sonuç bellidir. Sonuç değişmeyecek. Yargıtay böyle bir şeye cesaret edebilir mi? Adil bir yargılama olmamış diyebilir mi?" İktidara yeni gelmiş bir parti olarak darbeye maruz kalan AK Parti'nin, Yargıtay'a yapılan baskıyı görmesi önemli. Balyoz'da yargılananların hâlâ nasıl bir güce sahip olduklarını görmek için dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ı dinlemekte fayda var. Önceki gün Emin Çölaşan'a mektup yazan Yalman Paşa, sanıkların istediği gibi ifade vermeyince gördüğü baskıyı şöyle anlatıyor: "Ahlaki ve mesleki normlara uymayan söz ve davranışlara muhatap oldum. Hatta cami avlusunda bir cenaze namazında kadirbilmez, vefasız birinin edep dışı saldırılarına maruz kaldım. (Bir emekli Orgeneral'den bahsediyorum.) Şahsım üzerinde yaratılan menfi propaganda ile bir taraftan kamuoyu desteği sağlanırken diğer yandan tutuklu arkadaşlarımın üzerinde de ortak bir direnç duygusu yaratılmaya çalışıldı. Medya ve internet yoluyla yalan haber, iftira, hakaret ve saldırılara maruz kaldım. Hiçbir dayanağı olmayan iddialarla "çamur at izi kalsın" mantığıyla yapılan bu karalamalarla üzerimde sosyal bir baskı kurulmaya çalışıldı. Mahkemede sanık ifadelerinde saygı hudutlarını aşan söz ve ifadelerle iftiralara maruz kaldım. Namus, vicdan ve şerefimi sorgulayan yüzlerce mektup ve telgraf aldım. Saygı sınırlarını aşan telefon konuşmalarına muhatap oldum. Eşim dahi hakaret, saygısızlık ve beddualara maruz kaldı." Balyozcular içeride ama psikolojik harekatları devam ediyor. ALİ AKKUŞ - ZAMAN
<< Önceki Haber Böyle baskı görülmedi! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER