Sonları aynı mı oldu?

Samanyoluhaber.com yazarı Eyüp Ensar Uğur, Turgut Özal'ın şüpheli ölümünün hatırlattığı, "tarihi değiştiren" zehirlenme vakalarını kaleme aldı.

Sonları aynı mı oldu?

Zehirlenme: Liderlere yapılan en sinsi suikast "1980'li yıllarda Türkiyenin başına gelen en iyi şey Özal'dır" der, neredeyse cumhuriyetle yaşıt bir dedemiz. Rahmetli Turgut Özal her yönüyle perişan olmuş bir ülkeyi devralmıştı. Askeri vesayete rağmen azim ve kararlılıkla her alanda yaptığı atılımlarla Türkiye'nin kalkınmasına rehberlik yapmış önce başbakan sonra cumhurbaşkanı olan Turgut Özal 1993 yılında görevi başında ansızın ölmüştü. Bu ani ölüm kimilerince şüpheli bulunmuş zehirlenme yoluyla suikast yapıldığı medyada yer bulmuştu. Ölümünden 19 yıl sonra Özal'ın suikast şüphesiyle cesedi çıkartıldı mezarından. Adli tıp raporu resmi olarak henüz açıklanmadan Özal'ın vücudunda zehirlendiğinin ispatı olan bulgular tespit edildiğine dair çıkan haberler Türkiye'nin bir anda gündemini değiştirdi.Anlatılanlara göre ölmeden kısa bir süre önce içtiği bir meyve suyuna veya ölmeden iki gün önce biten uzun Orta Asya gezisinde yediklerine katılan zehirle öldürülmüştü. Özal'ın zehirlenme yoluyla suikasta kurban gittiğine dair iddialar tarihte zehirlenme şüphesi olan bazı meşhur devlet adamlarının ölümünü hatırlattı. İnsanlık tarihinde nice hükümdar ve sultana birçok suikast teşebbüsü yapılmıştır. Bunların kimisi başarılı olmuş ve halen akisleri devam etmektedir. En çok bilinen suikastlar uzaktan kullanılan silahlarla veya keskin aletlerle yakından gerçekleştirilmiştir. Teknolojinin ilerlemesiyle silahların mahiyeti değişmiş tabanca, otomatik silahlar, bomba, mayın hatta füze bile kullanılır olmuştur. Olay anı ve sonrasında patırdılı, gürültülü olan bu suikastların dışında bir suikast metodu var ki tarih boyunca suikastların en sinsisi, en kalleşi sayılmış diğerlerinden farklı olarak sessiz sedasız iş görmüştür. Belki de tarih boyunca nice insan bu metodla öldürüldüğü halde tarihe bu ölümler normal vaka olarak geçmiştir. Evet bu suikast metodunun adı zehirlemedir. Tabiatta bulunan zehirli bitkiler veya hayvanlardan temin edilen maddelerle daha ilk çağlarda insanlar zehirlenebiliyordu. Günümüz dünyasında ise kimyasal laboratuvarlarda çok küçük dozlarla hastaları iyileştirecek ilaçların üretilmesinin yanı sıra sağlıklı insanı da çok kısa sürede öldürebilecek zehirler üretilebiliyor. Devlet ricaline yapılan suikastlar toplumdaki olağan gidişatı bir anda değiştirebilecek travmatik sonuçları olan bir müdahaledir. Bunun içindir ki yüksek mevkideki devlet adamına yapılan açık kumpas sadece ölenle kalmaz hazırlayanlar ve tetikçileri içinde çoğu zaman yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bunun içindir ki yüksek konumdakilere yapılan suikast metodlarının en risksizi ve hedeflenen plana en yakın sonucu verebilen ZEHİRLEMEdir. Nice suikastlar başarılı olmakla birlikte sonrasında büyük yıkımlara ve onlarca yıl süren kargaşalara sebep olmuştu. Mesela I. Dünya savaşında olduğu gibi Avusturya İmparatorluğu veliahdına sıkılan bir kurşun milyonlarca insanın ölümüne sebep kurşun, top ve füzeye dönüşüvermişti. Zehirlenmeyle öldürüldüğü söylenen bazı meşhur devlet adamlarının ölümü tarihin gidişatını değiştirmiştir. Mesela: Büyük İskender, gencecik yaşta dünya haritasını baştan sona değiştiren, ismi nice beldelerde 2300 yıldır yaşayan Makedonya'lı Helen İmparatoru. Zamanın süper gücü olan Pers İmparatorluğunun ordularını defalarca yenmiş ve sonunda başkentini ele geçirerek tarihten silmişti. Tahta çıktığı Balkanlarda Makedonya ismindeki küçük bir devletin sınırlarını Anadolu'dan Horasan'a, Ortadoğu'dan Afrika'ya, Ortaasya'dan Hindistan'a kadar genişletmişti. Büyük İskender bu olağanüstü başarılarını gerçekleştirdiğinde sadece 33 yaşındaydı. Bu kadar hızlı, dengeleri ve statüyü alt üst eden birinin tabiki düşmanları da hadsiz olacaktı. Ordusunun önünde ihtişamla girdiği Babil'de kendisi için bir şölen tertip edilmişti. Eğlence sırasında yiyip içtiklerinden dolayı rahatsızlanmış on gün süren büyük ızdıraplar sonunda ölmüştü. Ölümünden sonra büyük imparatorluk komutanları tarafından dörde bölünerek ortadan kalkmıştı. Büyük İskender'in bin yılı aşkındır zehirlendiğine dair iddialar birçok tarihçi tarafından dile getirilmiştir. İslam tarihinde yaşanmış önemli bir zehirlenme vakâsı Emevi Halifesi Ömer bin Abdulaziz'in zehirlenmesidir. İsmi tarihe adaletinden dolayı 2. Ömer diye geçmiş, birçok İslam tarihçisi tarafından 5. Raşid halife ve ilk müceddid olarak tanımlanmıştır. Halife Ömer 2.5 yıllık iktidarında segilediği adilane ve merhametli yönetimiyle İslam dünyasına altın bir dönem yaşatmıştır. İspanya ve Atlas okyanusu kıyılarından Orta Asya'ya, Kafkasya'dan Hind Okyanusuna kadar uzanan devasa Cihan devletinin başkanı olan Ömer bin Abdulaziz halkın en fakir görüneni ve en sade yaşayanıydı. Adil yönetimi altında bulunan halk arasında zekat verecek kimse kalmadığı halde anne tarafından dedesi olan Hz.Ömer'e benzer bir hayat yaşamıştır. Ama bu saadet uzun sürmemiş Ömer bin Abdulaziz bizzat hizmetçisi tarafından yemeğine azar dozlar halinde katılan zehirlenmiştir. Zehirlendiğini anlayan Adil Sultan hizmetçisine bunu neden yaptığını sormuş, para karşılığı yaptığını itiraf eden hizmetçisine bu işi yaptıranların sözünü tutmayıp kendisini öldürüleceğini söylemiş kaçması gerektiğini ve hakkını da helal ettiğini belirtmiştir. Zehirlenmesinin sebebinin kendisinin de mensubu olduğu Emevi hanedanını huzursuz eden uygulamaları olduğu iddia edilir. Devleti yöneteceklerin Raşid Halifeler gibi İslamın âkil temsilcilerinin ortak reyiyle seçilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu konuda çalışmalar yaptığına dair rivayetler alan hanedan üyeleri bunun üzerine harekete geçer ve Halifenin bir hizmetlisinin aklını çelerek bu suikastı gerçekleştirir. Ömer bin Abdulaziz'in ölümünden hemen sonra Emevi Devleti hızlı bir gerileme dönemine girmiş, Fransa'da cereyan eden savaşta büyük bir mağlubiyet yaşayarak Avrupa'daki ilerleme durmuş, Abbasiler tarafından da sadece 30 yıl sonra ortadan kaldırılmıştır. Müslüman Türk tarihinde ise yaşanmış olan önemli zehirlenme vakâlarından biri Anadolu'ya haşmetli bir dönem yaşatan Anadolu Selçuklu Sultanı I. Aleaddin Keykubad'ın başına gelendir. Anadolu'muzda bulunan nice eserlerin banisi olan sultan zamanında selçuklular büyük atılım yapmış, Anadolu'nun büyük kısmına hakim olup birlik ve dirliği sağlamışlardır. Alimlere verdiği kıymetle meşhur olan Alaaddin Keykubad'ın sultanlığı zamanında Bahaeddin-i Veled Hz.leri ve oğlu meşhur mutasavvıf Mevlana Celaleddin Rumî Konya'ya yerleşmişti. Her şeyin yolunda gittiği bir dönemde Ramazan Bayramı öncesi Kayseri'deki sarayında iftar sofrasına son anda getirilen kızartılmış bir kuş etinden yediği lokmayla zehirlenmiş ve kısa süre sonra da vefat etmişti. Günümüze kadar muamma kalmış sultanın ani ölümünün sebebi hakkındabir çok iddia ortaya atılmıştır. Sultanın Şam seferi için hazırlıklar yaptığı bilinmekteydi. I.Alaaddin Keykubat'tan sonra Anadolu Selçuklu Devleti hızlı bir şekilde çözülmeye doğru yol almış ve bir daha istikrarı yakalayamıştır. Osmanlı'nın değil belki dünya tarihinin en önemli zehirlenme şüphesi olan vakâlarından biri de Fatih Sultan Mehmet'in ölümüdür. Dünya tarihinin en uzun devletinin devamı olan Doğu Roma'yı İstanbul'u fethetmesiyle ortadan kaldıran, Hz. Peygamber'in iltifatına nail olmuş bir emirdi Fatih. Sadece İstanbul'u fethetmeyle kalmayıp inanılmaz bir aksiyonla bir çok doğu ve batı seferinde ordusuna serdarlık yaparak onlarca devletin topraklarını Osmanlı'ya kazandırmıştır. Eğitim hamlesi yaparak kadim müesseseler kurmuş, böylece Osmanlı'nın uzun süre yaşamasına vesile olan donanımlı nesillerin yetişmesini sağlamıştı. Fatih son seferine İstanbul'u fethettiği ordunun iki misli bir ordu hazırlamış ve Üsküdar'da ordusunun başına geçip hareket etmişlerdi. Yolda rahatsızlanan Padişaha önce Hekim Yakup Paşa sonra da Acem Hekim Lari bir takım ilaçlar vermiş ama hastalığı daha da şiddetlenmiştir. Sarayın eski bir hekimi olan vezir Yakup Paşa bunun üzerine hasta padişahı kontrol etmişti. Yakup Paşa padişaha sonradan verilen ilaçlarla önce verilen ilaçların karışımının padişahı zehirlediğini ve artık birşeyler yapılamıyacağını belirmişti. Bundan sonra ancak ağrı kesici ilaçlar verebileceğini söylemiş ve ağrı kesici şuruplarla birlikte kendinden geçen Koca Sultan Hakka yürümüştü. Bu olaydan sonraki ilk asırda hiç bahis olmasa bile sonraki dönemlerde Yahudilikten İslam'a 30 yıl önce geçmiş hekim Yakup Paşa'nın Padişahı zehirlediği iddiası ortaya atılmıştı. Bununla birlikte ilk tedaviden sonra padişahın hastalığının şiddetlenmesine sebep ilaçları veren İranlı hekim Hamideddin el-Lari'den de suikast iddiasıyla kimilerince suçlanmıştır. Uzun süren çalışmalarla seferberliğe hazırlanan Osmanlı ordusu Padişahının ani ölümü üzerine dağılmış, belki de tarihi bambaşka hale getirecek Avrupa'nın kalbine olan büyük sefer başlangıçta akimete uğrayacaktı. Fatih'in ölümü üzerinde sır perdesi olmakla birlikte Vatikan'daki Papanın Osmanlı sultanının ölüm haberini almasıyla birlikte Roma'da üç gün sevinçten çan çalınmasını istediği bilinen bir gerçektir. Evet, karizması ve vizyonuyla toplumları sürükleyen nice önemli figürün ani ölümlerine duyulan şüphenin bir numaralı sanığı yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi hep zehirlenme olmuştur. Her ne olursa olsun görevi başında ölen Turgut Özal'ın şehit olduğuna inanıyor ve kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Ruhun Şad olsun büyük inkılapçı!. Eyüp Ensar Uğur - Tarih ve Medeniyet Araştırmacısı / Samanyoluhaber.com
<< Önceki Haber Sonları aynı mı oldu? Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER