'Şeref olarak bize yeter'

Yeni Ümit ve Hira dergilerinin ortaklaşa düzenlediği ''Peygamber Yolu'' başlıklı uluslararası sempozyum, Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezi'ndeki kapanış oturumuyla sona erdi.

'Şeref olarak bize yeter'

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamza Aktan, Hazreti Muhammed'in ümmeti olmanın ayrıcalık olduğunu belirterek, ''Biz Peygamber Efendimizin ümmetindeniz. Bu ümmet sıralansa, kuyruğun en arkasında olmak bile şeref olarak bize yeter'' dedi. Burada bir konuşma yapan Prof. Dr. Aktan, Kafkasya'dan Fas'a kadar nasıl sahabe mezarı varsa bugün dünyanın her yerinde hizmeti devam ettiren bir kesimin olduğunu, bu kesimin heyecanının hiç bitmediğini ve her gün tazelendiğini belirtti. Hazreti Muhammed'in ümmeti olmanın ayrıcalıklarına değinen Aktan, ''Biz Peygamber Efendimizin ümmetindeniz. Bu ümmet sıralansa, kuyruğun en arkasında olmak bile şeref olarak bize yeter. Rütbe olarak, mekan olarak bize yeter ve bundan daha büyük bir iltifat olmaz. Rabbimiz bizi kendisine kul, Peygamber Efendimize de ümmet olmayı bize nasip eylesin. Biz Rabbimizin kapısında dilenci olsak, onun rahmetinden kırıntılar gelse bize yeter. Dünya saltanatından iyidir sultanlar sultanına kul olmak'' diye konuştu. Fas Krallığı Alimler Akademisi Genel Direktörü Prof. Dr. Ahmet Abbadi de Hazreti Muhammed'in yollarından birisinin iyilik yapan insanlara teşekkür etmesi olduğunu, mütevazı olmanın da çok farklı ve ahlaki bir özellik olarak ortaya çıktığını belirtti. ''Zalimlere, tehlikelere karşı birleşilmesi ve şeytanın düşman bilinmesinin gerekliliğini'' vurgulayan Abbadi, insanların kendilerine verilen nimeti görmeleri gerektiğini aktararak, ''İnsanların en üstünü takvada en üstün olandır. Bizler insanların en şanslılarıyız ve çok değerli bir ümmetiz. Buna öncelikle bizlerin inanması gerekiyor. Bu sempozyum, Peygamber Efendimiz'in bir sofrası ve burada buluştuk. Artık bizim için ideal insan olma yolunda hiçbir bahanemiz kalmadı'' diye konuştu. Toplantıya, alimlerin ve dinleyicilerin katıldığını hatırlatan Abbadi, sözlerini şöyle tamamladı: ''Öğrendiğimiz şeyleri başkalarına tebliğ etme fırsatı bize sunuldu. Kur'an, hakkı batıldan ayıran ulu bir kitaptır. Bu iki günlük toplantı ortaya çıkardı ki, Peygamberimiz bize hak olanı net bir şekilde gösterdi, kendisi yaşadı ve Kur'an-ı Kerim'i bıraktı bizlere. Son olarak Efendimizin yolundan gitmeye sadece azalarımız yetmez, bütün bedenimizle, azalarımızla, aklımızla ve kalbimizle ona yönelmekle yolundan gitmiş oluruz. Allah yolunda Allah'a aşık olunca ona yaklaşırız ve yaklaştıkça onun aşkı ile yanarız ve bu sevgi bağı ölüm gelinceye kadar kopmaz.'' -''TEK KAYNAK VAHİYDİR''- Suriyeli din alimi Prof. Dr. Said Ramazan El Buti ise iki gün boyunca yaptıkları çalışmaların gayesinin Allah rızası olduğunu belirterek sempozyumda bir çok konunun ele alındığını dile getirdi. İslam dünyasında bazı konularda fikir ayrılıklarının olduğunu aktaran ünlü ilim adamı, sempozyumun bu ayrılıkları gidermek açısından bir reçete sunduğunun, fikir birliğini sağlayacak tek kaynağın ise ''vahiy'' olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Said Ramazan El Buti, şöyle devam etti: ''Vahiy kaynağıyla beraber Peygamber Efendimizin sünneti de bizler için önemli kaynaktır. Efendimizin yaşamı, ahlakı bizim için en büyük göstergedir. Burada bütün bu tebliğlerden değerlendirmelerden sonra sakınmamız gereken kavramlardan bir tanesi, 'İslami düşünür', 'İslami düşünce' gibi kavramlardır. Çünkü 'İslamcı düşünce' veya 'İslami düşünce' gibi kavramlar kasıtlı ortaya atılıyor ve denilmek isteniyor ki, 'İslam düşünce ürünüdür ve zamanla gelişe gelişe ortaya çıkmıştır'. Bu tür tanımlamalar İslam dünyasını birbirinden ayırıyor, bu yüzden uzak duralım bu tür kavramlardan. Çünkü İslam vahiy dinidir. Bir diğer konu ise Cenab-ı Hakk'ı yeterince zikretmek. Maalesef biz yeterince zikretmiyoruz. Bizle Allah aşkı ile yanmadıkça hep nefsi arzularımızla hareket ederiz, ön planda kendi menfaatlerimizi tutarız. Birbirimizi düşünerek hareket edeceğiz ve kalbimiz 'Allah Allah' diye atacak. Bizler hep şükretmeliyiz. Ben de sizler gibi Bediüzzaman'ın sofrasında yaşıyorum. Kendisi rabbani bir insandı. Tek gayesi Allah rızasıydı. Biz de onun gibi Allah yolunda gidersek ayrışmalar biter, hepimiz tek yürek oluruz. Her türlü insana karşı merhametle bakalım ve onların hidayeti için çalışalım.'' -İKİ GÜNDE 6 OTURUM, 17 TEBLİĞ- ''Peygamber Yolu'' başlıklı uluslararası sempozyumda, iki gün boyunca açılış konferanslarının yanı sıra 6 oturum düzenlendi ve 17 tebliğ sunuldu. Kapanış oturumu öncesinde gerçekleştirilen 4 oturumda, Suriyeli ünlü alim Prof. Dr. Said Ramazan El Buti ''Sünnet-i Seniyye'ye İttibaın Zarureti''; Prof. Dr. M. Vehbe Ez-Zuhayli, ''Sünnet-i Seniyye'yi Anlama ve Uygulamada Bütüncül Yaklaşım''; Doç. Dr. Mustafa Akçay, ''Peygamberlerin İsmeti''; Prof. Dr. Selman Kuzu ''Peygamber Efendimizin Fetaneti''; Doç. Dr. İlyas Üzüm, ''Ehl-i Beyt Sevgisi''; Prof. Dr. Hamdi Döndüren, ''Kur'an-Sünnet Bütünlüğü''; Doç. Dr. Ayhan Tekineş, ''Sahabenin Adaleti''; Dr. Tahsin Görgün, ''Sahabe İcmaının Dindeki Yeri''; Yazar Ali Bulaç, ''Peygamber Yolunun Evrenselliği ve Makuliyeti/Vahiy-Akıl İlişkisi''; Prof. Dr. Cafer Sadık Yaran, ''Peygamber Yolunun Ahlaki Temelleri''; Prof. Dr. Abdulhakim Yüce ise ''Peygamber Yolunun Kalp ve Ruh Hayatı'' başlıklı tebliğlerini sundular.
<< Önceki Haber 'Şeref olarak bize yeter' Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER