Çankaya'nın unutulan kriterleri

Cumhurbaşkanı olmanın unutulan kriterlerini Samanyolu Haber Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Böken yazdı.

Çankaya'nın unutulan kriterleri

Cumhurbaşkanı’nın sahip olması gereken anayasal nitelikler defalarca sayıldı. Biliyorsunuz. Bazıları bunların üzerine bir de kendi kriterlerini eklediler. Bunları da biliyorsunuz. Başka bir grup da Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda TSK’nın da başı yani "başkomutan" olacağından hareketle, extra bir dizi kritere daha sahip olması gerektiğinin altını çizdiler. Bunlardan da az çok haberiniz var. Bütün bunları tekrar ederek, gereksiz yere vaktinizi almayacağım. Ama bu ülkede yaşayan bir fert olarak, ben de uzayıp giden bu kriterler listesine, özellikle “başkomutanlık” bağlamında, bir-iki başlık eklemek istiyorum. Ekleyeceğim bu kriterlerin, bu ülkenin birlik, bütünlüğü ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kuvvet ve kudreti açısından, çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, seçilecek Cumhurbaşkanı’nın İslami manada 'şehadet' gerçeğine inanmasıdır. Bugün Gabar’da, Cizre’de, Silopi’de, Şırnak’ta hain kurşunlara göğüslerini siper eden yiğitler, cesaretlerini, namert bir kurşunla canlarını verdikleri takdirde, İslam’a göre, bir insanın elde edebileceği en yüce mertebelerden birine ulaşacakları inancından alıyorlar. Gencecik yavrularını, ciğerparelerini kaybeden analar, babalar, eşler, o dayanılmaz acıya bu inançla sabır edebiliyorlar. “Ağabeyim gitti sırada ben varım” diyen kardeşler, bu imanla düşenlerin ardından seve seve cepheye koşuyorlar. Kosova’yı, Varna’yı, İstanbul’u fethetmiş, Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da büyük zaferler elde emiş bu milletin ordularının Başkumandanı’nın (Cumhurbaşkanı’nın), ordularına gerektiğinde 'ölmeyi' emredebilmesi için şehitlik inancını benimsemiş olması gerekiyor. Kaldı ki, Türk Silahlı Kuvvetleri de personeline verdiği moral eğitimlerinde, bu önemli unsurun üzerinde dikkatle durmaya özen gösteriyor. Çankaya'ya çıkmak için bir başka kriter ise şehitlerin cenazesine gelip, onların namazlarına iştirak etmek olmalıdır. Devlet işleri yoğundur, elbette her şehit cenazesine gelinemeyebilir. Ama Cumhurbaşkanı’nın (Başkomutan'ın) zaman zaman da olsa cenaze merasimlerine gelmesi, en önde saf bağlaması, kısacık cenaze namazını irad etmesi ve namazın sonunda yapılan son duaya “amin” demesi çok önemlidir. Çünkü cephedeki/kışladaki asker bunu görmek ister. Devletin başının, ordunun Başkomutanı'nın, bu son görevde arkadaşlarını yalnız bırakmadığını bilmek onların gücüne güç katar. Ve bir kriter daha. Cumhurbaşkanı yani Başkomutan asla ve asla, hiçbir şart altında askere, polise kurşun sıkan devlet düşmanlarını bağışlamamalıdır. Çünkü o zaman ülkesinin güvenliği için hayatını ortaya koyan kişilerin morali bozulur, şevkleri kırılır. “Ben ne için savaşıyorum“ diye, kendi kendilerine sorgulamaya başlayabilirler. Konuya Başkomutanlık zaviyesinden bakıldığında yeni Cumhurbaşkanı bence mutlaka yukarıdaki kriterlere sahip olmalı. Aksi takdirde ülke güvenliği zafiyete düşer. Türkiye kaybeder. Ahmet Böken
<< Önceki Haber Çankaya'nın unutulan kriterleri Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER