Emre Uslu'dan AK Parti'ye son çağrı!

Taraf Gazetesi Yazarı Emre Uslu bugünkü köşesine 'AK Parti'ye son çağrımdır' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Emre Uslu'dan AK Parti'ye son çağrı!

Köşesinde "Bu yaşananlar bir demokrasi savaş değil. Bu öylesine bir pespaye durum ki böyle bir savaş olmaz. Velev ki savaş olsun, bu savaşı AKP kazanamaz, çünkü piyonlar savaş kazanamaz." diyen Taraf yazarı Emre Uslu AK Parti'ye son çağrıda bulundu.


İktidar gücü ve Havuz Medyası’nın yalanlarıyla bir milleti şaşı baktırabilirsiniz.

 Gözümüze şişe dibi gözlük takarak olgunun şeklini boyutunu değiştirebilir algılarımızı maniple edebilirsiniz. O şaşı baktırdığınız insanların gidip toslayacağı yer olgunun duvardır. Ve bu gün bu toplum o olgu duvarına tosladı..

Yalanla, yanıltabilirsiniz ama yönetemezsiniz. Üstelik doğru yalan bile söyleyemiyorsunuz.

 Bir demokrasi savaşı filan vermiyorsunuz. Demokrasi şeffaflık, hesap verebilirlik demektir. Hırsızlığın üstünü örtmek ve hesap vermekten kaçmak için bin türlü tezvirat uyduran adama demokrasi mücadelesi veriyor denemez...

 Durum şuna benziyor: Hırsız evde yakalanmış, evsahibi ile boğuşuyor ama evsahibi “hırsız var” diye bağırıp tüm mahalleyi uyandırmış. Mahalleli hırsızlık mekânında toplanmaya başlamış, hırsız diğer mahalleler de duymasın diye evsahibinin ağzını kapatarak susturmaya çalışıyor. Hırsızlığa şahit olan mahalleli de “hırsız var” diye bağırınca “neden beni dikizliyorsun” diye suç atıyor.

 Hatta “suç işleme özgürlüğümü engelleyemezsin” diye Diyanet’ten fetva isteyecek kadar arsızlaşmış bir hırsız düşünün.

 Hırsızlık yaparken yakalanmış aynı hırsızın bir yandan da “ben hırsız değilim bu evin hizmetkârım” diye bağırdığını görseniz ne yapardınız? İnanır mısınız?

 Düşünün ki, aynı hırsız kendine yalancı şahitler de bulmuş. Düne kadar “yiyip doymadı” diyen kişi bugün o hırsızın çalmadığına şahitlik ediyor, dün Besmeleyle alay eden kadın, bugün o hırsızın ne kadar dindar ve dürüst olduğunu göstermeye çalışıyor, dün nobran diye yazan bugün o kibar biri diye anlatıyor.

 Siz olsanız bu yalanlara ve yalancılara inanır mıydınız? Peki, halkın bu yalanlara ve yalancılara inandığını sanmak halkı bidon kafalı yerine koymak olmuyor mu?

 Gelin bu güzel ülkeyi Erdoğan’ın kibri ve kini ile, Erdoğan’ın tuzluk diye tanımladığı AKP’li siyasetçilerin siyasi ikbal beklentilerine kurban vermeyelim.

 Bu yaşananlar bir demokrasi savaş değil. Bu öylesine bir pespaye durum ki böyle bir savaş olmaz.

 Velev ki savaş olsun, bu savaşı AKP kazanamaz, çünkü piyonlar savaş kazanamaz.

 Somut bilgi ve o bilgiyi iyi kullanacak kurmay zekâ gerektirir savaş kazanmak.

 AKP hangi somut bilgi ile savaş kazanacak? Her gün uydurulan yalanlarla mı? Hangi kurmay zekâ ile savaş kazanacak? Sen hukuksuzu iş yap ben kanun değiştirip seni korurum diyen Efgan Ala’nın kurmay zekâsıyla mı?

Havuz Medyası’nın daha gün ağarmadan yalanları ortaya çıkan propaganda bilgisiyle mi savaş kazanacak AKP?

 Havuz Medyası’nın uyduruk manşetlerinin MİT’ten gelen bilgilerle atıldığını Bilal Erdoğan söylüyor.

 Allah aşkına MİT hangi savaşı kazandı? PKK’yı mı yendi? Suriye diktatörünü mü devirdi? Mısır’da darbeden iki hafta önce Mursi’ye gidip diren arkandayız deyip her şeyi eline yüzüne bulaştıranların verdiği bilgilerle hangi savaşı kazandınız ki bunu da kazanasınız?

 Erdoğan’a Kabataş’ta yalan söyletip adamı dünyaya rezil edenlerin bilgileri ile mi kazanacaksınız? Efgan Ala iki milyar doların belgesi var dedi, demesiyle sözünü yemesi bir oldu.

 Üzgünüm ama savaş bilgi ve ferasetle kazanılır. Hakan Fidan’ın bilgisi Efgan Ala’nın feraseti sizi selamete götürmez...

 AKP’nin kurmay zekâsının Efgan Ala olduğunu düşünün. Gecenin bir yarısı valiyi arayıp “gazetecinin kapısını kırıp gazeteciyi tutuklayın, tutuklama emri vermeyen savcıyı da tutuklayın” diyen adamın kurmay zekâsına mı güvenip bu savaşı kazanacağınızı sanıyorsunuz?

 Dahası var. Zulmünüz o kadar arttı ki, vicdan terazisi 16 yaşında 16 kiloluk bir çocuğun ağırlığını taşıyamıyor parçalanıyor artık.

 Çocuklarınız kutu kutu yiyip semirirken siz başkasının çocuklarının rızıklarıyla oynadınız. Sürdüğünüz onbinlerce polisin, yüzlerce savcı ve hâkimin, gazetecilerin, akademisyenlerin çocuklarının rızıklarıyla oynadınız. Rızıklarıyla oynadığınız o çocukların âhı yıkacak bu zulmü. Gelin bu zulme payanda olmayın...

 Diktiğiniz gökdelenler, yaptığınız geniş yollar zulmü savunmaya yetmez. Gökdelenler zulmün yıkılışına engel olsaydı, Firavunların piramitleri engel olurdu...

<< Önceki Haber Emre Uslu'dan AK Parti'ye son çağrı! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER