Dört beyazın azı karar çoğu zarar

Niçin yiyip içtiğimiz sorulduğunda hiç düşünmeden “Yaşamak için tabii.” diyoruz… Ama bugün ıstırap duyduğumuz hastalıkları bir düşünün.

Dört beyazın azı karar çoğu zarar

Yüksek tansiyon, kalp damarı hastalıkları, şeker hastalığı, gut, şişmanlık ve buna bağlı eklem rahatsızlıkları, safra kesesi hastalıkları, karaciğer yağlanması ve dahası… Bu hastalıkların oluşmasında beslenme tarzının son derece etkin olduğunu biliyor muydunuz? O zaman şimdi bir kez daha düşünün: Yemek için mi yaşıyoruz, yoksa yaşamak için mi yiyoruz? Soframızdaki yiyeceklerin arasında şeker, un, yağ ve tuzun varlığı kaçınılmaz… Ancak bu dört beyazı, beslenmede ne kadar çok kullanıyorsanız orta ve ileri yaşlarda karşılaşacağınız sağlık sorunlarının sayısı ve şiddeti de o kadar artıyor. Yani bu beyazlar, yaşam kalitenizi belirliyor. Fazla kalorilerin bir kaynağı, eskiden sağlıklı yemekler yapmak için kullanılan tahıllar… Bu ürünler günümüzde fabrikalarda işlendikleri için besin değerleri kaybolup kalorileri artıyor. Diğer önemli bir neden, şeker… Her gün binbir şekilde tüketime arz edilen tatlılar giderek daha çok şeker tüketilmesine yol açıyor. Ayrıca ‘koltuk-patates sendromu’ olarak adlandırılan hareketsizlik, dünyada aşırı şişmanların sayısının artmasına sebep oluyor. Dünyada yaklaşık 35 milyon şişman çocuk, 300 milyon da yetişkin şişman bulunuyor. 1930’lara kadar beslenme konusunda ana tavsiye et, süt, sebze ve meyveden dengeli olarak faydalanılmasıydı. Giderek şişmanlığın bir salgın hastalığa dönüşmesi, rafine karbonhidratların (şeker, un vs.) artması, doymuş yağların ve kırmızı etin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ortaya çıkınca, “hepsinden dengeli yiyin” tavsiyesinin yetmediği anlaşıldı. Yaklaşık 14 yıl önce, ABD Tarım Bakanlığı “beslenme piramidini” ortaya attı. Bu piramitle şişmanlığın ve beslenme tarzının tetiklediği rahatsızlıkların asıl kaynağı olarak görülen yağ (özellikle doymuş hayvansal yağlar) ve tatlılar piramidin tepesine doğru sıkıştırılmış, yani miktarları olabildiğince azaltılmış, bunların yerine günlük kalori ihtiyacının çoğunun tahıllardan karşılanması öneriliyordu. Ancak, şişmanlama salgını durmadı; tersine arttı. Katı margarin ve hazır kek, bisküvi gibi gıdalarda gittikçe daha fazla kullanılan ve kolesterolsüz ve ‘kesinlikle sağlıklı’ iddiasıyla pazarlanan trans yağların aslında tereyağından da zararlı olduğu anlaşıldı. Balık ve bitki yağlarının faydaları ortaya çıkarıldı. Kepekli tahılların rafine tahıl ürünlerine göre yararı da belirginleşti. Büyük umutların bağlandığı ‘beslenme piramidi’ de birçok kişi için artık ‘hükümsüz’ hale geldi. Sağlıklı yaşam için güvenli yol Ümitleriniz tükenmesin. Araştırmalar sürüyor. Bu çalışmaların en iddialılarından biri, Dr. Walter Willet ve Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndaki çalışma grubunun geliştirdiği ‘Sağlıklı Beslenme Piramidi.’ Yüksek kalorili bitkisel yağların çokça yer tutması, patates ve pirincin yasak olması başta çelişkili gibi görünse de, ‘Sağlıklı Beslenme Piramidi’nin sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin olduğuna dair inanç giderek artıyor. Yeni beslenme piramidinin başlıca önerileri: Kırmızı et, patates, rafine hububat ürünleri ve alkolün son derece kısıtlı hale getirilmesi; süt ürünlerinin günde 1-2 porsiyona indirilmesi; doymuş yağların (margarin gibi) tamamen kaldırılması; rafine edilmemiş hububat ürünlerinin, meyve ve sebzelerin bol miktarda tüketilmesi ve her gün hazır vitamin alınması. Piramit, kısa sürede kilo verdirmekten ziyade, hayat boyu sağlığı korumaya yönelik. Önemli diğer bir yeni yaklaşım da, besinlerin karbonhidratlar, proteinler, yağlar gibi gruplara ayrılmaması. Ayrıca, yiyecekleri tartmak veya kan grubuna göre beslenmek gibi şartlar da yok. Diyetisyen Seçil Kenar’ın sağlıklı beslenme kılavuzu Tüketilen her türlü yiyecek ve içeceğin ne kadar kalori içerdiğini bilin ve düzenli egzersiz yapın. Vücudunuza alınan fazla kalorilerin yağa çevrilerek depolandığını unutmayın! Egzersiz birçok hastalıktan korunmanıza yardımcı olur ve vücudunuzdaki kas kitlesini artırarak daha fazla kalori yakmanızı sağlayacağını unutmayın. Rafine tahıl ürünleri ve patatesin yerine rafine edilmemiş tahıllarla yapılan gıdalar tüketin. Özellikle sabah kahvaltılarında... Pasta, börek gibi hamur işlerinin yapımında beyaz un yerine kepekli un kullanın... Beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç kullanın. Kepekli ekmek tüketimini artırın ve patatesi olabildiğince azaltın. Anadolu’da üretilen bulgur, bu beslenme piramidi ile tüm dünyaya öneriliyor. Diyetinizden doymuş yağları çıkarın; onların yerine doymamış bitkisel sıvı yağlar kullanın. Ayçiçeği, kanola, zeytin ve mısırözü yağı gibi sıvı yağlar kullanın. Mümkün olduğu kadar çok çeşitli sebze ve meyve tüketin. Sabah kahvaltısına meyve ile başlayın. Koyu renkli sebze ve meyveleri tercih edin. Sarı, portakal renginde ve kırmızı meyveler ile baklagillerden vazgeçmeyin. Domatesi pişirilmiş olarak tüketmeyi tercih edin; çünkü domateste bulunan likopen adı verilen ve kansere karşı koruyucu madde, eğer domates pişirilmiş olarak alınırsa kana daha çok geçmektedir. Protein alımını ihmal etmeyin. Protein kaynaklarının da çeşitli olmasına dikkat edin. Balık, kümes hayvanları ve yumurta kırmızı etten daha sağlıklıdır. Baklagiller, kuruyemiş, soya ürünleri birçok besin maddesi içermektedir ve birçok yönüyle etin yerini alabilir; ancak etteki proteinin biyoyararlılığı daha fazladır. Başta çocuk, kadın ve yaşlılar olmak üzere, kemik erimesi gibi rahatsızlıkları önlemek için bol kalsiyum alın. Her gün 1-2 porsiyon az yağlı süt ürünü almak birçok yetişkin için yeterli kalsiyum sağlar. Baklagiller, tahıl ürünleri, yapraklı sebzeler iyi birer kalsiyum kaynağıdırlar. Alkol, kafein içeren ve kolalı içeceklerden mümkün olduğu kadar uzak durun… Doç. Dr. Cumhur Kılınç (MEMORİAL HASTANESİ MEDİKAL DİREKTÖRÜ)
<< Önceki Haber Dört beyazın azı karar çoğu zarar Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER