Vicdanı olan herkes


Aklım... Yüzyılın en büyük deneyi kabul edilen gelişmedeydi. Büyük Patlama ortamının yaratılacağı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nı 14 ay aradan sonra yeniden çalıştıran bilim adamlarından söz ediyorum... Neyse ki denemenin ilk aşaması başarılı oldu. Ve... Büyük Patlama ortamının yaratılacağı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’na ev sahipliği yapan tünelde, bir proton parçacık demeti birkaç dakika döndürüldü. Ama sevinemedim... *** Çünkü... Kış, yurdun doğusunda etkisini artırınca, Rize-Erzurum karayoluna çığ düştü. Yol ulaşıma kapandı, bölgede mahsur kalan 51 kişiden 33’üne ulaşıldı. Ama yaklaşık 24 saattir mahsur olan 18 üniversite öğrencisinden ben yazıyı yazarken bile haber yoktu... Araçta bulunan üniversite öğrencisi Funda Fener, gece saat 03.00’da cep telefonu ile ailesine ulaşarak mahsur kaldıklarını bildirmiş, “aracın mazotu bitiyor, donmak üzereyiz, bizi kurtarın” demişti. Artık Funda’nın da telefonuna ulaşılamıyordu... *** İnsan doğayı çözmeye çalışırken... Doğada insana tatsız sürprizler mi hazırlıyor? Hatırlarsanız, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama ortamını yaratmayı amaçlayan 10 milyar dolar değerindeki Hadron Çarpıştırıcısı, ilk geçen yıl çalıştırılmış, ancak bir ton helyumun tünele sızmasına yol açan elektrik bağlantısı arızası yüzünden sistem kapatılmıştı. Bu ayın başındaki aksilik ise çok daha inanılmazdı. Bir kuşun düşürdüğü ekmek parçası veya kırıntıları Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda “küçük” bir ısınmaya yol açarak bir kısa devreye neden olmuş ve sistem kendini kapatmıştı. Karnını doyurma peşindeki minik kuşun yemeğe çalıştığı kırıntının aksattığı çağın en büyük deneyi... İnsanlık bunun peşinde koşarken çığda mahsur kalan çocuklarımız... *** Toplumsal olaylara geri döndüm. Tunceli’de bazı bölgelerin “geçici güvenlik bölgesi” olarak belirlendiğini duyuran Genelkurmay Başkanlığı, gayrimüslimlerin hedef alındığı Kafes Eylem Planı’nda isimleri geçen üçü amiral 41 subayla ilgili herhangi bir işlem yapmak yerine, haberi yapan Taraf Gazetesi için suç duyurusunda bulunmuştu. Hâlbuki Eyüp Can dün Hürriyet’teki köşesinde şunları yazıyordu: “Taraf çok vahim bir iddiayı haberleştirdi. Çok ayrıntılı bir planın parçası olduğu anlaşılan iddia şu: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı, adı Kafes olan bir hücre yapılanması var. Hedefi kaosa yol açacak suikastlar düzenlemek. Daha vahimi Zir Vadisi ve Poyrazköy’de bulunan bombaları yerleştirenler Kafes’in suikast timi. Dahası bu timin albay-yarbay-binbaşı düzeyinde birçok üyesi Ergenekon kapsamında tutuklu. Yani TSK bu meseleye ‘ıslak imza’ tartışmasındaki gibi yaklaşmıyor. Fakat buna rağmen Ergenekon davasına haklı şüphelerle yaklaşanlar bu iddiaların vahametini kavrayamıyor. Oysa Taraf’ın yazdığı planın yarısı doğruysa bu ülkede vicdanı olan herkesin hop oturup hop kalkması gerekiyor. Ama maalesef ideolojik hesaplaşma ‘2009 yılı Nisan ayına ait dehşet planlarına, suikast timlerine ve yeraltına gömülü bombalara’ rağmen vicdanları kör edebiliyor.” *** İnsanın vicdanı... Toplumun vicdanı... Doğanın vicdanı... Gayrimüslimleri yok etmeye kalkan bir cuntaya karşı toplumsal vicdan aranırken, ben de Fulya ve arkadaşları için dua ediyor, doğanın vicdanından medet umuyordum...
<< Önceki Haber Vicdanı olan herkes Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER