Vallahi pes doğrusu


Ulusal Kriminal Bürosu Yöneticisi Uğur Kurtulan ve Deniz Baykal’ın avukatı Muzaffer Yılmaz, dün kameraların karşısındaydı. Seks videosunun montaj olduğunu bilimsel yönden ispat ettiklerini açıkladılar. Görüntülere yansıyan mekan farklılıkları, vücuttaki kıl aralıkları, çıplak kadın figürleri, morfolojik izler, mayolu resimler, gömlek boyu, çorap rengi, pantolon ütüsüne kadar her türlü ayrıntıya girdiler. Hele bir ayrıntı vardı, evlere şenlik. Görüntüdeki çıplak kadının 33-34 yaşlarında, Nesrin Baytok’un ise 50 yaşında olduğu belirtildi. Orijinal olmayan video görüntüleri üzerinden ve karşılaştırma yöntemine başvurmadan çıplak kadın kalçasından yaş tespiti yaparak çığır açtılar. Vallahi pes doğrusu... Konuşanlara bakıyorsunuz; biri hukuk fakültesi mezunu, diğeri ağır ceza mahkemelerinin yeminli uzmanı... Canlı yayında milletin gözünün içine baka baka hikaye anlatıyorlar. Tamam, “sadece göbeğini kaşıyorlar” deyip aşağılandıkları yeter, bari bu kadar aptal yerine koymayın. İlla bir mesaj verecekseniz, “Ya ikinci kaset çıksaydı” diyen Önder Sav’a, “Baykal’ı magazin sohbetlerine meze yapmak istemedik” diyen eski avukatı Şahin Mengü’ye, “Elin kasetiyle gerdeğe girmeyin” diyen Yılmaz Özdil’e nazire yaparcasına aday olan Kemal Kılıçdaroğlu’na ve medyadaki uzantılarına mesaj verin. Parmak izi var mı? Biri avukat diğeri uzman iki zatın “bilimsel gerçeklik” diyerek açıkladığı tüm detaylarla ilgili söylenecek çok söz var, ama hiçbirine değinmeyeceğim. Sadece Adli Tıp Kurumu’nun eski patronu, Doğan Grubu’nun da yakından bildiği, tanıdığı, itibar ettiği Adli Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un bir cümlesini vermekle yetineceğim. Bakın Atasoy ne diyor: “Her türlü datanın ancak orijinalinin üzerinde inceleme yapılabilir. Bunun dışındaki bir görüntü üzerindeki inceleme delil teşkil etmez. Bunun aslının mutlaka görülmesi gerekir. Aslı üzerinde inceleme yapılmayan hiçbir görüntü kayıt ses ve imzanın hakkında kesin hüküm verilemez.” Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da “Islak İmza” tartışması doğduğunda buna gönderme yaparak, “kağıt parçası” dememiş miydi? Daha sonra orijinal belge ortaya çıkınca, savcılıktan istememiş miydi? Ya Deniz Baykal? Orijinal belge çıkana kadar o da “kağıt parça sı” dedi. TÜBİTAK, Adli Tıp Kurumu, Emniyet ve Jandarma Kriminal’in orijinal belge üzerinde yaptığı incelemeler sonucunda “Albay Dursun Çiçek’in elinin ürünüdür” tespitinden sonra yine de “inanmıyorum” ısrarını sürdürdü. “O belgede parmak izi var mı?” diye sordu. Orijinal belge üzerinden hazırlanan onca resmi bilirkişi raporlarına rağmen ıslak imzada ikna olmayan ve “parmak izi” arayan Deniz Baykal, kopya görüntü üzerinden üretilen ve bilimsellikle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bu rapora nasıl güvendi? Ya da başkalarının nasıl güvenmesini bekliyor? Baykal’ın mantığından hareketle şu soruyu yöneltirsem, haksızlık etmiş olur muyum: O görüntüdeki şahsın Deniz Baykal olup olmadığı tespiti yapılırken görüntülerin yansıdığı mekanda “parmak izi” neden aranmadı? Biraz daha ileri gidelim: DNA testine ihtiyaç yok mu? Özetle, dünkü basın toplantısı, tam bir fiyaskodur. Angora mahkumiyeti biter mi? Ayrıca, herkes merak edip soruyor. Görüntüler ortalığa düştüğünde Baykal ve Baytok, aile içinde dayanışma görüntüleri vermek yerine açıkça “biz değiliz” demediler. Ortada hiçbir inceleme sonucu yokken daha ilk gün “o görüntüler iki haftalık” diyen Baykal, nerden biliyordu? Kaldı ki, muhatapları için kıl aralıklarını, vücut ölçüsünü, çorap rengini ve gömlek boyunu bilmek için kriminal incelemeye, hele istifaya ne gerek vardı? İkisi de kameraların karşısına geçip “Onlar biz değiliz” diye haykırabilirlerdi, inanın daha inandırıcı olurdu, koltuk da yerinde dururdu. Deniz Bey enerjisini bu saatten sonra görüntüyü düzeltmekten ziyade, video üzerinden CHP ve Türk siyasetini dizayn etmeye yönelik komployu deşifre etmek için harcarsa, sanırım daha isabetli bir yol izlemiş olur. Bu yolda Angora mahkumiyetinin şifrelerini çözebilir mi, bazı dostlarının ayak izlerine rastlar mı bilemem, inancım, kendisini kuyudan çıkaracak kazı çalışmasının bu güzergahta yapılması gerektiği yönündedir. Ciddi bir bulguya rastlarsa (veya rastlarsak), muhatabı kim olursa olsun sonuna kadar üzerine gideceğimizden şüphesi olmasın. Biz kendisini yarı yolda bırakan, menfaat pusulasına göre yön tayin eden yoldaşlardan değiliz. Demokrasiden, hak ve özgürlüklerden yana yandaşız. Bu paydada herkesle yürürüz.
<< Önceki Haber Vallahi pes doğrusu Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER