Görgüsüzlük siteleri


Yıllarca önceydi. Adını vermekten çekinmiyorum; Bahçeşehir'de bir arkadaşa gidiyordum. Bugünkü kadar olmasa bile Bahçeşehir gerçekten adına uyumlu olarak koca bir şehirdi. Bahçeşehir'in önüne geldiğimiz zaman yolun, bir bariyerle kesilmiş olduğunu gördük ve durduk. Kovboy filmlerinden ya da savaşı konu alan filmlerden hevesli birkaç güvenlik görevlisi arabanın yanına geldiler. Birinin elinde bir makineli tüfek vardı. Utanmasa namluyu üzerimize çevirecekti. Kime gitmek istediğimizi sordular. Düşünün binlerce insanın oturduğu Bahçeşehir'den söz ediyoruz. "Size ne" dedim. "Canımın istediği yere ve canımın istediği kişiye giderim." Ve adamlar öylesine cahildiler ki o arazinin, ağırlıklı bir biçimde "kamu arazisi" olduğunu ve yol kesmeye bile hakları olmadığını bilmiyorlardı. "Gidemezsiniz" dediler. "Kime gideceğinizi bize söylemek zorundasınız. Biz de telefon ederek bu söylediğinizi doğrulayacağız..." Tabi çıldırdım. Arabadan indim ve avaz avaz bağırmaya başladım. Amirleri olduğu anlaşılan biri geldi beni tanıdı. "Özür dileriz Hocam, arkadaşlar sizi tanımamış" diyerek araya girmeye çalıştı. Ama tepem atmıştı. Ellerindeki otomatik silahların ruhsatlarını görmek istedim. Elbette yoktu. Hangi yasayla yolu kestiklerini sordum. Elbette onu da bilmiyorlardı. Güvenlik görevlisi olarak yetkilerini sınırlarını sordum. Ne sorduğumu bile anlamadılar... Ve iş, duygu sömürüsüne ve "emir kulu", olma edebiyatına(!) geldi. Galiba işin doğrusu oydu. O zamanlar Bahçeşehir'de kendini, "ayrıcalıklı" zanneden birtakım görgüsüzlerin koyduğu kuralları uygumaya çabalıyorlardı. Xxx Kamuya ait bir araziye bir bariyer koyarak kendilerini,(akıllarınca) güvenlik altına aldığını zanneden insanların, sapık anlayışıyla ilk kez böyle karşılaşmıştım. Oysaki atalarımız "Hırsıza kilit dayanmaz" derken ne kadar haklıydılar. 12 Eylül öncesinde anarşi ortamından kalan kimi güvenlik önlemlerini kendilerine yüksek gelirlerden ötürü tanınan bir hak olarak görüyorlardı. 12 Eylül 1980 öncesi "terör ortamını" ne güzel hazırlamış bize nasıl yutturmuşlardı... Bu türden "güvenlikçi" muhabbetlerini(!) çok yaşadım. Hatta birkaç kez bariyerlerden dönmelere kalktım. Ama yanımdakiler bırakmadı. Zaman içinde galiba bu türden "hazımsızlık ve görgüsüzlüklere" ben de alıştım. Şimdi sitelerde oturan bir arkadaşıma gittiğim zaman kime gittiğimizi "kuzu kuzu" söylüyorum. Kapıdakilerin, pek hoşuna gidiyor. Hemen telefon edip "Size birileri geliyor" gibisinden bir biçimde haber veriyorlarmış. Ancak geçenlerde böyle bir site kapısında gene bir olay yaşadım. İstanbul'un hemen yanı başındaki sitenin "kapısına" ya da bariyerine ticari bir taksi ile dayandığımda hemen yolumuz kesildi ve kime gittiğimiz soruldu. Kime gideceğimizi söyledim. Kimliğimi sordular. Tepem atmaya başlamıştı. "Abuzittin Zırtlıgil" gibisinden bir isim söyledim. "Hüviyetinizi rica edeceğim" demesinler mi... Elbette açtım ağzımı yumdum gözümü. Bariyeri açarak, "Sağa çeker misiniz" demez mi? "Sür" dedim taksiciye bunlar da peşimden koşuyorlar. Tabii iş gene, "emir kulu" muhabbetine ve duygu sömürüsüne dönüşüverdi. Tanrım, böyle görgüsüzlük nerede görülmüş?.. XXX Söz konusu sitedeki arkadaşım "Yahu, sen boşuna sinirleniyorsun" dedi. "Bu yaşananlar, bizim görgüsüz burjuvazinin, kendini tatmin etmek için uydurduğu kurallar. Bu zavallı güvenlikçiler de ekmek paralarını kaybetmemek için böyle davranmak zorundalar." Belki de haklıydı. Daha sonra adını vermeyeceğim bir sitenin ev sahiplerinin tümünün kabul niyetine imzaladıkları bir "Site özel yönetimi planı" çıkartarak gösterdi. İnanılmaz şeyler yazıyordu. Örneğin site sakinlerinden biri evinde bir tadilat vb. yaptıracaksa çalışan personeli, "nüfus cüzdanı fotokopisi" o personelin "ikametgâh senedini" ve "sabıka kaydını" site yönetimine teslim edecekti. Bir başka maddede oybirliği ile karar verilmedikçe bağımsız bölümler, (yani evler) dans salonu, kokteyl salonu, diskotek, tiyatro, kahvehane, gazino, lokanta, kebap salonu, pavyon, bar, kulüp ve benzer, maksatlarla kullanmayacakları yazıyordu. (Tabii bu amaçla kiraya da veremeyeceklerdi.) İnsan, "Evimi bar ya da pavyon yapacağım" diye söz veren bir maddenin altına imza atmaktan utanır. Ama bizim yüksek öğretimli olduğundan emin olduğum ve çok üst düzey yönetici konumundaki kimi burjuva ve bürokratlarımız böyle bir maddeye itiraz etmeyi akıl etmiyorlardı. XXX Beni rahatsız eden bir başka "özgürlük" ana caddeler üzerindeki esnafın yani dükkân sahiplerinin kaldırımları ve dükkanlarının önündeki caddeyi "parselleme" özgürlükleri! Cafe (kahve değil), büfe ve lokantaların kaldırımları işgali nedeniyle yürüyecek kaldırım kalmadığı gibi caddelerin kenarından da yürüyemiyorsunuz. Zira buralar da o dükkan sahiplerinin babalarının malı. Üstünde adları yazılı bir "kuka" ya da bir iskemle koydular mı yanaş istersen... Değneksiz köy, böyle bir şey herhalde...
<< Önceki Haber Görgüsüzlük siteleri Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER