Değişemeyenler


Ataol Behramoğlu "Marksizm bir bilimdir, ölmez." dedi. Bunu ben o zamanlar bile duymamıştım. Bilimsel denirdi de "bilimdir" diyenini hatırlamıyorum ciddiyet planında. Marx bile dememiştir bunu. Marksizm bilim ise; Marksizm Prof'ları da olmalıdır herhalde! 2010 yılı Türkiye'sinden Marksizm'e aydın bakışı! İbretlik bir manzara. Yazmaktan yorulduk, yeniden yazsak da bir faydası olmaz... Türkiye'deki solun militarizmle ilgisi yokmuş! 68'lilerin yokmuş! Hasan Cemal solcu da olmamış, 68'li de! Bir insan bir hata yapar. Yapar da, yarım asır sonra aynı hatayı savunur mu? Demek ki zaman tünelinden geçmişe dönsek, yine aynı şeyleri yapacaklar. Hiçbir ders, hiçbir sonuç çıkarmamışlar. Militarizmi güya şimdi reddediyorlar ama, bir yandan da 27 Mayıs'ı savunmaya devam ediyorlar. Onun sadece adı 68. Üniversitede sol eylemler 27 Mayıs'tan hemen sonra başladı. Sosyalist Kültür Derneği, Yön Hareketi, TİP'in kuruluşu çok öncedendi. Yön Bildirisi'nin imzalanışı 1961'dedir... Doğan Avcıoğlu orada da önderdir. Doğan Avcıoğlu demek militarizm demektir ve 9 Mart'a gönülden iştirak etmeyen, o gün bayram yapmaya hazırlanmayan sol eylemci yok gibidir. Önceleri anlayamadılar, 12 Mart'ı da bayram gibi karşıladılar ama işin öyle olmadığını anlayınca büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. 12 Mart, 9 Mart'ı önlemek için yapılmıştı. Düşünebilenler için öyle olacağı zaten belliydi. Onlar çalışıyordu da başkaları uyuyor muydu? Şartlar 27 Mayıs'tan çok farklıydı. 27 Mayıs'ın sol bir rengi olsaydı bastırılır, bir başkası yapılırdı. Onlar neyin farkında oldular ki bunun farkında olsunlar. 27 Mayıs'ın sol bir rengi yoktu ama herhangi bir rengi de yoktu. Genellikle CHP'ye (İnönü'ye) inanmışlardı, demokrasi bir CHP iktidarı ile devam eder sanıyorlardı. Umdukları olmayınca bir boşluğa düştüler. Cuntalar dönemi böyle başladı. 9 Mart'ı da bırak, Talat Aydemir'i destekleyen solcu hocalar yok muydu, daha 1962-63'te. İktisat'ın hukuk'un amfilerinde Tercüman, Yeni İstanbul gazetelerini çıkarıp okuyabilir miydiniz? Dünyadaki 68 olayları bizimkilere denk düştü. Bizde çoktan başlamıştı. 27 Mayıs öncesinde gençliği kullanmanın kolayca sonuç vermesi herkesi iştahlandırmıştı. Hemen tekrar başladılar ve bir cuntalar dönemi o iştah ile açıldı. 27 Mayıs kesmemişti! Anlatması bile ufunet veriyor. Liseden arkadaş olduklarımız vardı, hepsi "hızlı solcu" halini almışlardı. Hiçbirine laf dinletemiyordum, onca gayretime rağmen. Hoşlarına gidiyordu, yasaklanmış gizli heyecanlı işlerle uğraşmak. Üniversite bilim yuvasıydı, Behramoğlu'nun dediği gibi bilim de Marksizm'di! Onlar "bilimsel" diyordu, Behramoğlu tam adını koymuş: "bilim!" ... Geçti gitti onlar. Şartlar çok değişti. Endişe edilecek bir şey yok. Ama bahsi açılınca insan dayanamıyor. Bu kadar mı özeleştiri yoksulu olunur? Bu kadar mı boşuna yaşanır? "Batı'yla ilgini keseceksin, her şeyi devletleştireceksin." Tek cümlelik öneri ve model bu! Basit, kolay; bas düğmeye ortalık cennete dönsün! Bilim'e bak! Fikren tam bir komedi. "Emperyalizm gidecek, militarist devlet artı değeri paylaştıracak, fakir fukara kalmayacak! Demokrasi dediğin zaten burjuva yutturmacası! Sonra bu milletin buna kafası yetmez, böyle bir kurtuluş (!) a oy vermez; sol denilince zaten rengi değişiyor, kan tepesine çıkıyor, bu iş tepeden inme olmalı 27 Mayıs'taki gibi kolayca! Aralarında tartışıyorlar, sonunda buraya doğru meylediyorlardı. Halbuki 1965-71 arası ekonominin parlak dönemlerinden biriydi, 1950-60 arasında olduğu gibi. Onların kabul etmediği normal ekonomi bilimi böyle diyordu. Onların dediği değil, milletin tercihi doğruydu. "Bir şey bilmez" dedikleri milletin. 27 Mayıs olmasaydı, demokrasi normal gelişme seyrini devam ettirseydi bir gün sol da olacaktı ama öyle çocukça olmayacaktı. Bu ülkenin şartlarına göre şekillenecekti yavaş yavaş. Birbiri ardınca gelen acı olaylar ve musibetler de yaşanmayacaktı. Öyle dönemler yaşandı ki, hatıraları bile birilerini fikren ruhen kayba uğratmaya devam ediyor. Herkesin kendi romanı var ve herkes o romanın kahramanı. Yaşadıklarını övme ihtiyacını hissediyor. Bu psikolojik zaaf, aklın çalışmasına tabii ki izin vermez. Gençlik güzeldir elbette; ama o güzelliği güzel yaşamadınız, harcadınız. Kendiniz de kaybettiniz millete de kaybettirdiniz. Marksizm'in eleştirisi var; önerisi, uygulama modeli, ekonomisi yok. Marksizm ölmezmiş. O zaten ölü doğmuş. Onu kimse yaşatamazdı ve yaşatamadı da. Akıl dışı, hayat dışıydı. Ne bilimi, neyin bilimi? Ona bilim demek insan aklına hakarettir.

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER