Gayrı-siyâsî bir yazı


Yok aday listeleri, yok Avrupa’ya ağzının payını vermek, yok edeb fukarâsı bir aktör bozuntusunun müteaddid defâlar başörtülü seyircileri tâcîzi, yok Kemâl Bey’in Perşembe günü ilk defâ “Kürd” sözünü ağzına alması (maazallah çarpılacak adam!) ve daha neler de neler, maydanozlu köfteler... Kuzum, size günlerdir bu konulardan gınâ gelmedi mi? Vallâhi, bana da geldi! Onun için isterseniz sizlerle bugün başka bir ufka yelken açarak Hindistan’a batıdan ulaşmayı deneyelim. Efendim, biliyorsunuz ki her yeni kurulan politik rejimin, kendi yerini sağlama almak için eskiyi alabildiğine kötülemesi kuraldır. Bizde de Cumhûriyet rejimi aynı metodu uygulamış ve sâbık rejimi yerin dibine batırmakdan geri durmamışdır. Bu bir dereceye kadar normaldir. Fakat bu gayretin kısmen 87 sene sonra hâlâ devâm ediyor olması bana pek normal gelmiyor ki muhtemelen iki ihtimâle delâlet eder: Ya bâzı Kemalist büyüklerimiz meramlarını anlatmakdan âciz oldukları için onyıllardır geviş getiriyorlar ya da onların nazarında millet öylesine ahmak ki ne kadar tekrarlasan boş! Neyse, benim anlatacağım olay 1930’lu yıllarda Pederin edebiyat muallimi olarak çalıştığı Boğaziçi Erkek Lisesi’nde cereyân etmiş. Anlata anlata bitiremezdi: Bir kompozisyon, o zamanki adıyla tahrir görevinde (gâvurcasını söyleyince kalitesi artıyor meretin!) öğrencilerden biri şöyle iki cümle yazmış: “Osmanlı pâdişahları o kadar alçak insanlardı ki memleketi geri bırakmakdan çekinmediler. Eğer otuzaltısından her biri onar savaş tayyâresi satın alsaydı bugün 360 tayyâremiz olurdu.” Buradaki anakronizm zâten başlıbaşına tüyler ürpertici, çünki bu çocuk bunu latîfe olsun diye yazmıyor, ciddî. Ama beni asıl düşündüren bir başka husus buradaki verb! Dikkat edilirse “satın alsaydı” yazıyor “inşâ etseydi” değil! İşte bu bizim Tanzîmat’dan beri iliklerimize işleyen aşağılık duygusunun tipik bir dışa vurumudur! Biz bizzat yapamayız, ancak Batılıdan satın alabiliriz ki o da eğer lûtfedip satarsa! Bu zâviyeden bakarsanız necîb matbuatımızda Başbakan’ın Strazburg “mülâkâti” sırası söylediklerinden niçin en fazla “Avrupa’ya haddini bildirmek”le ilgili kısımların aşırı mübâlagayla öne çıkarıldığını da sanırım daha kolay anlarsınız. Evet, onlar bence de çok önemliydi ama Başbakan muhtemelen daha önemli başka şeyler de söyledi. Ne mi söyledi? Ne bileyim, açın, okuyun! Ben bu yazımda siyâsetden bahsetmeyeceğimi peşînen tasrîh etdim. ÖNEMLİ NOT: Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) bugün saat 14.00’de Taksim AKM önünde hayvanlara eziyeti ve hayvan katlini protesto amacıyla bir gösteri düzenliyor. Dünyâda en alçakça, en vicdansızca davranışlardan biri zavallı hayvanlara işkence ve onları katletmekdir! Bunun hiçbir türlü mâzereti yokdur! Bu bakımdan HAYTAP’ın bu tür davranışları “kabahat” kapsamından çıkararak “cürüm” kapsamına aldırmak üzere giriştiği bu hareketi bütün okuyucularımın desteklemesini istirhâm ediyor, ayrıca kendilerine, böyle hayırlı bir işe önayak oldukları için de en kalbî teşekkürlerimi sunuyorum. Y.A.
<< Önceki Haber Gayrı-siyâsî bir yazı Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER