Nancy'e Bulaşmayın!

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

23 Ara 2019 11:57
  • ABD ile Türkiye arasındaki saat farkı, yaz uygulamalarında yedi, kış uygulamalarında sekiz saate çıkıyor. Türkiye'de sabah sekiz olduğunda, ABD New York saati bir gün öncenin gece 12'si. Yani Türkiye güne uyandığında Amerika daha yeni geceye girmiş oluyor. Kafanızı fazla yormayın, smart phone'lara İstanbul ve New York saat ayarlar uygulamasını eklediğinizde bu dertten kurtuluyorsunuz. Hatta uygulamaya Honolulu'yu girip, teyzenizin Yoga saatini bile yakından takip edebilirsiniz. 

    Bu saat değişiklikleri, günlük işlerde sadece gün ışığını kullananlar için bir şey ifade etmiyor. Onlar için dünya sadece kendi yaşadıkları küreden ibaret. Fani dünya ile olan münasebetleri evdeki buzdolabı ile aynı. Dolabın kapısını açtıklarında ışık yanıyor ve hayat başlıyor. Kapıyı kapatıp dolabın lambası söndüğünde hayat bitmiş oluyor. Işıkları kapatıp uykuya daldıklarında, ha bir gece geçmiş ha bir asır veya bir milenium. Çok fark etmez. 

    Bir kaç gün önce ABD Senatosu, dur durak bilmeyen Başkan Trump'ı, başkanlık yetkilerini kötüye kullanmak, hatta şahsi işlerine alet etmek ve Senato'nun çalışmalarını engellemek suçlarından hesaba çekmeye karar verdi. Trump, Çarşamba akşamı, 8:30 New York Saati ile azil süreci açısından ciddi bir yola girdi. Sonuç ne olur? Şu an bir şey söylemek için çok erken. Cumhuriyetçi Parti, (GOP, Great Old Party, Büyük Eski Parti), ismi üzerinde gerçekten yaşlı, içi geçmiş ve Trump'a tutunarak günü kurtarma derdine düşmüş halde idame-i hayata mahkum. Amerikalı bir yazarın ifadesiyle, Cumhuriyetçi Parti ömrünü tamamladı, Demokrat Parti geleceğin partisi. Haksız sayılmaz! Bizdeki Halk Partisi gibi düşünebilirsiniz. 

    ABD'de Demokrat Parti'nin, Beyaz Saray'daki bir başkanı hukuk önünde hesaba çekmeyi başarması herkesi şaşırttı. 2016 Seçimlerindeki yenilgiden sonra kendisini bir türlü toparlayamayan Demokratlar, Başkan Obama'nın kendilerine bahşettiği tarihi rüzgarı da bütünüyle heba ettiler. Demokratlar, temsil ettikleri düşüncenin gereklerini yerine getirmekte oldukça beceriksizler. Bununla birlikte, ıkına sıkına da olsa, Başkan Trump'ı, Yüce Divan'a sevk edilen 3. ABD başkanı yapmayı başardılar. Demokrat Parti Sözcüsü Nancy Pelosi, Başkan Trump'ın bütün engellemelerini bertaraf edip, dediğini yaptı ve hukuki süreci başlattı. Aylar önce, Pelosi'nin kızı, annesini kastederek “Do not mess with Nancy!”, Nancy'ye sakın bulaşmayın, diyerek de herkesi uyarmıştı. Pelosi, Başkan Trump'ın oylamadan iki gün önce azil sürecini durdurması ile alakalı yazdığı mektuba “Böyle boş şeyleri okuyacak vaktim yok!” diye cevap verdi.

    18 Aralık'ta, New York Saati ile akşam 9:10 civarında nefesimi tutmuş, internetten oylama sonucunu ararken, parmaklarımın Mac Klavyesi üzerinde titrediğini hissettim. “Sana ne oluyor ki” demeyin. 8 Kasım 2016 sabahında, felaket bir döneme uyanmanın ne demek olduğunu bilmeyenlerin, bu heyecanları anlama şansı bulunmuyor. Kötü günlerdi vesselam. Neyse ki, Pelosi'nin oylama sonucu yüreklere su serpti. Sonuçlar haber ajanslarına düşer düşmez, konuyu en az benim kadar ciddiye alan bir kaç arkadaş ile paylaşmak çok zevkliydi. 

    Yabancı basının son dakika haberi olarak verdiği Trump'ın azil süreci oylaması, Türk Basınının gece rehavetine rastladığı için gün ışığını beklemeniz gerekiyordu. Saray kontrolü altındaki Türk Medya oluşumları hakkındaki bu iyi niyet ve hoşgörüm konusunda ben bile şaşırdım, doğrusu. Maaşları ve dolgun emeklilik yatırımları garanti altında olan medya esnafının tatlı uykusunu feda etmesi için bir sebep yok; öyle değil mi? Günler çuvala mı girdi?

    Ertesi günün ilerleyen saatlerinde durum yine değişmedi. Belli ki Türk Medyası, uluslararası gündemin en önemli haberini atlama konusunda çok ciddi bir uyarı almıştı. Başkan Trump'ın Yüce Divan'a sevkine üzülen Putin, “Yüce Divan gerekçeleri zayıf!” diyerek tepki gösterdi. Anlaşılan o ki, Rus Devlet Başkanı neticeden memnun kalmadı. Aynı üzüntüye Türk Medyasını da ortak etmiş olmalı ki, Rusya'nın en yakın uydusu konumundaki Türkiye, 2019'un en önemli olaylarından birini görmezden gelmeye karar vermiş. Zavallı medyanın “Alo Fatih!” alışkanlığı, uluslararası konularda “Alo Erdoğan'a” dönüşmüş olabilir. Dolayısıyla, neredeyse beş gündür, havuz medyası okurları Başkan Trump'ın azil sürecinde yediği büyük darbeden habersiz bulunuyorlar. Akıllarınca, Başkan Trump'ı korumaya çalışıyorlar. Ne büyük bir talihsizlik!

    Geçtiğimiz hafta itibariyle, ABD Meclisinin Türkiye hakkında uygulamaya koyacağı ambargo paketi kabul edildi ve altında Trump'ı imzası var. Cumhurbaşkanı, ambargo ihtimaline karşı geliştirdiği savunma refleksinde Başkan Trump'ın ismini ağzına almaktan ısrarla kaçınıyor. Kapalı kapılar ardında Trump'ın kendisine verdiği sözlere sadık kalacağı vehmine kapılmış olabilir. Çok kötü bir yanılgı; Başkan Trump'ın en kötü özelliklerinden ikisi, verdiği sözlere durmamak ve en yakınlarını uçurumdan yuvarlamakta hiç tereddüt etmemek.

    Nancy Pelosi, geçtiğimiz çarşamba akşamı elindeki küçük çekici masaya vurduğunda, meğer sadece Başkan Trump'ın değil, Putin ve Türkiye'deki iktidarın da ödünü patlatmış. Pelosi'nin kızı “Nancy'e bulaşmayın!” dedikten sonra, “Nancy, Baba Bush, Bill Clinton, oğul Bush ve Obama dönemlerini gördü. Onu ne zannediyorsunuz. En küçük bir kan lekesi bırakmadan kafanızı koparıverir de haberiniz olmaz!” diye de eklemeyi ihmal etmiyor.

    Kadir Gürcan
    23 Ara 2019 11:57
    YAZARIN SON YAZILARI