Ahirzamanda dinsizliğin iki cereyanı

Üstad Hazretlerinin bu tespitlerinin isabetini zamanı gelince insanlık tam anlayacaktır.

SHABER3.COM

ABDULLAH AYMAZ 
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, On Beşinci Mektub’un Dördüncü Sual’in cevabında iki cereyanı şöyle izah ediyor: 

“Birisi nifak (münafıklık) perdesi altında, Muhammed Aleyhisselamın peygamberliğini inkâr edecek. Süfyan nâmında müthiş bir şahıs, münafıkların başına geçecek, İslâmî kanunların tahribine çalışacaktır. (Ona karşı seyyidler cemaatinden mübarek bir zat o Süfyan’ın şahs-ı mânevîsi olan münafıklık cereyanını bitirip dağıtacaktır.)

İkinci cereyan ise, natüralist ve materyalist felsefesinden doğan nemrudca bir cereyan, gittikçe âhirzamanda tarihî maddecilik felsefesi vâsıtasıyla yayılarak kuvvet bulup, Cenab-ı Hakk’ın varlığını inkâr edecek bir dereceye gelir. Nasıl ki, bir padişahı tanımayan ve ordudaki subayları ve neferleri onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşi bir adam, her askere bir nevi padişahlık ve bir çeşit hâkimiyet verir. Öyle de, Allah’ı inkâr eden o cereyan mensupları, birer küçük Nemrud hükmünde, nefislerine bir rubûbiyet verir. Onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve manyetizmanın hadiseleri nevinden müthiş harikalara mazhar olan Deccal ise, daha ileri gidip, zorbalığa dayanan görünürdeki hükümetini bir nevi rubûbiyet (Halka ‘Ben sizin en büyük rabbinizim diyen Firavun gibi rablık)  tasavvur edip ilâhlığını ilan eder. Bir sineğe mağlup olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ emesi, ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malumdur. 

İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hz. İsa Aleyhisselam mânevî şahsiyetinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani İlahî Rahmetin semâsından inecek… Hâl-i hazır Hıristiyanlık o hakikate karşı sâfileşip temizlenecek, sonradan ilave edilen hurafelerden ve yapılan tahriflerden sıyrılacak… İslâmî hakikatler ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslamiyet’e inkılap edecektir… Kur’an’a iktida edip uyarak, o Îsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbî olacak ve İslâmiyet, metbu (kendisine uyulan, rehber)  makamında kalacak; Hak din bu iltihak neticesinde büyük bir kuvvet kazanacaktır.

Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlup olan Îsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galip gelip dağıtacak kabiliyetini kazanınca, gökler âleminde beşerî cismiyle bulunan İsâ Aleyhisselamın şahsı o hak dinin cereyanının başına geçecektir. Bu gerçeği Muhbir-i Sadık (Yanılmayan doğru haberci olan Muhammed Aleyhisselam) her şeye kudreti yeten Cenab-ı Hakk’ın vaadine dayanarak haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır… Madem her şeye Kâdir olan Cenab-ı Hak vaad etmiş, elbette yapacaktır." (Buraya kadar anlatılanlardan benim anladığım Hz. İsa Aleyhisselamın iki çeşit inişi vardır. Birincisi şahs-ı mânevisinin inişi: Bu inişte Komünizm, Bolşevizm bitmiştir. Gerçekten şahsının bizzat inişiyle bütün cihandaki inkâr-ı ulûhiyet denilen dinsizlik bitecektir.)

“Evet, her vakit göklerden melâikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine konulan (Cebrail Aleyhisselamın Dıhye suretine girmesi gibi)  Ve ruhânîleri ruhlar âleminden gönderip insan suretinde temessül ettiren hatta ölmüş evliyaların çoklarının  ervahlarını misali cesedleriyle dünyaya gönderen Hikmet Sahibi Cenab-ı Hak, Hz. İsa Aleyhisselam  İsa dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi (güzel ve mutlu bir son) için, değil dünya semasında cesediyle bulunan ve hayatta olan Hz. İsa, belki Âhiret Âleminde en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle büyük bir netice için ona yeniden cesed giydirip dünyaya göndermek, o Hikmet Sahibi Cenab-ı Hakk’ın hikmetinden uzak değil… Belki O’nun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş… Ve vaad ettiği için elbette gönderecektir."

Mühim bir not: Hz. İsa Aleyhisselam geldiği vakit, herkes onun hakiki İsa olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun yakınları ve ileri gelen özel seçkinleri, iman nuru ile onu tanır. Yoksa apaçık şekilde, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.

* * *
Üstad Hazretlerinin bu tespitlerinin isabetini zamanı gelince insanlık tam anlayacaktır. Dünyadaki anlayışların bu kadar çalkalanması, yeni analizler ve yepyeni sentezlerle teknolojilerde de düşünce tarzlarında da yeniliklerin ortaya çıkması bizlere gösteriyor ki, o günlere doğru gidilmekte…  

Birkaç sene önceki anlayışlarımız yeni sürprizlerle ufuk ve derinlik kazanıyor. Bunların hepsinde ümitler fer verecek ve kuvvet kazandıracak güzellikler hissediliyor. Kaderin sevkiyle girdiğimiz bu isabetli ve istikametli yolda, iyi niyetlerle ve insanlık faydasına ölçülerle devam etmeliyiz. Eğer biz, bize düşeni yerine getirecek olursak, Cenab-ı Hak da inşaallah dünyaya umumî sulhû ve huzuru getirecektir. Evet, biz sadece işimize odaklanmalıyız. 
<< Önceki Haber Ahirzamanda dinsizliğin iki cereyanı Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER