100 milyon liralık başarının sırrı

Bazen küçümsemek için 'kıldan-tüyden işler' deriz. Oysaki kendisine 'kılı-tüyü' iş, hatta dert edinmiş bir girişimci B'iodata Laboratuvarları'nın kurucusu Cihat Dündar'ın sıfırdan zirveye ulaşan başarısı oldukça dikkat çekici.

100 milyon liralık başarının sırrı

Ayrıca bu iki önemsiz nesnenin bertaraf edilmesinde kullanılan ürünleri de kapsayan kişisel bakım ve kozmetik sektöründe 300 milyar dolarlık dünya pazar büyüklüğü gözden kaçırılmamalı. Kişisel bakım ürünlerinde uzmanlaşan B'IOTA Laboratuvarları, doğadan aldığı ürünlerle bilimi birleştirerek kadın ve erkekler için kozmetik ürünler hazırlıyor. 2002 yılında kurulan şirket, Türk bilim adamları ve dermatologları tarafından geliştirilen ürünlerle sağlık ve güzelliği bir arada sunuyor. İnsan vücudunu oluşturan 59 element toprakta da bulunuyor. Bu elementler doğal olarak topraktan bitkilere de geçiyor. B'IOTA Laboratuvarları da bu 59 elementi içeren bitkilerle ürünler oluşturuyor. Anadolu'muz dünyanın en zengin bitki dokusuna sahip ülkelerden biri ve 3 bin 200'ü endemik olmak üzere 10 bin civarında bitki türü yetişiyor. Ürünlerinde 'doğal güzelliğe' odaklanan ve Anadolu'nun bitkilerini ürünlerinde kullanan Biota, Ar-Ge çalışmalarına çok önem veriyor. Kurum 2009'da Ar-Ge'ye 5 milyon dolar ayırmış. Her derdin çaresi bitkiler de var mı? B'IOTA'nın değişik amaçla kullanılan 5 kozmetik markası var. Ürünlerini iç pazarın yanı sıra İspanya, İrlanda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ukrayna başta olmak üzere 32 ülkeye ihraç etmekte. B'IOTA'nın 'istenmeyen tüylere' çözüm olarak ürettiği ilk ürünü Bioder. Saç dökülmelerine bitkisel çözüm sağlayan Bioxcin, şampuan ve serum ile cilt problemlerinin tedavisine yönelik olarak Deracine, kadınların saç bakımına yönelik olarak Bioblas ve kişisel bakımına özen gösteren erkekler için Biomeen markaları pazarda tüketicilere sunuluyor. Markalarıyla kişisel bakım pazarındaki liderliğini sürdüren B'IOTA Laboratuvarları, şimdilerde 30 bin metrekarelik kapalı alanda yeni bir üretim tesisi ve dünyanın en büyük bitkisel kozmetik araştırma laboratuvarını kuruyor. Tesisin 1.000 kişiye istihdam imkanı sağlaması planlanıyor. 2009 yılı itibarıyla saç dökülmesine karşı geliştirilen Bioxcin'in pazardan aldığı pay yüzde 70'e ulaşırken Bioder de tüy azaltıcı pazarının yüzde 90'ını elinde tutuyor. Kurum, klinik çalışmalarını hem Türkiye'de hem de Almanya'nın önde gelen medikal araştırma kuruluşlarından Dermates'te de yaptırıyor. Kozmetİk en büyük pazarlardan biri Dünyadaki kozmetik pazarının toplamı 300 milyar dolara yakın. Avrupa'da kozmetik ürünlerin kullanım oranı yüzde 40 iken, Türkiye'de bu rakam henüz yüzde 4'lerde. Son 5 yılda Türkiye'de yüzde 23 büyüyen dermokozmetik sektörüne, 2007 yılında 175 milyon lira yatırımla 100'ü aşkın yeni marka girmiş. B'IOTA Laboratuvarları yüzde 100 Türk sermayesi. 2004'te 8 milyon lira olan cirosu 2007'de 52 milyon liraya, 2008'de de 100 milyon liraya ulaşan şirketin büyüklüğü son 4 yılda yaklaşık yüzde 650 büyüme göstermiş. 2009'da ise 100 milyon dolar ciro hedefleniyor. Bİz Türkler daha bakımlı olmalıyız Türkiye'de dermokozmetik pazarın toplamı 225 milyon dolar civarında. Eczaneler kanalıyla satışa sunulan saç dökülmesini önleyen ürünler 80-100 milyon liralık bir büyüklüğe sahip. Tüy azaltıcı ürün pazarı ise 15 milyon lira civarında. Selülit kremlerinin 1 milyar dolarlık Türkiye kişisel bakım ürünleri piyasasındaki payı giderek büyüyor. Türkiye kozmetik pazarı 3 milyar dolar. Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında henüz gidecek çok yolu var. Avrupa'da kozmetik ürünlerin kullanım oranı yüzde 40 civarındayken Türkiye'de bu rakam henüz yüzde 4'lerde bulunuyor. Bu durum aslında Türkiye'deki potansiyelin büyüklüğünü de ortaya koyuyor. Erkek kişisel bakım ürünleri pazarında da büyüme var. Son yıllarda beyler kendilerine daha çok bakmaya başlamış. Yaklaşık 300 milyar dolarlık pazarın yüzde 10'u erkek kişisel bakım ürünlerinden oluşuyor. Türkiye kozmetik pazarında erkek kozmetiğinin payı henüz yüzde 3 civarında. Ayrıca hâlâ kalıp sabunu kendi üretip kullanan bölgelerimiz de var. Fırsat öyle göz önündedir ki kimse göremez Cihat Dündar, Almanya'da doğmuş ve 20 yaşında Türkiye'ye dönmüş. Çeşitli firmalarda yönetici olarak çalışırken bir yandan da çocukluğundan beri meraklı olduğu şifalı bitkiler ve dermokozmetik konusundaki araştırmalarına devam etmiş. Dündar'a şifalı bitkiler konusundaki merakını sorduğumda ilk gençlik yıllarına dönüyor ve "Evde nereden geldiğini hiç kimsenin hatırlamadığı bir şifalı otlar kitabı bulmuştum. Oradaki karışımları denemiş ve ergenlik sivilcelerimi çok kısa sürede iyileştirmiştim. Bu benim için bir başlangıç oldu. Daha o yıllarda elime geçen her bitkiyi bitkisel karışıma dönüştürerek önce kendimde denedim." diyor. Dündar, B'IOTA Laboratuvarları'nı kurduğu 2002 yılına kadar öyle çok deneme yapar, öyle çok karışım oluşturur ki bugün sayısını bile hatırlamıyor. Ancak bu uğraşlar sonunda formülünü kendi geliştirdiği Bioder'i 2003 yılında pazara sunar. Dündar bu yeni ürünle, 'istenmeyen tüyler' konusunda yeni bir kategori açmış olur. Aslında herkesin gözü önünde duran bu 'istenmeyen tüyler' pazarını neden bir kadın girişimci değil de bir erkek keşfetmiş merak ediyorum. "25 yaşında bir genç olarak kadınların böylesine bir problemi olduğunu ne bulunduğum çevreden ne de bir başka biçimde bilmem mümkün değildi, ancak askerliğimi Şırnak'ta dış posta olarak yapıyordum. Alışveriş yaparken kadınların konuşurken ağızlarını kapattıklarını gördüm. Nedeninin de dudak üstü ve çenedeki tüyler olduğunu fark ettim. İşte o zaman bu tüylerin kadınlar için sorun olduğunu da fark etmiş oldum. Peki, İstanbul'daki hanımlarda neden bu tüyler yok diye araştırınca da şehirli hanımların tüylerini aldırdıklarını öğrendim. Doğulu kadınların imkanları yoktu. Bu bir yandan beni üzerken diğer yandan da pazardaki bu fırsatı da gördüm." diyor. Cihat Dündar, askerlik dönüşü 'istenmeyen tüyler' konusundaki araştırmalarına başlar. Bugün hâlâ asker arkadaşlarının kendisini aradığını söyleyen Cihat Dündar, kendisine, "Sen nöbette ya da içtimadayken bunları mı düşünüyordun?" diye sorduklarını söylüyor. Sadece eczacI, farmakolog ya da kimyacI olmanIz yetmİyor "Şifalı bitkiler işinde çok disiplinli olmanız gerek, sadece bir alanda yetkin olmanız yetmiyor. Bütün bilgiler ayrı ayrı duruyordu, bunları birleştirmek önemli. Ben askerdeyken bile yanımda götürdüğüm kitapları okur, boşa zaman geçirmezdim. Askerlik dönüşü üç yıl boyunca uzmanlık alanım olmasa bile araştırmalarımı babama ait kiraya veremediği bir dairede imkansızlıklarla sürdürdüm. Sabahlara kadar çalışıp adeta kendimi unutuyordum." diyen Dündar, etrafından gelen tüm caydırıcı söylemlere rağmen yoluna devam etmiş. Almanya'da kendisine 'savaşçı' dediklerini söyleyen Dündar, mücadelesini daha doğrusu deneylerini sürdürür. Bedeni tüy azaltıcı Bioder'in ilk uygulama alanı olur. Bugün, her formülü ayrı ayrı denediği bedeninde bazı bölgelerinde tüyleri bile azalır. İlk bilimsel onay, ilk sıkıntılar ve nihayet günışığı İlk tescil girişiminde ödediği 10 bin liranın ne kadar zor kazanılmış bir para olduğunu ve bu bedeli öderken elinin titrediğini, ancak deney sonuçlarının 'inanılmaz' dendiği anı daha dün gibi hatırlıyor. Ama sonuçları aldığı Eskişehir'den heyecanla nasıl döndüğünü hatırlamıyor bile! Cihat Dündar'ın üstünde üç yıl çalıştığı formülü mükemmel ama yatırım için sermayesi yoktur. O yıllar doğrudan satış yaparak üç yıl boyunca kazandığı parayı formülün işe yararlığına yatırdığından sonraki adımları dikkatli atmak durumundadır. Ümraniye'deki evinden arkadaşının Kadıköy'deki bir han içindeki köhne yazıhanesine yürüyerek gidişi, gazeteye küçücük, 'İstenmeyen tüyler için arayınız' yazan ilanı ve o pazar günü gelen 100'den fazla telefonu da daha dünmüş gibi anlatıyor. Hatta telefondaki hanımların "Biz gelip alalım." demelerine, bulunduğu köhne yeri görmemeleri için nasıl karşı durduğunu da aynı heyecanla paylaşıyor. Dündar, formülünü kozmetik ruhsatı olan bir firmaya ürettirmeye başlar. Ailece paketlemeyi ve teslimatı yaparlar. Her teslimat başka bir talebi getirir. İşler büyürken Cihat Dündar da 'tüy pazarındaki' sonsuz ihtiyacı görür. Arkadaşının yanındaki büroyu tutar, bir de telefonlara bakacak sekreteri olur. Artık daha kurumsal bir sürece girmiştir. Formül o kadar ünlenir ki daha o günlerden başlayan formülü satın alma isteği bugün de devam eder. Bugün 40'a yakın benzeri olan Bioder, yeni kategori açan pazar lideri olarak konumunu koruyor. Kadın güzelliği kriz dinlemez Kriz, özellikle hanımların kişisel bakımlarında bir ihmalkarlığa sebep olmuş mudur? Bu konuda Cihat Dündar net bir cevap veriyor, "Asla" diyor, "Ancak işsizlik durumu psikolojik bir etken olduysa da temmuz ve ağustosta pazar yüzde 12 büyüdü." diye konuşuyor. Cihat Dündar'ın yaptığı işe duyduğu adanmışlığı görebiliyorum. Sözlerini bu adanmışlığı gösterecek argümanlar vererek sürdürüyor: "Kıl-tüy deyip geçmeyin. Vücuttaki tek kök hücreye sahip parça tüyler. Bunu çıkarıp atmak pek kolay değil. Biz tüyleri azaltmak üzere çalışırken bir de gördük ki bazı karışımlar kılları artırıyor. Bu defa da bize isyan eden saçları dökülmüş erkeklerin derdine çare olacak Bioxcin'i pazara sunduk. İş zaten Bioder ile patlamıştı, Bioxcin de başka bir yöne doğru çıkış sağladı. İddia ediyorum ki son yıllarda kozmetikte yapılmış en iyi lansmandı." Bioder, Bioxcin ve Deracine eczanelerde Bioblas ve Biomeen perakendede satılıyor. Şampuanların pazardaki payı dördüncülük, ki pazar Türk markalarınca biz boş bırakıldığı için yüzde 70'ten fazlası yabancı markalarda, "Böyle bakınca altı yılda iyi bir noktadayız." diyen Dündar, "Son iki yıl içinde yurtdışında 32 ülkeye ihracat yapmayı başardık. Şimdilerde erkeklerin bile tüylerini aldığı Japonya'da 52 bin eczaneye ürün vereceğiz. Beni de heyecanlandıran yurtdışındaki yeni pazarlar." diyor. Logoyu, İletşim fakültesi öğrencilerine çok ucuza yaptırdım B'IOTA Laboratuvarları kurucusu Cihat Dündar'ın markanın logosunu hazırlatması oldukça ilginç. Dündar marka adından logo tasarımına, isminden renklerine kadar Ankaralı iki iletişim fakültesi öğrencisinin işi neredeyse bedavaya yaptığını söylüyor. Dündar, "İsim ve logomuz çok başarılı oldu. Bugün yaptırsak ne kadar ödeme yapardık bilmiyorum." diyor. Dündar'ın karşılaştığı bir diğer problem ise markanın tanıtımı: "Reklam jargonunu bile bilmiyordum. Toplantılarda anlıyormuş gibi gözüküp sonra neredeyse sözlüğe bakıyordum. Konkur deniyordu, oysaki bizim bildiğimiz ihaleden başka bir şey değilmiş. İşi öğrenene kadar reklam yeri satın almada epey kandırılmışım. Sonra işi profesyonellere bıraktım ama ben de her zaman işin içinde oldum." ZAMAN-GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU
<< Önceki Haber 100 milyon liralık başarının sırrı Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER