Ergenekon'da BOMBA karar !

Ergenekon Davası'nın en önemli delilleri olan Ümraniye'de bulunan el bombaları için mahkemeden flaş bir karar çıktı.

Ergenekon'da <b>BOMBA </b>karar !

Mahkeme Ümraniye bombalarının imha edilme görüntülerini istedi ve polislerden oluşan bilirkişi heyetini değiştirdi. Ergenekon Davsı’nın bugün görülen duruşmasında mahkeme, Ümraniye bombalarının imha edilme görüntülerini istedi. “Ergenekon” davasına bakan Mahkeme Heyeti, emniyet ve jandarma ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Genel Müdürlüğünden, el bombaları konusunda bilirkişilik yapabilecek 3'er kişilik bilirkişi listelerini istedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına verilen aranın ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün ara kararları açıkladı. Kerinçsiz ve avukatlarının talepleri doğrultusunda Ümraniye'de ele geçirilen bombaların imhasına ilişkin herhangi bir görüntü kaydının olup olmadığının İstanbul Emniyet Müdürlüğünden sorulmasına karar veren Mahkeme Heyeti, eğer görüntü varsa bir örneğinin mahkemeye gönderilmesini kararlaştırdı. Heyet, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, MKE Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı yazı yazılarak, el bombaları konusunda bilirkişilik yapabilecek bilgi ve deneyime sahip, 3'er kişilik bilirkişi listelerinin tespit edilerek mahkemeye gönderilmesine karar verdi. "Ergenekon" davasına, 22 Aralık Pazartesi günü devam edilecek. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davanın bugünkü duruşması tamamlandı. Mahkeme Heyeti, bir sonraki duruşmayı, 22 Aralık Pazartesi günü saat 09.30'a bıraktı. Ergenekon davasında tutuklu sanık Muammer Karabulut'un savunması tamamlandı. Ergenekon terör örgütünün üyesi olduğu gerekçesi ile yargılanan Muammer Karabulut, hakkındaki iddiaların hukuki olmadığını iddia etti. Savunamasının ardından çapraz sorgudan geçirilen Muammer Karabulut, Ergenekon terör örgütüne üye olmaktan suçlandığını cezaevinde öğrendiğini söyledi. Karabulut, "Olmayanı var gibi sayarak beni suçlamışlardı. Polis elde ettiği Lobi belgesini anlamak yerine bir köşe yazarı aracılığı ile bunu gazetede yayınlattı ama kimse de farkına varmadı. 2002'de bu konu ile alakalı soruşturma takipsizlik kararı ile sonuçlandı" dedi. Karabulut, "Yargıtay Ergenekon düğümünü çözecektir. Alınan karar tarihi bir karardır. Bu kararı oy birliği ile veren Danıştay üyelerini kutluyorum. Yargıtay, 'Ergenekon ile Danıştay birleşsin ve tertibi yapanlar ortaya çıksın' demiştir" diye konuştu. Karabulut, savunmasında Ergenekon soruşturması kapsamında tanık olarak ifade veren Danıştay davası sanıklarında Osman Yıldırım'a da değinerek, "Ergenekon davası bundan sonra iddia makamının 'Osman'ı ile yürüyecektir. Osmancık, olmayan evde, olmayan bombaları nasıl aldığını burada bir bir anlatacaktır. Bu dava artık yüce divanda bitecektir ve bu davanın galibi olmayacaktır" dedi. İddianamede hukuki bir husus olmadığı için savunma yapmayacağını ifade eden Karabulut, "İddianamede görünen eylemim Fener Rum Kilisesi'nin Yunanistan'a taşınması için yaptığımız eylem ve kampanyalardır. Yaşamak için Fener Rum Patrikhanesi ile savaşmak zorundayım. Fener Rum Patrikhanesi bizi devlete şikayet etmiştir. Devlet de onları dinlemiştir. Beni niye dinlemiyor? Ömrümün sonuna kadar onun kapatılması için mücadele edeceğim benden kaçamayacaklar. Onlarda bunu biliyorlar zaten" diye konuştu. Karabulut, "Veli Küçük'e yolladığım yazı ve onunla yaptığım bir görüşme mi terör örgütü suçunu oluşturuyor? Veli Küçük'ün talebi üzerine kendisine banka satışlarında oynanan oyunlarla ilgili bir yazı yolladım. Kendisinin de banka konusunda bir bilgisi yoktu. Bir kez de yüz yüze görüştüm" dedi. Karabulut, Veli Küçük ile tanışmasını da anlattı. Fener Rum Patrikhanesi'nin araya girmesi sonucu Finansbank'ın Yunanlılara satılmaya çalışıldığını, satış işlemlerindeki oyunu ortaya çıkarmak için çeşitli yazılar yazdığını belirten Karabulut, Finansbank'ın üst kuruluşu olan FİBA Holding bünyesinde bulunan ENDİ'nin yönetim kurulunda Veli Küçük'ün ismine rastladığını söyledi. Karabulut, bir paşanın isminin böyle bir yerde geçmesine inanamadığını belirterek, "Doğruluğunu tespit etmek ve bu konu hakkında kendisini uyarmak için Küçük'ü aradım. Finansbank'ın satışının arkasındaki kuşkularımı paylaştım. Bu konu ile ilgili yazılarımı istedi. Yazdığım yazılar sonrası tatil için geldiği Antalya Sorgun'daki jandarma kampında bir kez yüz yüze görüştüm" diye konuştu. MUZAFFER TEKİN'İ ARAŞTIRDIM Karabulut'un savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Cumhuriyet SavcıMehmet Ali Pekgüzel "İfadeniz de Muzaffer Tekin'i gıyaben tanıdığınızı beyan ettiniz.Muzaffer Tekin ile ne zaman ve kim tarafından tanıştırıldınız?" diye sordu. Karabulut, "17 Mayıs 2006'da Fener Rum Patrikhanesi Cenevre'de bir toplantı yapacaktı. Aynı gün Danıştay'da bir saldırı meydana geldi. Sevgi Erenerol ile bu konuyu konuşurken 'Muzaffer Tekin bu olaya karıştırılmaya çalışılıyor. Muzaffer bizim sevdiğimiz arkadaşımızdı. Bu olaya onu bulaştırmaya çalışıyorlar' dedi. Ben de Muzaffer Tekin'i araştırmaya başladım. 'Acaba Muzaffer Tekin'in Kıbrıs bağlantısı var mı?' dedim. Bana Kıbrıs'ta Hava İndirme Birliği'nde görev yaptığını söyledi. O tarihlerde bu saldırıyı ulusalcılara yıkmaya çalıştıklarını düşündüm. Danıştay saldırısı tertibi konusunda en fazla araştıran kişilerden biriyim. Danıştay saldırısından olayı kuşkularım nedeniyle Muzaffer Tekin'i gıyabında tanırım yüz yüze tanışıklığım yoktur" diyerek cevap verdi. Savcı Pekgüzel, "Kaleme aldığınız yazıda Muzaffer Tekin'in albaylığa yükseldiğinden bahsetmişsiniz. Bunu yazacak kadar bilgiye nasıl sahipsiniz?" sorusuna Karabulut, "Temsilciliğini yaptığım Milli Güç Platformu'nun toplantısına Muzaffer Tekin'in de katıldığını öğrendim. Ben niye böyle bir insana sahip çıkmayayım? Araştırma yapmak benim karakterimdir. Tekin ile ilgili bilgiyi başkalarından aldım" dedi. Savcı Nihat Taşkın, Kemal Kerinçsiz'in bilgisayarında ele geçirilen "Kürşat Harekatı" isimli belgede Muammer Karabulut isminin de yer aldığını belirtmesi üzerine Karabulut "Ergenekon'dan sonra ikinci bir hareket midir bu? Belgeyi görebilir miyim?" diye sordu. Bunun üzerine Savcı Taşkın laptopun ekranını çevirerek belgeyi Karabulut'a gösterdi. Karabulut "Bilmiyorum" dedi. Sanık Karabulut, savcı Taşkın'ın "Turhan Çömez ile ne zaman tanıştınız?" sorusuna "Bergama'da Fener Rum Patrikhanesi bir ayin tertipliyordu. Aynı zamanda Selanik'te Pontus soykırım anıtı açılacaktı. Turan Çömez Balıkesir milletvekili olduğu için ayinin yapılmaması konusunda yardım almak için kendisine ulaştım. O da durumu Başbakana iletti. Araya Hatemi'ler girerek Aksu vasıtasıyla bu ayini yaptırdılar" cevabını verdi. Karabulut Turan Çömez'in bu konularla ilgili bir sempozyum için kendisinden yardım istemesi üzerine yapacağı konuşma metninde yardımcı olduğunu da belirtti. Üye hakim Hasan Hüseyin Özese de Karabulut'a, "Erenerol'u nereden tanıyorsunuz? Kendisi ile 637 kez telefon görüşmesi yaptığınız belirlenmiş bunu açıklar mısınız?" diye sordu. Bu soru üzerine Karabulut, Erenerol'un temsil ettiği kilisenin kendisi için çok önemli olduğunu belirterek, " Zira o kilisenin temelinde Türkiye Cumhuriyeti var. Kendisi ile 637'den fazla konuşmuşumdur. Az bile yazılmış" diye konuştu. KILIÇDAROĞLU'NUN BAHSETTİĞİ FATURA GERÇEK Karabulut'un savunmasının ardından söz alan sanıklardan SESAR Başkanı İsmail Yıldız, CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun ortaya attığı fatura ile ilgili olarak açıklama yapmak istediğini belirtti. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, "Evet. Siz açıklama yapmasaydınız. Ben soracaktım" dedi. Yıldız bahsi geçen bu faturanın gerçek olduğunu belirterek "AKP kurulmadan önce Melih Gökçek, parti kurma çalışması içerisindeydi. Parti kurma işi iptal olunca Demokrat Parti'nin Genel Başkanlığı'na oynadı. Bu dönemde danışmanlık hizmeti vermemizi istedi. Bu hizmet içinde Recep Tayyip Erdoğan'ın tutarsızlıklarının araştırılması, AKP'nin iktidara gelişinin engellenmesinin araştırılması ve Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara geldiğinde nasıl yıpratılır araştırmasıdır. Her parti seçim döneminde rakipleri hakkında böyle çalışmalar yapar. Biz de yaptık. 354 milyar lira bedel çıkardık. O dönemde AKP kurulmamıştı. Para AKP'nin kurulmasından sonra 13 Haziran 2003 tarihine kadar ödenmedi. Bu tarihte fatura kesildi. Bu danışmanlık hizmetinden şu an AKP'nin içerisinde olan herkesin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın haberi vardı. Bu fatura Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutacak bir faturadır. Hükümeti yıkmak gibi bir kastımın olmadığı bu faturadan anlaşılacaktır. Mecliste 330 milletvekili olan bir hükümeti yıkmak benim haddim değil. Bir hükümeti ancak kendi yıkar" dedi. MAHKEME HEYETİ GÜNEY'İN YÜZÜN MERAK EDİYOR Sanık Kemal Kerinçsiz, Tuncay Güney hakkında bir türlü yakalama kararının verilmediğini belirterek mahkemenin şu aşamada sadece Güney'i tanık olarak dinleyebileceğini söyledi. Güney'in tanık sıfatı ile yurtdışında dinlendiğinde tertibin halen devam edeceğini bu yüzden mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğini ifade ederek, mahkemenin Güney'in yüzünü görmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine başkan Şengün "Yüzünü biz de merak ediyoruz" dedi. Verilen aranın ardından mahkeme başkanı ara kararı açıkladı. İmha edildiği ileri sürülen el bombalarını yeniden incelenmesi konusunda Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'ndan bilirkişi listesinin istenilmesine karar verildi. Tutkulu sanıkların tahliye taleplerinin reddine karar verilen duruşma 21 Aralık 2008 pazartesi günü 9.30 ertelendi.
<< Önceki Haber Ergenekon'da BOMBA karar ! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER