Merhum Türkeş'in gözyaşları...

Darbenin ikinci gününün sabahında MHP lideri Türkeş, Genelkurmay'ı arayarak yerini bildirdi. Çocuklarına sıkıca sarılarak, kendisini alıp götürecek askerleri beklemeye başladı.

Merhum Türkeş'in gözyaşları...

Darbe döneminde Türkeş'in payına sadece acı düşmüştü Ahmet Kekeç 12 Eylül'ün en karanlık günlerini ‘DERİN ROMAN' kitabında yazmıştı. 27 Mayıs 1960'ta ordu yönetime el koyduğunda radyodan genç bir albayın sesi yankılanıyordu. Silahlı Kuvvetler'in yönetime el koyduğunu bildiren bu sesin sahibi, 12 Eylül darbesi döneminde “tabutluk”a konulan, türlü işkencelerden geçirilen Alparslan Türkeş'ten başkası değildi. 12 Eylül'ün mağdurları safındaki bu siyasi kişiliğine Star yazarı Ahmet Kekeç'in “Derin Roman” adlı kitabında ilginç anekdotlarla yer veriliyor. Kitapta anlatıldığına göre, darbeden haberdar olan Türkeş, sol bir darbeden korktuğu için 12 Eylül günü evini boşaltmış, eşi ve çocuklarını bir yakınının evine yerleştirdikten sonra kendisi de Gaziosmanpaşa'daki bir eve geçmişti. 13 Eylül günü darbenin niteliği anlaşılınca MHP'liler yıllar sonra, “Biz içerdeyiz ama fikrimiz iktidarda” demişlerdi. GENELKURMAY'I ARAYIP ADRESİNİ VERDİ 13 Eylül sabahı erken kalkan Türkeş telefonun başına geçerek Genelkurmay Başkanlığı arayarak kaldığı yerin adresini verdi. Saat 08.30'da 3 askeri araç eşliğinde bir albayla bir yüzbaşı gelip Türkeş'i aldılar. Etimesgut Havaalanı'na gittiler. Orada bir askeri uçak onları bekliyordu. Türkeş, önce İzmir Çiğli Havaalanı'na, sonra da bir helikopterle Uzunada'ya götürüldü. KIZININ HIÇKIRIKLARINI HİÇ UNUTAMADI Türkeş, Uzunada'da eşi ve çocukları ile kalan Erbakan'a komşuydu. Bir hafta sonra Türkeş de çocuklarını yanına aldırttı. 28 gün sonra Erbakan ve Türkeş aileleriyle birlikte askeri bir uçakla Çiğli Havaalanı'ndan Etimesgut'a götürüldüler. Havaalanında çocuklarından ayrılmaları gerekiyordu. Uçaktan indiklerinde küçük kızı Türkeş'in kucağındaydı. Onları alıp götürecek subaylar gelince Türkeş çocuklarına sarıldı, tek tek hepsini öptü. Küçük kız kollarını babasının boynuna dolamıştı. Ayrılmak istemiyordu. Görevliler ikaz edince ağlamaya başladı. Türkeş'in de gözleri dolmuştu. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'na getirildiğinde kulağında kızının hıçkırıkları vardı hala. Hücreleri izleniyordu O gün birisi sivil 6'sı asker toplam 7 savcı tarafından 12 saat kesintisiz sorguya alınan Türkeş'e bankadaki parasını, dört evinin hesabını, partide bulunan belgelerin mahiyetini, her şeyi soruyorlardı. Sorgusu tamamlanan MHP Lideri geceyarısından sonra Ankara Dil Okulu'na gönderildi. Hemen ardında da Erbakan getirildi. İki koalisyon ortağı, Birinci ve ikinci Milliyetçi Cephe hükümetlerinde Başbakan Yardımcılığı yapmış 2 siyasi lider, şimdi aynı odadaydılar. O gece hiç konuşmadılar. Odanın dinlendiğini düşünüyorlardı. Bu düşüncelerinde haklıydılar. Kaldıkları oda özel bir yöntemle izleniyordu. 2 Ekim'de gazeteler Türkeş ve 28 MHP'linin tutuklandığını yazıyordu manşetlerinde. Donanma'ya önerdiği isim Türkeş'i tutuklattı Türkeş, eski bir askerdi ve ordu içinde çok sayıda taraftarı vardı. Kenan Evren'in Genelkurmay Başkanı seçilmesinde dolaylı katkıları olmuştu. Konsey üyesi Nejat Tümer'in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na getirilmesinde de Başbakan Yardımıcısı olarak etkin bir rol oynamıştı. Türkeş, hayatındaki en uzun tututukluluk günlerine başladığında, “Milli Güvenlik Konseyi'nin oluşmasındaki dolaylı katkılarını hatırlayıp acı acı gülecekti. Kendi eliyle göreve getirdiği Nejat Tümer tarafından Uzunada'da “zorunlu ikamete” memur edilmişti. Erbakan ve Türkeş cezaevinde 12 Eylül yöneticileri liderlere farklı muamele yapıyordu. Demirel ve Ecevit Hamzaköy'de ikamete tabi tutulurken, Erbakan ve Türkeş'e layık görülen “tutukluluk”tu. Turan Feyzioğlu ise hükümet kurma çalışmalarında darbecilere danışmanlık yapıyordu.
<< Önceki Haber Merhum Türkeş'in gözyaşları... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER