Her yıl 150 bin kişi kansere yakalanıyor

Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kayseri Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdullah Büyükçelik, kanserin tüm dünyada görülme oranının giderek artan önemli bir hastalık olduğunu söyledi.


Büyükçelik, Türkiye'de her yıl yaklaşık 150 bin kişinin kansere yakalandığının tahmin edildiğini belirtti. Kanser hastalığı konusunda halkın bilinçlendirilmesi için 1–7 Nisan Kanser Haftası olarak belirlendi. Bu hafta, halkı kanser konusunda bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık kazandırma çalışmalarına yoğunluk verilip kanser mücadelesinde önemli bir yer tutuyor. Doç. Dr. Abdullah Büyükçelik, kanser hücresinin, vücudumuzdaki normal olarak bulunan hücrelerin genetik olarak değişikliğe uğraması ve bunların sonucunda da sonsuz çoğalma özelliği kazanmış hücreler olarak gösterdi. Normalde insan vücudunda bir hasar meydana geldiğinde, bu hasar hücreler tarafından tamir edildiğini aktaran Büyükçelik, şu bilgileri verdi: "Hücreler yeteri kadar çoğalıp tamir bittikten sonra çoğalma işlemi durur. Kanser hücresi bu özelliğini kaybetmiştir ve sürekli çoğalır. Bu nedenle bulunduğu organ bu kanser hücreleri tarafından işgal edilir ve organ görev yapamaz hale gelir. Birtakım genetik değişiklikler, çevre faktörleri, mikrobik kanserojenler (hepatit B gibi kanserojenik virüsler) ve radyasyon gibi faktörler normal vücut hücrelerimizde değişikliğe neden olur. Vücudumuzda sürekli anormal hücreler meydana gelmektedir. Bu anormal hücreler vücut savunma sistemi (immün sistem) tarafından vücuttan temizlenir. Bir şekilde bu hücreler vücuttan temizlenemezse çoğalmaya devam eder. Bu hücreler sonuz bölünme yeteneğine sahip, ölümsüz hücrelerdir. Bu hücrelerin aynı zamanda etrafa ve uzak organlara gidebilme özelliği (metastaz) vardır. Normal bir hücrenin kanser hücresi haline geçmesi için yaklaşık 8–10 yıla ihtiyaç vardır. Kanserleşmiş bir hücrenin çoğalarak yayılması için de ilave 3–5 yıla ihtiyaç vardır." Doç. Dr. Abdullah Büyükçelik, her şeyden önce genetik (yani ailevi eğilim) eğilim olmasını bir risk olarak göstererek, şöyle konuştu: "Ailesinde kanser öyküsü olan kimseler kanser açısından risk altındadır. Bir takım kanserojenlere maruz kalanlar risk altındadır. Örnek vermek gerekirse, asbeste maruz kalmak akciğer zarı kanseri (mezotelyoma) için risk faktörüdür. Hepatit B enfeksiyonuna sahip olmak veya saklanan tahıllarda üreyen aflatoksin karaciğer kanseri için risk faktörüdür. Radyasyona maruz kalmak birçok kanser için risk faktörüdür. Güneş ışınları 'maliyn melanoma' denilen ve geç fark edilirse ölümcül olabilen cilt kanserine neden olabilir. Vücut benleri de melanom için risk faktörleridir." "Hava kirliliği ve sigara, hava yolları ve akciğer kanseri için risk faktörüdür." diyen Büyükçelik, şu tavsiyelerde bulundu: "Beslenme şekli de kanser için risk faktörüdür. Kızartılarak veya yakılarak (Mangal et ve mangalda hazırlanan gıdalar), tütsülenen gıdalar, tuzlanan, salamura yapılan ve ek maddeler eklenerek saklanan gıdalar, yağlı ve kalorisi yüksek gıdaları tüketmek mide ve barsak sistemi kanseri riskini artırmaktadır. Gereksiz yere yapılan radyolojik incelemelerde radyasyon içerdiği için kanserojen etkiye sahiptir. Elektromanyetik radyasyon (cep telefonları) beyin kanseri için risk faktörüdür. Tedavi edilmemiş müzmin iltihabi hastalıklar (iltihabi barsak hastalıkları, romatizmal hastalıkları) da kanser gelişimi için risk faktörüdür." (CİHAN)
<< Önceki Haber Her yıl 150 bin kişi kansere yakalanıyor Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER