Avrupa'da ön elemeleri seviyoruz

Avrupa kupalarında 'ön eleme' kavramının çıkış süreci 1990'lardır. Zira o dönemde futbol adına iki önemli değişim oldu. Bunlardan birincisi Doğu Bloku'nun çöküşüyle birlikte ortaya UEFA üyesi olan pek çok yeni devletin çıkması idi.

Avrupa'da ön elemeleri seviyoruz

Yeni devletler demek yeni takımlar ve katılımcılar demekti. Yine o süreç 'endüstriyel futbol' denilen ve para ile sıkı ilişkisi olan yeni bir düzenin peyda olduğu dönemdi. Böylece eskiden sadece ülke şampiyonlarının katılabildiği bir kupa olan ve toplam 5 rakibi geçen takımın şampiyon olabildiği Şampiyon Kulüpler Kupası lağvedilerek yerine çok daha fazla takımın/sponsorun katılabileceği Şampiyonlar Ligi tesis edilmişti. Böylelikle takım sayısında ciddi bir artış görüldü ama büyükler sahne almadan evvel bazıları bir an önce ayakaltından çekilmelilerdi. Bu yüzden temmuz, ağustos sıcaklarına denk gelen ön eleme kavramı icat edildi ve pek çok ülke son yıllarda Avrupa kupalarında eylül ayını bile göremez oldu. Şampiyonlar Ligi'nin ilk organizasyonlarında sadece ülke şampiyonları yer alabiliyordu ve klasik turların ardından çeyrek final yerine 4'erli iki grup oluşturuluyordu. Bu nedenle G.Saray'ın 1993-94'teki Cork City ( 2-1, 1-0) ve M.United (0-0, 3-3) başarıları ön eleme sayılabilir de sayılamaz da... Ancak bir yıl sonraki ilk resmî ön elemede Galatasaray, Lüksemburg'dan Avenir Beggen'i zorlanmadan geçmişti. 1995-96'da Daum'un, Stefan Kuntz'lu, Aumann'lı Beşiktaş'ı Norveçli Rosenborg'a 0-3 ve 3-1'lik sonuçlarla elenmişti. Ertesi yıl ise Okocha ve Kostadinov'lu F.Bahçe, İsrail'den M.Tel Aviv'i 1-1 ve 1-0 ile saf dışı bıraktı. Daha sonra G.Saray'ın altın yıllarında sırasıyla İsviçre'nin Sion ve Grasshoppers, Avusturya'nın Rapid Wien ve yine İsviçre'nin St. Galen takımlarını hiç yenilmeden elediğini gördük. Aynı süreçte G.Saray'a eşlik eden Beşiktaş, Sloven Maribor'u elerken, İsrail takımı Hapoel'e ise elenmişti. 2000-01 sezonunda ise önce Bulgar Levski'yi, ardından da Rus Lokomotif'i elemeyi başardı Siyah Beyazlılar. 2001-02'de F.Bahçe, İskoç G.Rangers'ı 0-0 ve 2-1 ile, iki ön eleme oynayan G.Saray ise Arnavut Vlazznia ve Bulgar Levski'yi elemeyi başarıyordu. Ertesi yıl F.Bahçe, Hollanda temsilcisi Feyenoord'a iki maçta da kaybederek elendi. 2003-04'te G.Saray yine bir Bulgar takımı olan CSKA Sofya'yı iki defa yenip eledi. 2004-05'te Trabzonspor, Leton Skonto'yu eleyip, ikinci ön elemede Ukrayna'dan D.Kiev'e deplasmanda kazanmasına karşın elendi. Ertesi yıl yine Trabzonspor daha büyük bir şok yaşatarak Rum Kesimi'nden Anorthosis'e elendi. 2006'da ise Fe.Bahçe, Faroer'den B36'yı rahat geçip, D.Kiev'e elenirken G.Saray ise Çek Cumhuriyeti'nden Mlada'yı kupanın dışına itti. Geçen sezon ise Beşiktaş, Sheriff ve Zürich engellerini namağlup aşmayı başardı. F.Bahçe'nin rakibi Anderlecht'ti ve temsilcimiz iki maçı da kazanarak gruplara kalmayı bildi. F.Bahçe bu sezon da MTK engelini geçti. Buna göre Türk takımları 26 Şampiyonlar Ligi ön elemesinin 20'sinde gülen taraf oldular. UEFA Kupası'ndaki ilk ön eleme maceramızı ise 1994-95'te F.Bahçe ile yaşadık ve kardeş ülke Azerbaycan'ın Turan takımına karşı 5-0 ve 2-0'lık skorlarla rahat bir tur elde ettik. O süreçten bu yana UEFA'daki 18 ön elemenin 15'inde tur atlayan Türk takımları iyi bir karne elde etmiş oldular. İki kupanın toplamında ise Türk takımlarının tur geçme oranlarının % 80 olduğu görülüyor. Görüldüğü gibi Türkiye, ön eleme kavramı için ağır kaçan bir ülke durumunda. Öyle ki, temsilcilerimiz karşılarına çıkan nispeten zayıf rakipleri bertaraf etmekte pek zorlanmıyorlar. Dileğimiz bu iyi gidişatı Galatasaray'ın Steaua Bükreş, F.Bahçe'nin Partizan ve Beşiktaş'ın S. Brejeg karşısında da devam ettirmesi yönünde. MEHMET YILMAZ
<< Önceki Haber Avrupa'da ön elemeleri seviyoruz Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER