EN ACILI SEÇİM

Çok seçim gördüm ama hiçbiri bu kadar acılı olmamıştı.


Kampanya dönemlerinde hiç kaza yaşanmadı değil. Her defasında irili ufaklı seçim konvoylarında can da acıtan kaza ve olaylara tanık olduk. Ama bu sefer başka... Tam da Ergenekon iddianamesinin kamuoyuna açıklandığı ve sandık için geri sayımın başladığı sırada BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun içinde bulunduğu helikopterin düşmesi bütün ülkeyi derinden sarstı. Yakınlarını ve sevenlerini değil sadece, bütün ülkeyi yasa boğdu. İstisnasız tüm partiler seçim programlarını iptal etti. Liderlerden hayırla hatırlanacak bir davranış. İçişleri Bakanı'nın ardından Başbakan Erdoğan da çalışmaları yerinde takip etmek üzere Kahramanmaraş'a gitti. Muhsin Yazıcıoğlu, bir seçim kampanyasında ilk kez helikopter kullanıyordu. Bunu son mitingde partililere de anlattı. "Biz Hazine'den yardım almıyoruz, arkadaşların desteği ile helikopter kiraladık." dedi. Sanki başına gelecekleri biliyor gibi uzak noktalardaki toplantılara helikopterle gitmesi önerilince 'itiraz etmiş', arkadaşları ısrar edince de, "Siz beni öldürmek mi istiyorsunuz?" diye takılmış. Yakın dava arkadaşı Ökkeş Şendiller, sürekli karayolunu kullanan Yazıcıoğlu'nun hiç istemediği halde partideki arkadaşlarının zorlamasıyla ilk defa helikoptere bindiğini söyledi. "Helikoptere binmeye gönlü razı olmadı." dedi. Kadere bakın ki; helikopterle ilk yolculuğu kazayla sonuçlandı. Göksun yakınlarında düştüğü anlaşılan helikoptere bir türlü ulaşılamaması acıyı daha da artırdı. Olayın üzerinden saatler geçti, kötü hava şartlarının hüküm sürdüğü bölge havadan ve karadan taranmasına rağmen enkaz bulunamadı. Devlet bütün birimleriyle seferber oldu, kriz masaları kuruldu ancak bir netice alınamadı. Sürecin uzaması BBP'de yer yer tepkilere de neden oldu. Haksız değiller. 'İhmal mi var? Savsaklanıyor mu?' şeklinde isyan edenler çıktı. Bu tepkiyi hükümete yönlendirmek isteyenlere de rastlandı. Bu gibi duygusal ortamlar her zaman provokasyona açıktır. Belli aralıklarla basının karşısına çıkarak kamuoyunu bilgilendiren parti yöneticilerinin, yaşadıkları derin acıya rağmen soğukkanlılığı elden bırakmaması, tepkinin ileri boyutlara taşınmasını engelledi ve provokasyonun önünü kesti. En zor zamanda bile serinkanlı davranan parti yönetiminin bu tutumunu takdir etmemek mümkün mü? Muhsin Yazıcıoğlu, siyasetin en sevilen isimlerinden. 12 Eylül öncesinin bütün karmaşasını yaşamış, ülkücü camianın efsane reisi... İşkencenin diğer adı Mamak zindanında geçen yıllarını kendisinden defalarca dinledim. Özeleştiri yapmasını da bildi. Şu sözler onun: "Bir zamanlar okullara sığmadık, mahallelere sığmadık, şehirlere sığmadık, Türkiye'ye sığmadık. Ama arkasından iki buçuk metrekarelik hücrelere sığdık. Dışarıda birlikte yaşayamayanlar hücrede birlikte yaşamaya mecbur oldular. Dışarıda yaşamanın yolunu bulamayanlar hücrede birlikte yaşamanın kültürünü geliştirdiler." Bir dönemin muhasebesini bundan daha iyi yapmak mümkün mü? Daha sonra Mamak'ı şiirleştirdi de. O aynı zamanda şiir yazan bir lider. Bir siyasetçi için önemli bir meziyet bu. Bir yandan iyi bir haber için gözümü ekrandan ayıramazken Mamak şiirlerine göz gezdiriyorum. 'Üşüyorum' diye bir şiiri var. Bir başka şiirinde sorular soruyor; 'Geçmişten geleceğe uzanan � Bir yolun neresindeyim � Daha hangi dağ ve engelli yollardan � Çıplak ayaklarla gideceğim'. Acaba neler düşündü de dağ ve engelli yollardan çıplak ayakla gideceğini şiire yazdı? Yazıcıoğlu; 12 Eylül'ü, Mamak'ı yaşadı. Çıkardığı dersleri daha sonraki siyasal çizgisine yansıttı. O, çok önemli bir siyasî figür... 28 Şubat'ta 'Türkiye, Cezayir olmayacak ama Suriye de olmayacak' çıkışı unutulmaz. Kurucu lideri olduğu Büyük Birlik Partisi'nin seçimlerde sıçrama yapmadığına bakmayın, her sağ seçmenin ikinci partisi durumunda. Herkesin büyük sempati ile baktığı biri. Göksun dağlarından iyi bir haber gelir mi?..

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER